GÖKYÜZÜNÜN AYDINLIĞI MI AKLIN AYDINLIĞI MI
2025 yılını geride bıraktık. 2026’nın ilk ayında, yıllardır yaşadığım ülke Hollanda’dayım. Bu yıl Hollanda’da yılbaşı gecesi gökyüzü bir kez daha pırıltılı ışıklarla, yıldızlı ve yaldızlı renklerle aydınlandı. Ancak bu aydınlanma bir veda niteliği taşıyordu. Çünkü Hollanda, 2026’nın sonunda 2027’ye girerken havai fişek kullanımını tamamen yasaklama kararı aldı. Bu yıl, gökyüzünde patlayan ışıklar, aslında bir dönemin sonunu ilan ediyordu.
Bu karar, sadece çevresel ya da güvenlik gerekçeleriyle alınmış sıradan bir yasak değildir. Aksine, toplumsal bilinç, kamu güvenliği, çevre duyarlılığı ve ekonomik aklın birleştiği bir noktayı temsil etmektedir. Yılbaşı gecelerinde milyonlarca avronun gökyüzünde birkaç dakikada yok olmasına artık “eğlence” gözüyle bakılmıyor. Bu harcamaların yardım kuruluşlarına, sosyal projelere, ihtiyaç sahiplerine yönlendirilmesi öneriliyor. Kısacası, geçici bir gürültü yerine kalıcı bir iyilik tercih ediliyor.
Hollanda’nın bu konudaki hafızası da oldukça canlıdır. Yıllar önce Hollanda’nın Enschede kentinde bir havai fişek deposunun patlaması sonucu bir şehir adeta harabeye döndü, insanlar hayatını kaybetti, yüzlerce ev yok oldu. O acı tecrübe, toplumun zihnine kazındı. Riskin, eğlenceyle örtülemeyecek kadar büyük olduğu görüldü. Bugün alınan kararlar, geçmişin bedelini unutmayan bir toplumun olgunluğunu yansıtıyor.
Bir öğrencim, yılbaşı gecesi atılan bir havai fişek yüzünden bir gözünden yaralandı. Görme bozukluğu yaşıyor. Bu yıl başında: Hollanda’da 129 milyon avro havai fişekle havaya gitti. 1239 yaralanma oldu. Bir anlık eğlence, bir kaç dakikalık patlama; ama ömür boyu taşınan bir acı bıraktı.
Ancak burada asıl düşündürücü olan şudur: Hollanda bu alışkanlığı terk ederken, biz tam tersine bu eğlenceye yeni bir hızla, “tam gaz” devam ediyoruz. Oysa biz, ekonomik olarak zorlanan, geniş kesimleri yoksulluk sınırında yaşayan bir ülkeyiz.
Ekonomi, tarihin her döneminde toplumların kaderini belirleyen temel unsurlardan biri olmuştur.
Her yıl yılbaşı, düğün, maç kutlamaları ya da siyasi sevinçlerde milyonlarca lira gökyüzüne savruluyor. Peki bu harcamaları neye göre yapıyoruz? Kimin parasıyla, kimin ihtiyacını görmezden gelerek?
Kamunun israfını da dikkate almamız gerekiyor.
Daha da çarpıcı olan şu değil mi: Gelişmiş ülkelerin terk ettiği, zararlarını tecrübe ederek vazgeçtiği alışkanlıkları, biz neden yeniden bir “gelenek” haline getiriyoruz? Birilerinin bıraktığı kötü alışkanlıkları, neden biz sahipleniyoruz?
Düğün konvoyları, maç galibiyet konvoyları da öyle. Petrole bağımlı bir ülkeyiz. Eğlencelerimizi lüzumsuz israflara çeviriyoruz.
Geri kalmışlık bazen teknolojiyle değil, tercih edilen alışkanlıklarla kendini gösterir.
Havai fişekler, silah atışları sadece para israfı değildir. Aynı zamanda çevreye zarar verir, hayvanları korkutur, yaşlıları ve hastaları tedirgin eder, yangınlara ve kazalara yol açar. Birkaç dakikalık görsel şölenin bedelini doğa, canlılar ve toplumun tamamı öder. Buna rağmen hâlâ “eğleniyoruz” diyerek bu gerçeği görmezden geliyoruz.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Gökyüzünü ışıklarla aydınlatmak mı daha değerlidir, yoksa aklımızı, vicdanımızı ve önceliklerimizi aydınlatmak mı? Hollanda 2027’ye karanlık bir gökyüzüyle ama aydınlık bir bilinçle girecek . Bizim de tercihimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekmiyor mu?
Gerçek kalkınma, gürültüyle değil; akılla, merhametle ve sorumlulukla olur. Gökyüzüne atılan havai fişeklere değil, insana yatırım yapan toplumlar geleceği inşa eder.