HOLLANDADA İSLAM
Avrupa’da İslam artık sadece göçmenlerin taşıdığı bir inanç değil; aynı zamanda bu topraklarda doğan, büyüyen ve bilinçli tercihle İslam’ı seçen Avrupalıların da dinidir. Bu nedenle, dinimizi nasıl yaşattığımız ve nasıl temsil ettiğimiz meselesi, her zamankinden daha fazla önem kazanmıştır.
Özellikle Hollanda’da Müslüman olmuş akademisyenler, entelektüeller ve düşünce insanları bulunmaktadır. Bunlardan biri de Hollandalı Profesör Abdulwahit Van Bommel’dir. İslam hakkında onlarca kitabı var. Kaleme aldığı birçok özgün İslami eserler ve Hollandaca diline çevirdiği kitaplar ile tanınan Abdulwahid van Bommel, İslam ahlakı, batıda İslam, tasavvuf, mizah ve özellikle son yıllarda üzerinde çalıştığı çocuklar için açıklamalı Kur’an-ı Kerim meali gibi eserlerle ve yaptığı birçok tercüme çalışmaları ile Hollanda’daki İslami literatürüne önemli katkılar yapmıştır.
Bu tür isimler, İslam’a duygusal bir yönelişten ziyade, aklî ve ahlâkî bir arayışın sonucu olarak ulaşmışlardır. Geçen yazımda Müslüman olan eski Hollanda millet vekili Yoram van Klaveren’i yazmıştım. (18 Aralık 2025 Bolu Nabız)
İşte bu noktada durup düşünmemiz gerekir:
Bu insanlar İslam’da neyi gördüler?
Hangi değerler onları etkiledi?
Müslümanlığı günlük hayatlarında nasıl yaşıyorlar?

Bu sorular yalnızca merak için değil; bizim kendimizi sorgulamamız için de önemlidir. Çünkü İslam, anlatılarak değil; yaşanarak öğretilen bir dindir. Bir Avrupalının İslam’la tanışmasında, müslümanın ahlâkı, adaleti, merhameti ve tutarlılığı etkili olmaktadır.
Bu nedenle camilerimiz, sadece ibadet mekânı değil; aynı zamanda İslam’ın vitrini konumundadır. Camide okunan hutbe, verilen vaaz, kurulan dil ve sergilenen üslup; İslam’ı yeni tanıyanlar için belirleyici olmaktadır. Anlaşılmayan bir dilde anlatılan din, muhatabında mesafe oluşturur. Anlaşılan bir dil ise kalbe kapı aralar.
Üçüncü ve dördüncü kuşak gençlerin sınırlı Türkçe bilgisi, camilerde okunan hutbelerin anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle hutbelerin Türkçeden sonra kısa bir Hollandaca izahla desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Günümüz teknolojisi sayesinde imam efendilerin akıllı telefon veya tabletler aracılığıyla hutbeyi Hollandaca özetlemeleri mümkündür. Bu yaklaşım, gençlerin hutbeye ilgisini artıracak ve camilerle olan bağlarını güçlendirecektir.

Bugün Müslüman olmuş Hollandalılara daha dikkatli bakmak zorundayız. Onların İslam’ı nasıl yaşadıkları, hangi kaynaklardan beslendikleri ve dini günlük hayatla nasıl bütünleştirdikleri, bizim için önemli dersler barındırmaktadır. Bu tecrübeler, İslam’ı kültürel bir kalıp olmaktan çıkarıp evrensel bir değerler sistemi olarak yeniden düşünmemize yardımcı olabilir.
Ayrıca bu bakış açısı, Avrupa’da doğup büyüyen üçüncü ve dördüncü kuşak Müslüman gençler için de yol göstericidir. Din, yalnızca miras alınan bir kimlik değil; bilinçle taşınan bir sorumluluk hâline geldiğinde kalıcı olur.
Dinimizi yaşatmanın yolu; onu sadece korumaktan değil, doğru temsil etmekten geçmektedir. Müslüman olmuş Avrupalı aydınları anlamak, onların tecrübelerinden istifade etmek ve İslam’ı evrensel diliyle anlatmak; bugünün Avrupa Müslümanlarının en önemli görevlerinden biridir.