DİYANET’TE YANİ DÖNEM GÖNÜL DOKTORLUĞU VE SANAL KÜRSÜLER

Diyanet İşleri Başkanlığı,

26-29 Ocak 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen, 45. İl Müftüleri İstişare Toplantısı ile kabuk değiştiren, sahaya dokunan ve modern çağın sorunlarına "hikmetle" cevap arayan yeni bir vizyonun kapılarını aralıyor.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş’un riyasetinde, 81 il müftüsünün katılımıyla icra edilen bu zirve, sadece bir idari toplantı değil; bir özeleştiri, röntgen çekme ve geleceği inşa etme hamlesidir.

Teoriden Pratiğe: "Hizmetin Sahadaki Karşılığı"

Toplantının "Hizmetlerin Etkinliği ve Sahaya Yansıması" çalıştayı ile Diyanet’in artık

· "Ankara’daki strateji, Anadolu’da hayat buluyor mu?" sorusunu yüksek sesle sorduğunu,

· Klasik sunumlardan ziyade interaktif çalıştay formatının benimsendiğini,

· Din hizmetlerinden eğitime, hac ve umre hizmetlerinden, fetvadan akademik hizmetlere, hukuk, denetim ve aile irşadına kadar 15 ana başlığı öncelediğini,

· Bürokratik mükemmellikten ziyade, toplumsal tesirin önemsendiğini görüyoruz.

Müftü: Şehrin Gönül Doktoru

Prof. Dr. Safi Arpaguş Hoca’nın konuşmasında Ataullah İskenderi’nin hikmetli sözüyle yaptığı giriş, görevin kutsiyetini hatırlatır nitelikte:

· “Kişi kendisinin Allah katındaki değerini bilmek istiyorsa, Rabbimin kendisini ne işle meşgul ettiğine baksın.”

Bu vizyona göre müftü;

· Sadece fetva veren bir makam sahibi değil, bir "gönül doktoru"dur.

· Eğer bir şehirde yetimin başı okşanmıyorsa, bir genç çaresizse, bir aile dağılmanın eşiğindeyse; müftü bu sızıyı yüreğinde hisseden ve çare üreten kişidir.

· Müftülük makamı artık, bir idari birim olmanın ötesine geçerek, toplumsal yaraların sarıldığı bir şifa merkezi olarak konumlandırılmaktadır.

Modern Vebalar ve Sanal Kürsüler

Toplantının dikkat çeken en önemli başlıklarından biri de dijital dünyanın gerçekliğiyle yüzleşilmesidir.

Bilgi dezenformasyonunun hat safhaya ulaştığı günümüzde, hakikatin sosyal medya ve dijital mecralarda temsil edilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Diyanet’in "sanal kürsüler" inşa etme hedefi, batılın ve dezenformasyonun oluşturduğu boşluğu hikmetli sözle doldurma çabasıdır.

Kürsüler artık sadece camilerde değil, cep telefonlarında, televizyonlarda ve sosyal medya platformlarında olmalı.

· “Eğer biz hakikati bu alanlarda güçlü şekilde dile getirmezsek, batıl o boşluğu yalan ve iftiralarla doldurur.”

Genç kuşağın yaşadığı nihilizm, deizm ve kimlik bunalımlarına karşı; dışlayan değil kucaklayan, yargılayan değil anlayan bir dilin hakim kılınması hedefleniyor.

Modern çağın "vebaları" olarak adlandırılan siber kumar, uyuşturucu ve akran zorbalığı gibi konuların minberlerin asli gündemi haline gelmesi, din hizmetinin hayatın tam merkezine yerleştiğinin göstergesidir.

Devrim Niteliğinde Final: Kurumsal Tanıtım

Toplantının final oturumu, belki de en stratejik adımlardan biri:

· "Kurumsal Tanıtım Hizmetlerinin Etkinliği." Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş’ın grup sözcülüğünü üstlendiği bu bölüm;

· Diyanet’in faaliyetlerinin kamuoyuna doğru, etkili ve zamanında aktarılması için yeni bir yol haritası belirleyecek. Bir kurumun ne yaptığı kadar, yaptığını nasıl anlattığı da toplumsal güvenin inşası için kritiktir.

Sonuç: Kalpleri Kazanma İdeali

Yeni dönemin en büyük kazanımı, din hizmetlerini hayatın merkezine taşıma cesareti olacaktır.

Çünkü toplumun gerçek yaraları, sadece ibadet eksikliğinden değil; uyuşturucu, sanal kumar, dijital dezenformasyon ve gençlik bunalımlarından kanıyor.

Bu istişare toplantısında ortaya koyulan vizyon; liyakat, adalet ve kurumsal kapasiteyi güçlendirirken, camileri birer "külliye" bilinciyle yaşam merkezi haline getirmeyi hedefliyor.

DİB Başkanı Prof,Dr. Safi Arpaguş’tan Yeni Dönem İşaretleri

· Stratejiler, raporlar ve kitaplar sahada bir karşılık bulmuyor, bir yaraya merhem olmuyorsa "sorun var" demektir.

· Ankara'daki strateji Anadolu'da pratiğe dönüşmeli.

· Evrak üzerindeki mükemmellik değil, gönüller üzerindeki tesir esastır.

· Yeni İrşat Alanları: Çarşı, pazar, sokak, evler, kahvehaneler ve okullar.

· Camiler sadece namaz kılınan yerler değil, hayatın merkezi olan "külliyeler" olarak planlanmalıdır.

· Gençleri yargılayan, dışlayan veya mahkum eden değil; anlayan, ikna eden ve kucaklayan bir üslup.

· Soruları geçiştirmeyen, dertleriyle dertlenen güvenli bir liman.

· Tabletler ve telefonlar artık yeni irşat alanlarıdır.

· Dijital dünyadaki bilgi kirliliği ve dezenformasyonla, doğru dini bilgi (sahih bilgi) üreterek mücadele edilecektir.

· Sadece "Haram/Helal" demek yeterli değildir; hükmün hikmeti ve gerekçesi ikna edici şekilde açıklanmalıdır.

· "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız" nebevi düsturu.

· Sanal kumar, uyuşturucu, akran zorbalığı, alkol, fuhuş ve sapkın akımlar.

· Minberden sadece namazı anlatmak yetmez; bu tehlikelerin sosyal yıkımları da haykırılmalıdır.

· Müftü şehrin manevi önderi, gönül doktoru ve kimsesizlerin sığınağıdır. Şehirde bir yetimin başı okşanmıyorsa, bunun sızısını hisseden kişidir.

· Liyakat, adalet ve motivasyon odaklı yönetim.

· İsraftan kaçınan, verimli bir stratejik planlama.

Nihai hedef ise net:

"Önce kalpleri, sonra milleti kazanmak."

Diyanet İşleri Başkanlığımızın bu takdire şayan özeleştiri süreci ve gelecek vizyonu ile DİB Başkanı Prof,Dr. Safi Arpaguş’un yeni dönem işaretleri

inanıyoruz ki meyvelerini sahada verecektir.

Allah, İslam’a hizmetkar olan bu kadroların gayretlerini mübarek, semerelerini daim eylesin.