Bazı yolculuklar vardır, kilometrelerle ölçülmez.
Bazı karşılaşmalar vardır, yılların eskitemediği hatıraları yeniden canlandırır.
Bazı insanlar vardır, bir selamıyla, bir tebessümüyle, bir bardak suyuyla size Anadolu'nun hâlâ ne kadar güzel olduğunu hatırlatır.
İşte benim Bartın'ın Ulus ilçesinde geçirdiğim hafta sonu tam da böyleydi.
Bisikletimi alıp Bartın Bisiklet Festivali'ne katılmak üzere yola çıktığımda, pedallayacağım yolların, göreceğim doğal güzelliklerin ve tanışacağım insanların bana böylesine güzel hatıralar bırakacağını doğrusu tahmin etmiyordum.
ULUS, SADECE YOLLARINI DEĞİL, GÖNLÜNÜ DE AÇMIŞ!
Festival boyunca birbirinden güzel güzergâhlarda pedal çevirdik.
Doğanın bütün cömertliğini sergilediği yollar, ormanlar, köyler, vadiler...
Ama benim dikkatimi çeken yalnızca doğanın güzelliği değildi.
Organizasyonun ciddiyeti, yönetimin gayreti, lojistik desteğin kusursuzluğu, süpürücü araçların varlığı, jandarma ve emniyet mensuplarının turlara eşlik etmesi, katılımcılara güven veren son derece önemli ayrıntılardı.

Bisiklet festivali düzenlemek, birkaç kişiyi bir araya getirip yola çıkarmaktan ibaret değildir.
İşin güvenliği vardır, disiplini vardır, sorumluluğu vardır.
Hepsinden önemlisi, insan hayatına gösterilen saygı vardır.
Ulus'ta bunların karşılığını görmekten büyük memnuniyet duydum.
Organizasyonda emeği bulunan herkesi kutluyorum.
BİR SELAM VERDİK, BİN GÖNÜL ALDIK!
Asıl anlatmak istediğim ise daha bir başka!
Köylerden geçiyoruz.
Yol kenarında bir amca, bahçesinde çalışan bir teyze, kapısının önünde oturan köylüler...
Selam veriyoruz.
Selamımız karşılıksız kalmıyor.
“Hayırlı işler!” diyoruz.
“Sağ olun, Allah razı olsun!” diye karşılık veriyorlar.
Yolumuzu şaşırıyoruz, tarif ediyorlar.
Tebessüm ediyoruz, tebessüm ediyorlar.
Ne bir yabancılık, ne bir huzursuzluk, ne de bir önyargı!
İşte Anadolu!
İşte bizim insanımız!
İşte binlerce yıllık kültürümüzün, köylerimizin ve insan ilişkilerimizin o muhteşem karakteri!
O insanların yüzündeki tebessümde, şehir hayatının giderek kaybettiği nice değerleri yeniden gördüm.
Samimiyeti gördüm.
Paylaşmayı gördüm.
Misafirperverliği gördüm.
İnsanlığın hâlâ köy yollarında, kapı önlerinde ve karşılıksız verilen selamlarda yaşadığını gördüm.
Bir bisiklet festivalinin yalnızca spor etkinliği olmadığını, aynı zamanda toplumla kucaklaşmanın, kültürleri tanımanın ve insanları birbirine yaklaştırmanın en güzel yollarından biri olduğunu bir kez daha anladım.
İtiraf edeyim!
Böylesi festivallere katılma isteğim artık daha da arttı.
Çünkü insan yalnızca pedal çevirmiyor.
Tanışıyor, konuşuyor, dinliyor, öğreniyor.
Dostluk biriktiriyor.
VE BİR ÖĞRETMENİN YÜREĞİNE DOKUNAN KARŞILAŞMA!
Ulus'ta aynı hafta sonu bir başka güzellik daha yaşanıyordu.
10–11 Ekim tarihlerinde düzenlenen Doğa Kenti Ulus Lezzet Rotası Festivali.
Bisiklet festivalinin heyecanı içerisinde lezzet festivalinin açılışına da tanıklık ettim.
Derken bir tanıdık yüz!
Mengen Lisesinden öğrencim, bugün Amasra Aşçılar Derneği Başkanı olan, gastronomi dünyasında çalışmalarını sürdüren Şef Hayati Ergezen!
Bir zamanlar okul koridorlarında, spor salonlarında gördüğüm öğrencim, bugün bir gastronomi festivalinde yemek yarışmasının jüri üyesi!
İnanın, içimi tarifsiz bir gurur kapladı.
Karşılaştık.
Kucaklaştık.
Yıllar bir anda geriye gitti.
Hayati, yanındaki arkadaşlarına dönerek beni takdim etti:
“Mengen Lisesinden beden eğitimi öğretmenim!”
İşte o cümle!
Ne bir makamın ne bir unvanın ne de bir ödülün verebileceği mutluluk...
Bir öğretmenin yıllar sonra öğrencisinin ağzından duyabileceği en güzel sözlerden biri!
Düşündüm.
Biz öğretmenler yıllarca öğrencilerimizin peşinden koştuk.
Onlara yalnızca ders anlatmadık.
Disiplini, mücadeleyi, paylaşmayı, birlikte başarmayı, yenilmeyi ve yeniden ayağa kalkmayı öğretmeye çalıştık.
Sonra yıllar geçti.
Öğrencilerimiz büyüdü.
Kimi öğretmen oldu, kimi mühendis, kimi doktor, kimi usta, kimi yönetici...
Ve kimi de Hayati gibi mesleğinin saygın temsilcilerinden biri oldu.
Öğretmenlik biraz da budur!
Ektiğiniz tohumun yıllar sonra hangi güzel bahçede çiçek açtığını görmektir.
Sevgili Hayati'nin hem mesleki başarısıyla hem de öğretmenine gösterdiği vefayla gurur duydum.
Kendisine de ifade ettim.
Mengen'in aşçılık geleneğini farklı şehirlerde yaşatan, Amasra'nın gastronomi kültürüne katkı sağlayan öğrencimi yürekten kutluyorum.
MENGEN'DEN AMASRA'YA, AMASRA'DAN ULUS'A UZANAN GÖNÜL KÖPRÜSÜ!
Bir tarafta bisikletin birleştirdiği insanlar.
Diğer tarafta mutfağın, emeğin ve lezzetin bir araya getirdiği ustalar.
Bir tarafta köy yollarında karşılaştığımız Anadolu insanının sıcaklığı.
Diğer tarafta yıllar sonra öğretmenini unutmayan bir öğrencinin vefası.
Bütün bunlar aynı hafta sonuna sığdı.
Ve bana bir kez daha gösterdi ki bir şehrin gerçek zenginliği yalnızca doğası, tarihi veya mutfağı değildir.
O şehrin asıl zenginliği insanıdır!
Ulus, bu zenginliğini fazlasıyla hissettirdi.
Böylesine güzel organizasyonların devam etmesini, bisikletin ve gastronominin buluşturduğu bu kültürel zenginliğin daha geniş kitlelere ulaşmasını diliyorum.
Bartın Üniversitesi öğretim görevlisi akademisyen, peyzaj mimarı ve sivil toplum aktivisti Doç. Dr. Mustafa Artar'a, festivalin düzenlenmesinde emeği bulunan yöneticilere, organizasyon ekibine, lojistik destek sağlayanlara, güvenliğimiz için görev yapan jandarma ve emniyet mensuplarına, bizleri tebessümle karşılayan Ulus halkına ve köylerimizin güzel insanlarına gönülden teşekkür ediyorum.
Sevgili öğrencim Hayati Ergezen'e de ayrıca teşekkür ediyorum.
Bana yalnızca eski bir öğrencimle karşılaşmanın mutluluğunu değil, öğretmenliğin yıllar geçse de insanın yüreğinde nasıl yaşamaya devam ettiğini yeniden hissettirdi.
SON SÖZ!
Ulus'a bisiklet sürmeye gittim.
Doğasını gördüm.
İnsanını tanıdım.
Sofrasının bereketine, kültürünün zenginliğine tanıklık ettim.
Bir öğrencimle kucaklaştım.
Ve dönerken fark ettim ki...
Bisikletimin kilometre sayacı yolumu ölçmüş, ama gönlümün sayacı dostlukları saymış!
İyi ki gitmişim.
İyi ki pedal çevirmişim.
İyi ki öğretmen olmuşum.
İyi ki varsın Ulus!

Mnuri-1