Üniversitelerde yönetimler değişir; fakat bilgi birikimi, emek ve kurumsal hafıza kolay yer değiştirmez.
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde son dönemde yapılan atamalar, sıfırdan bir başlangıçtan çok, önceki dönemlerin emeği üzerine inşa edilen yeni bir safhayı işaret ediyor.
Bu noktada, önceki rektör ve yardımcılarına, çalışanlarına teşekkür etmek gerekir. Üniversiteler bir bayrak yarışıdır. Bugün atılan her adım, dün bırakılan zeminin üzerinde mümkündür. Akademik dünyada eleştiri olur; fakat gıybet ne ilme yakışır ne de ahlaka. Kaldı ki gıybet haramdır.
Üniversiteler dedikoduyla değil, emek ve vefayla büyür.
Akademik Birikimle Kurulan Yönetim
Rektör Prof. Dr. Faruk Yiğit liderliğinde şekillenen yeni yönetim kadrosu; eğitim bilimlerinden finans alanına, özel eğitimden temel bilimlere uzanan geniş bir akademik yelpazeyi bir araya getiriyor. Bu tablo, tek tip bir yönetim anlayışından ziyade denge ve tamamlayıcılık arayışını gösteriyor.
Rektör yardımcıları Prof. Dr. Kaya Yıldız ve Prof. Dr. Feridun Kaya, bu yaklaşımın iki önemli ayağı.
BAİBÜ Eğitim Fakültesinde görev yapan, Prof. Dr. Kaya Yıldız ile Prof. Dr. Yusuf Cerit’i yıllardır eğitim–öğretim meseleleri üzerinden tanıyan, gören, bilen biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim: Bu iki isim, akademiyi hiçbir zaman vitrin süsü olarak görmedi. Onları hep dersin, öğrencinin ve eğitimin niteliğinin, emeğin içinde gördüm.
Genel sekreterlik görevine getirilen Prof. Dr. Yusuf Cerit’in eğitim yönetimi alanındaki akademik birikimi de, üniversite idaresinin pedagojik bir hassasiyetle yürütülmesine imkân tanıyacak nitelikte.
Prof. Dr. Feridun Kaya ise akademik ve sosyal çalışmalarını uzun süredir takip ettiğim bir isimdi. Finans ve ekonomi alanındaki akademik üretkenliği, üniversitenin kaynak yönetimi ve sürdürülebilirlik konularında daha gerçekçi kararlar almasına katkı sunabilecek bir arka plan sağlıyor.
Bu akademik ve idari dengeyi tamamlayan önemli isimlerden biri de BAİBÜ Hukuk Fakültesi Dekan Vekili ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Coşkun Karaca’dır. Hukuk alanındaki akademik birikimi ve üniversite yönetimindeki tecrübesiyle Karaca, karar alma süreçlerine kurumsal akıl, mevzuat hassasiyeti ve adalet duygusu kazandıran bir isimdir. Üniversite yönetiminde hukukun temsil edilmesi, yalnızca idari işlemlerin doğru yürütülmesi anlamına gelmez; aynı zamanda liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin kurumsal kültüre yerleşmesi açısından da hayati bir işlev görür. Prof. Dr. Coşkun Karaca’nın hem fakülte yönetimi hem de üst yönetimde üstlendiği sorumluluklar, BAİBÜ’de yönetimin akademik olduğu kadar hukuki ve etik bir zemin üzerinde şekillendiğinin açık bir göstergesidir.
Özel Eğitimden Temel Bilimlere: Sessiz Ama Güçlü Tercihler
Yönetim görevlerine getirilen Prof. Dr. Alparslan Karabulut, özel eğitim alanındaki akademik çalışmalarıyla üniversite yönetimine önemli bir sosyal duyarlılık boyutu kazandırıyor. Özel gereksinimli bireyler üzerine çalışan bir akademisyenin yönetimde yer alması, üniversitenin sadece başarıyı değil, insanı merkeze alan bir anlayışı benimsediğinin göstergesidir.
Prof. Dr. Osman Görür’ün temel bilimler, özellikle fizik alanından gelmesi ise karar alma süreçlerine analitik düşünce ve sistematik problem çözme kültürünün taşınması anlamına geliyor. Temel bilimlerin yönetime dahil edilmesi, üniversitenin bilimsel omurgasını güçlü tutma iradesinin sessiz ama net bir ifadesidir.
Coğrafya, Hafıza ve Vefa
Rektör danışmanlığı görevine getirilen Mustafa Cemil Meterelliyöz’ ü, bu yapının manevi ve tarihsel boyutunu tamamlayan bir isimdir. Kendisinin kökleri, Seben ilçesi, Kızık Köyündendir; Seben Kızgölcüklü rahmetli İzzet Baysallarla aynı coğrafyanın insanıdır. Bu, basit bir biyografi bilgisi değildir. Bazı coğrafyalar sadece insan değil, duruş ve karakter de yetiştirir.
BAİBÜ Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olan Meterelliyöz’ü, Vakıf Başkan Yrd Sayın Fatih Yamaner yönetimindeki vakıf kültürünü ve üniversitenin kurucu ruhunu yakından bilen, bu coğrafyanın yetiştirdiği beyefendi, gerçekten olgun bir insandır.
Onun danışmanlığı, üniversite ile şehir, vakıf ve toplumsal hafıza arasında kurulan kıymetli bir köprüdür.
Baibü’de Bayrak Değişimi: Emanet, Liyakat ve Beklentiler
(Bu Yönetimden Somut Olarak Neler Beklenmeli?)
Rektör Prof. Dr. Faruk Yiğit’in akademik ve yönetsel kariyerine bakıldığında, bu yönetimden beklentinin “yüksek sesli iddialar” değil, ölçülü ve kalıcı sonuçlar olması gerektiği görülür. Yiğit’in çizgisi; ani çıkışlardan ziyade istikrarı, çatışmadan ziyade dengeyi önceleyen bir anlayışı yansıtıyor.
Bu çerçevede beklentiler nettir:
– Akademik yayın kalitesinde ve disiplinler arası çalışmalarda artış,
– Öğrenci memnuniyetini doğrudan etkileyen ders, danışmanlık ve kampüs süreçlerinde iyileşme,
– Atama ve idari kararlarda şeffaflık ve liyakat ilkesinin görünür biçimde korunması,
– Üniversite–şehir–vakıf ilişkisinin güçlendirilmesi ve kurucu değerlerin canlı tutulması,
– Gürültüsüz ama düzenli işleyen bir kurumsal yapı.
Üniversiteler büyük sözlerle değil, iyi işleyen mekanizmalarla büyür.
Gösterişli projelerden çok, akademisyenin üretebildiği; öğrencinin kendini güvende hissettiği bir iklim kalıcıdır.
BAİBÜ’de bugün yaşanan değişim, geçmişi inkâr eden değil; geçmişe teşekkür ederek yol alan bir anlayışın işaretidir. Bundan sonra da günün şartlarına uygun ve geleceği de öngörerek, dünya gerçeklerinin çizgisinde akademik ve ihlasla yol almalıdırlar.
Yeni yönetim, farklı disiplinlerden gelen akademik birikimi ortak bir akılda buluşturmayı hedefliyor.
Üniversiteler şahıslarla değil, emekle, akılla ve vefayla ayakta kalır.
BAİBÜ’nün önündeki yol da tam olarak buradan geçiyor: Sessiz, dengeli ve kalıcı bir yürüyüş.
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde bugün yaşanan değişim, geçmişi inkâr eden değil; geçmişe teşekkür ederek yol alan bir anlayışın işaretidir.
Üniversiteler bir bayrak yarışıdır ve her yeni dönem, kendinden öncekilerin bıraktığı zemin üzerinde yükselir. BAİBÜ’nün bundan sonra da kendi gerçeklerini gözeterek; gürültüden uzak, istikrarlı ve sahici adımlarla yol alması en temel beklentidir.
Yeni yönetime bu imkânlar içinde başarılar diliyoruz.
Allahü teâlâ utandırmasın. Bu temenni, sıradan bir nezaket ifadesi değil; netameli bir coğrafyada ayakta durmaya çalışan ülkemizin, ilimiz Bolu’nun ve rahmetli Mustafa İzzet Baysal’ın eğitime adanmış mirasının ortak duasıdır.
Eğitime yürekten inanan Boluluların beklentisi de bu duanın içindedir.
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin başarısı, bir yönetim döneminin geçici bilançosu değil; bu şehrin geleceğe dair umududur.
O umut; liyakatle, akademik ciddiyetle, şeffaflıkla ve emanet bilinciyle büyür. Üniversiteler şahıslarla değil; emekle, akılla ve vefayla ayakta kalır.
BAİBÜ’nün başarısı kaderimizdir ve her kader, doğru ellerde taşındığında hayra tebdil olur.
Not: Yazımıza konu olan Prof. Dr Hocalarımızın kıymetli akademik çalışmaları, CV’lerini, yer darlığından yazımız içinde yer vermedim.
TUBİTAK resmi yayını “Dergipark”’ta, adı geçen Hocalarımızın, örnek akademik çalışmaları görülebilir.