Bir rektörün makamından kalkıp ilkokul çocuklarının dünyasına girmesi… Üniversiteli pırıl pırıl gençlerin de çocukların sevincine ortak olması… İşte asıl iyilik budur

Dün, yani 7 Ekim 2026 Çarşamba günü, Bolu’da öyle bir eğitim buluşması yaşandı ki, bana göre bunun adı sadece bir “okul ziyareti” değildi.

Bu, makamların çocuklara eğildiği, üniversitenin ilkokul sıralarına kadar uzandığı, pırıl pırıl üniversiteli gençlerin çocukların dünyasına girerek onlarla aynı neşeyi paylaştığı, iyiliğin elden ele taşındığı çok özel bir gönül hareketiydi.

Ve bu güzel tablonun merkezinde bir isim vardı:

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Faruk Yiğit.

Çimento Çaydurt İlkokulu’na yapılan ziyarette Sayın Rektör Yiğit’in çocuklara söylediği bir cümle, aslında bütün hikâyeyi anlatmaya yetiyordu:

“Siz bize gelmeden, biz size geldik.”

İşte mesele tam da buydu. Çünkü bir ilkokul çocuğunun üniversiteye gitmesine daha yıllar var. Ama üniversitenin çocuklara ulaşması için yıllar beklemeye gerek yok.

Faruk Yiğit ve beraberindeki gönüllü üniversite gençleri bunu yaptı. Çocukları beklemediler. Çocukların ayağına gittiler.

KOSKOCA BİR REKTÖR, İLKOKUL ÇOCUKLARININ YANINDA…

Bir düşünelim…Bir üniversitenin rektörü.

On binlerce öğrencinin, akademik dünyanın ve büyük bir kurumun sorumluluğunu taşıyan bir makamın sahibi.

Ve o makamın sahibi, Çimento Çaydurt İlkokulu’na gidiyor. Çocukların karşısına geçiyor. Onlarla konuşuyor. Onlara kitap, oyuncak ve kırtasiye malzemeleri ulaştırıyor.

Çocukların yüzündeki mutluluğa ortak oluyor. Bence burada durup düşünmek gerekiyor.
Çünkü bazı davranışların değeri, yapılan işin maddi karşılığıyla ölçülemez.

Bir çocuğun eline tutuşturulan oyuncak birkaç yüz lira olabilir. Bir kitap birkaç yüz lira olabilir.

Ama o çocuğun hafızasında bırakacağı iz?

İşte onun fiyatı yoktur.

Belki bugün o okulun birinci, ikinci, üçüncü ya da dördüncü sınıfında olan bir çocuk, yıllar sonra üniversiteye girdiğinde bugünü hatırlayacak.

“Bir zamanlar üniversitenin rektörü bizim okulumuza gelmişti.”

Belki de o çocuk, yıllar sonra bir başkasına iyilik yapacak. İşte iyilik böyle çoğalıyor.

“SİZ BİZE GELMEDEN, BİZ SİZE GELDİK”

Rektör Prof. Dr. Faruk Yiğit’in konuşmasındaki şu sözler, bu buluşmanın ruhunu özetliyordu:

“Normal şartlarda sizleri üniversitemize bekleriz; ancak biliyoruz ki bu belki 10 yıl gibi bir zaman alacak. Biz sabırsızlandık; siz bize gelmeden, biz size geldik ve bugün sizlere kitaplar, oyuncaklar getirdik.”

Ne güzel söz…Ne güzel yaklaşım…

Bir üniversite rektörü, çocuklara sadece “Günün birinde üniversitemize gelin” demiyor.

“Biz sabırsızlandık, biz size geldik” diyor. Bu cümle, makamdan çok daha büyük. Çünkü çocuklara verilen en önemli mesajlardan biri şu:

“Siz değerlisiniz. Sizi beklemiyoruz; size geliyoruz.”

İYİLİĞİN STANDINDAN ÇOCUKLARIN GÜLÜMSEMESİNE…

Bu hikâye aslında Haziran ayında BAİBÜ kampüsünde gerçekleştirilen personel şenliğinde başladı.

Yaklaşık 2 bin 500 kişinin katıldığı etkinlikte kurulan “İyilik Standı”nda üniversite personeli gönüllü olarak kitap, oyuncak ve kırtasiye malzemeleri bağışladı.

Sonra o malzemeler depolarda bekletilmedi.

Çocuklara ulaştırıldı.

Yaklaşık bin kitap, 250 oyuncak ve çeşitli kırtasiye malzemeleri Çimento Çaydurt İlkokulu öğrencileriyle buluşturuldu.

Çocukların yüzleri boyandı. Oyunlar oynandı. Hediyeler verildi.

Ama burada özellikle üniversiteli gençlerin emeğinin altını çizmek gerekiyor.

Çünkü onlar bu etkinliğin sadece seyircisi değildi. Pırıl pırıl gençler, çocukların arasına girdiler. Onlarla oyunlar oynadılar. Hediyeleri elleriyle ulaştırdılar. Çocukların yüzlerindeki mutluluğa ortak oldular.

Kimi zaman bir çocuğun elinden tuttular, kimi zaman onunla oyun oynadılar, kimi zaman çocukların neşesine neşeyle karşılık verdiler.

Üniversiteli gençlerin okul bahçesinde çocuklarla birlikte geçirdiği o saatler, bana göre bu projenin en kıymetli taraflarından biriydi.

Çünkü çocuklar sadece birer hediye almadı.

Kendileriyle ilgilenen, onlarla oynayan, onları dinleyen, onlarla gülen genç ağabey ve ablalar kazandılar.

Bu gençler, üniversitenin sadece ders veren ve diploma veren bir kurum olmadığını da göstermiş oldular.

Üniversite; topluma dokunan, el uzatan, paylaşan ve gönüllülük kültürünü büyüten bir yuvadır.

İşte bu nedenle BAİBÜ’nün gönüllü gençlerini ayrıca tebrik etmek gerekiyor.

Onlar da dün çocuklara çok güzel bir ders verdiler:

İyilik yapmak için büyük yaşta olmak gerekmiyor.

FARUK YİĞİT’İN SÖZLERİ, ÇOCUKLARIN GELECEĞİNE BAKIŞI ANLATIYOR

Rektör Yiğit’in çocuklara yönelik bir başka cümlesi de dikkat çekiciydi:

“Oyuncaklar onların ufkunu ve gelişimini hızlandıracak unsurlar. Dolayısıyla her birinin mutluluğu bizim de mutluluğumuz.”

İşte eğitim anlayışı biraz da budur.

Çocuğa sadece ders kitabı vermek değildir eğitim. Çocuğun merakını canlı tutmaktır. Hayal kurmasını sağlamaktır. Kitabı sevdirmektir.

Oyuncağın dünyasından bilimin dünyasına uzanan bir köprü kurmaktır.

Ve en önemlisi çocuğa:

“Sen önemlisin.”

duygusunu hissettirmektir.

ÇİMENTO ÇAYDURT İLKOKULU UZAKTA AMA YÜREĞİ YAKIN

Çimento Çaydurt İlkokulu şehir merkezinin dışında olabilir.

Ama yapılan çalışmalar gösteriyor ki okulun eğitim heyecanı merkezden hiç de uzakta değil.

Okul Müdürü İbrahim Yazıcı ve ekibinin gayreti burada ayrıca takdiri hak ediyor.

Okulda çevre köylerden 8 araçla gelen 80 öğrenci dahil toplam 130 ilkokul öğrencisi eğitim görüyor.

9 şube, 3 özel eğitim sınıfı, 4 özel eğitim öğrencisi ve toplam 4 ana sınıfıyla eğitim-öğretim faaliyetleri sürdürülüyor.

Böylesine geniş bir eğitim çevresinde okul yönetiminin yaptığı çalışmaların dikkat çekici olması tesadüf değil.

Bir okulun başarısı sadece binasının büyüklüğüyle ölçülmez. Okulun ruhuyla ölçülür. Öğretmeninin gayretiyle. Müdürünün ufkuyla. Öğrencisinin heyecanıyla. Ve çevresinin okula verdiği destekle…

Çimento Çaydurt İlkokulu da bu anlamda güzel işler yapıyor.

BU GÜZEL TABLONUN ARKASINDA EMEK VAR

Bu iyilik hareketinde emeği geçenleri tek tek anmak gerekiyor.

Başta BAİBÜ Rektörü Prof. Dr. Faruk Yiğit olmak üzere;

Bolu Gençlik Merkezi müdürlüğüne, Net Derneğine, İnci Öğrenci topluluğına, Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığına, KARMER’e, ESAM’a, üniversite personeline, gönüllü öğrencilere ve İyilik Standı’na katkı sunan herkese teşekkür etmek gerekir.

BAİBÜ İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi ve Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı Prof. Dr. Yavuz Akçi’nin sözleri de bu çalışmanın özünü anlatıyor:

“Bir çocuğun yüzündeki gülümsemeyi görmek çok mutluluk verici.”

Gerçekten de öyle.

Çünkü bazı iyiliklerin karşılığı makbuzla, faturayla, rakamla ölçülmez.

Bir çocuğun gözündeki ışık, yapılan iyiliğin en güzel karşılığıdır.

PROTOKOL DE ÇOCUKLARIN YANINDAYDI

Bu anlamlı programa;

Bolu Vali Yardımcısı Sayın Erkan İsa Erat, BAİBÜ Rektörü Prof. Dr. Faruk Yiğit, Bolu Gençlik Merkezi Müdürü İlhan Şimşek, Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Bayram Yıldız, Çaydurt Karakol Komutanı Ahmet Abak, bölgedeki okul müdürleri, köy muhtarları, üniversite yöneticileri, akademisyenler, öğretmenler ve BAİBÜ’lü gönüllü öğrenciler katıldı.

Vali Yardımcısı Erkan İsa Erat da üniversitenin geçen yıl attığı adımların bugün böylesine güzel bir projeye dönüşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek emeği geçenlere teşekkür etti.

Ama dünün fotoğrafında benim gözüm en çok başka bir ayrıntıya takıldı.

Protokol sıralamasına değil, çocukların arasına karışan insanlara baktım.

Çünkü çocukların dünyasında protokol yoktur.

Çocukların dünyasında samimiyet vardır.

Gülümseme vardır. Oyuncak vardır. Kitap vardır.

Ve sevgi vardır.

BU SADECE BİR HEDİYE DAĞITIMI DEĞİLDİ

Dün Çimento Çaydurt İlkokulu'nda dağıtılan şey sadece oyuncak, kitap ve kırtasiye değildi.

Çocuklara aynı zamanda umut verildi.

“Yalnız değilsiniz” mesajı verildi.

“Büyükleriniz sizin geleceğinizi önemsiyor” denildi.

Üniversiteli gençler çocuklarla oyun oynadı.

Birlikte güldüler. Birlikte eğlendiler. Belki de çocukların hafızasında uzun yıllar kalacak bir gün yaşandı.

Böyle günlerin çoğalması gerekiyor.

Çünkü toplumları güçlü yapan yalnızca büyük binalar, büyük makamlar, büyük bütçeler değildir.

Toplumları asıl büyüten, insanlar arasındaki iyilik köprüleridir.

TEBRİKLER FARUK HOCAM…

Sayın Rektör Prof. Dr. Faruk Yiğit…

Bir rektör olarak üniversitenin kapısından çıkıp bir ilkokulun kapısından içeri girdiniz.

Çocukların karşısına geçtiniz.

Onlara kitap verdiniz. Oyuncak verdiniz. Kırtasiye verdiniz.

Ama aslında bundan çok daha fazlasını verdiniz:

Değer verdiniz.

Ve yanınızda bulunan o pırıl pırıl üniversiteli gençler de çocuklara yalnızca hediyeler değil, zamanlarını, sevgilerini, emeklerini ve neşelerini verdiler.

Onlar çocuklarla oynadılar.

Güldüler. Eğlendiler. Çocukların dünyasına misafir oldular.

Bunun da ayrıca alkışlanması gerektiğine inanıyorum.

Çünkü bir toplumun geleceği, sadece yetiştirdiği çocuklarla değil; gençlerinin nasıl bir gönüllülük ve sorumluluk duygusuyla yetiştiğiyle de ilgilidir.

Bu gençler, dün bunun güzel bir örneğini ortaya koydular.

Belki farkında değillerdi ama çocuklara küçük bir iyilik yaparken, kendileri de çok büyük bir insanlık dersi verdiler.

Ve belki de yıllar sonra içlerinden biri şöyle diyecek:

“Bir gün Çimento Çaydurt İlkokulu'na gitmiştik. Çocuklarla oyun oynamış, onlara kitap ve oyuncak vermiştik.”

İşte bazı günler insanın hafızasında böyle kalır.

Sayın Rektör Prof. Dr. Faruk Yiğit…

Okul Müdürü İbrahim Yazıcı ve kıymetli ekibi…

Bolu Gençlik Merkezi Müdürlüğü ve idari personeli,
BAİBÜ’nün akademik ve idari personeli…

Pırıl pırıl üniversiteli gönüllü gençler…

İyilik Standı’na katkı veren bütün üniversite çalışanları…

Ve bu güzel çalışmaya destek veren bütün paydaşlar…

Hepinizi gönülden kutluyorum.

Çünkü dün Çimento Çaydurt İlkokulu'nda sadece bir etkinlik gerçekleştirilmedi.

Bir iyilik zinciri kuruldu. Bir ucunda üniversite vardı. Bir ucunda ilkokul çocukları…

Aradaki halkalarda ise öğretmenler, okul yöneticileri, üniversite çalışanları ve gönüllü gençler…

İyilik elden ele geçti.

VE SON SÖZ…

İyilik, makam beklemez.

İyilik, yaş beklemez.

İyilik, mesafe beklemez.

İyilik için bazen sadece yola çıkmak yeterlidir.

Faruk Yiğit çıktı.

Üniversiteli gençler çıktı.

Üniversite çalışanları çıktı.

Okul yönetimi gönlünü açtı.

Çocuklar da karşılığında gülümsemelerini verdi.

Ve o gülümsemeler, dün Çimento Çaydurt İlkokulu’nun bahçesini doldurdu.

Belki de günün en güzel sözü yine Rektör Yiğit’in sözleriydi:

“Siz bize gelmeden, biz size geldik.”

Ne güzel… Ne anlamlı… Ne kadar insani…

Dilerim bu güzel hareket başka okullara da ulaşır.

Çünkü bir çocuğun yüzündeki gülümseme çoğaldıkça, toplumun yüzündeki umut da çoğalır.

İyilik paylaştıkça çoğalır.

Ve bazen bir iyilik hareketi, bir çocuğun hayatında hiç unutulmayacak bir hatıraya dönüşür.