Dünyaya aşçı yetiştiren bir ilçe, kendi caddesini dünyanın en güzel pazar sofrasına dönüştüremiyorsa, mesele imkân değil; hayal kurma cesaretidir.

- "Ben bir caddeyi kapatalım" demiyorum,

- “Ben bir ilçenin kalbini yeniden attıralım." diyorum.

Belki adına "Lezzet Caddesi" deriz…
Belki "Pazar Sofrası"…
Belki "Mini Mengen Günleri"…

İsmi sonra bulunur.

Çünkü önce fikir doğar, sonra şehir büyür.

Şunu artık kabul edelim:

- Mengen'in en meşhur yemeğideğil, AŞÇI’dır..

Dünyanın dört bir yanında bizim çocuklarımızın pişirdiği yemekler alkış alıyor.
Beş yıldızlı otellerin mutfaklarında, saray sofralarında, devlet davetlerinde, uluslararası organizasyonlarda Mengenli duayen ustaların emeği var.

- Bazı şehirler vardır; yollar onların içinden geçer.

- Bazı şehirler vardır; insanlar o şehirlerin içinden geçer.

Bir de öyle şehirler vardır ki insanlar orada dururlar, soluklanırlar...

- Hatıra biriktirir, fotoğraf verirler.

Yemeğinden tatmak, çam kokusundan solumak, hayatına yeni hatıralar katmak isterler.

İşte şehir olmanın gerçek sırrı da budur.

Mengen, Allah'ın lütfettiği çok özel değerlere ve sadece Mengen’e mahsus melekelere sahip…

Bunların başında;

- Genlerinde taşıdığı Aşçılık,

- Coğrafyasında barındırdığı Yedigöller, Yaylalar ve muazzam çam kokulu ormanları gelir.

Çünkü Mengen, yalnızca bir ilçe değil; mutfak kültürünün, emeğin ve üretimin markalaştığı, hem coğrafi hem de insani tabiatı ile anılan şirin bir ilçedir.

Peki...

- Dünyaya sofralar kuran bir ilçe, kendi caddesine bir pazar sofrası kuramaz mı?

- Mengen'in En Büyük Trafik Sorunu bence budur!

Biz yıllardır yoldan geçen otomobillere el sallıyoruz.

Belki artık otomobilleri değil, insanları durdurmanın zamanı gelmiş, belki de geçmektedir.

- Çünkü egzozun ilçeye bıraktığı tek şey toz ve dumandır.

İnsanın bıraktığı ise berekettir.

- O halde hep birlikte cadde üzerinde hayal edelim

Bir çocuk dondurma yer.
Bir anne köy ekmeği alır.

Diğer sokak aralarına, okul bahçelerine park etmiş, bazlamasını, cevizli kömecini almış insanlar caddeye doğru gelmektedir.

Bir köylümüz kendi ürettiği balı, tereyağını, keşini, mantarını, eriştesini satar.

Bir başka üretici sütünü, peynirini, sebzesini sergiler.

Esnaf dükkânının önünde misafirini karşılar, masaların üzerinde bembeyaz örtüler göz kamaştırır

Motosikletli kalabalık bir kafile caddenin başından, insan kaynayan caddeye doğru yürümektedir.

Kapadokya’daki balon seyahatlerini yarıda bırakıp Mengen’de sabah kahvaltısına yetişen grup otobüslerinden henüz inmektedirler.

- Gururumuz Mengenli Futbolcumuz Arda Güler, anne baba kardeşi ve kalabalık ailesi ile sabah çorbasını yudumlamaktadır.

Avrupa ve Dünya Şampiyonu Sultanlar; Mengen Pastanesinden el yapımı kurabiyelerden tatmakta, Kaptan Eda Erdem köylü bir kadınımızla sohbet etmektedir.

- Köylerden, Toki’lerden, mahallelerden gelen aileler caddenin tadını çıkarmaktadır.

Bir turist fotoğraf çeker.

Bir gurbetçi çocukluğunu satın alamaz ama çocukluğunun kokusunu bulur.
Esnaf siftah eder.
Köylü ürününü satar.
Gençler "Bu ilçede de bir şeyler oluyor." demeye başlar.

Entelektüel bir gezgin grup “Mengen Aşçılık Müzesi”nden henüz çıkmaktadır.

Off Road grubu alışverişlerini yapmış araçlarını katlı otopark’tan almak üzeredir.

İlçemizi ilk kez gören bir yolcu "Demek ki Mengen sadece yemek değil, yaşayan bir kültürmüş." diyerek hatıralarını anlatmak üzere mobil telefonunda selfie biriktirmektedir.

İşte ekonomi dediğimiz şey tam da burada başlıyor..

Ekonomi yalnızca para değildir.

Ekonomi; güvendir, sosyal ahenk, paylaşma, bölüşme ve maddi manevi alışveriştir.

Harekettir, üretimdir.

İnsanın insana dokunmasıdır.

Bir cadde canlandığında sadece dükkânlar değil, ilçe ile birlikte köyler de canlanır.

Çünkü talep varsa üretim artar, üretim artarsa, genç köyünü terk etmek istemez.

Kadın emeği değer kazanır, kooperatif güçlenir, yerel üretici cesaret bulur, esnaf daha çok kazanır, ilçe daha çok büyür.

Bir pazar günü kurulacak bu canlılık, belki de gelecekte Mengen ekonomisinin yeni lokomotifi olacaktır.

- Üstelik bu yalnızca belediyenin işi, esnafın öngörüsü değil…

- Üniversitemizin bilgi birikimi...

- Aşçılar Meslek Lisemizin gençliği...

- Aşçılık derneklerimizin tecrübesi...

- Sivil toplum kuruluşlarımızın heyecanı...

- Esnafımızın emeği...

- Köylümüzün alın teri ve ürettiği..

- Gençlerimizin enerjisi ile kendini bulacaktır.

İşte gerçek kalkınma, bütün bu eller aynı hedefe uzandığında başlar.

Şehir dediğiniz tam da böyle canlanır.

Asfalt para harcatır.

İnsan para kazandırır.

- Çünkü şehirleri yollar büyütmez, hikâyeleri büyütür.

Ve Mengen'in anlatacak öyle büyük bir hikâyesi var ki…

Biz hâlâ o hikâyeyi, camı kapalı otomobillerin ardından geçip gitmesine razı oluyoruz.

Oysa Mengen, sadece tabelası görülecek bir ilçe değildir.

- Mengen; inilecek, yürünecek, koklanacak, tadılacak, oturulacak ve yeniden gelinmek istenecek bir memlekettir.

Ben bu satırları kimseyi eleştirmek için yazmıyorum, bir fikir ortaya atıyorum.

Oy, komşu, esnaf, arkadaş kaygısı taşımadan, Mengen sevdam, Mengen derdim ve tasam üzerinden yazıyorum.

- Çünkü fikirler oy istemez.

- Fikirler önce cesaret ister.

Sonra emek…

Sonra da birlikte inanmış insanlar.

Kim bilir…

Belki de bundan yıllar sonra bir çocuk dedesinin elinden tutup Mengen Atatürk Caddesi'nde yürürken şöyle diyecek:

- "Eskiden burada arabalar varmış."

Dedesi de gülümseyerek cevap verecek:

- "Bir gün birileri, bu cadde otomobillerin değil, insanların olsun dedi."

Belki de o gün..

- Sadece bir cadde trafiğe kapanmadı.

Belki de..

- “Mengen'in bahtı açıldı.” Diyecek..

Böylece…

- “Dünyaya Aşçı Yetiştiren İlçenin Açık Hava Sofrası” da oldu..

Belki de!

- Bir Pazar Bir Şehrin Kaderini Değiştirdi” denilecek.