DAVULUN SESİ NATO NOTA ROTA
Bazı görüntüler vardır; birkaç saniye sürer ama yıllarca hafızalardan silinmez.
Ankara'daki NATO Zirvesi'nin belki de en anlamlı anı, imzaların atıldığı masalar değildi.
Dünyanın en güçlü devletlerinin liderleri, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne Mehter'in heybetli ezgileri eşliğinde yürürken aslında yalnızca bir törene katılmıyorlardı.
Bin yıllık bir devlet hafızasının içinden geçiyorlardı.
İnsan bazen kendi sahip olduğu değerin kıymetini, onu bir yabancının gözünden görünce daha iyi anlıyor.
Bir Bulgar yazarın dikkatini çeken de buydu.
O, Mehter'i yalnızca bir müzik topluluğu olarak görmedi. O seslerde bir medeniyetin hafızasını duydu.
Davulun her vuruşunda yüzyılların yürüyüşünü hissetti. Çünkü bazı milletler tarihlerini kitaplara yazar; bazı milletler ise onu yaşamaya devam eder.
Türkiye işte tam da bunu yaptı.
Ne Osmanlı'yı inkâr etti...
Ne Cumhuriyet'i gölgeledi...
Ne de geçmişi bugünün siyasetine malzeme yaptı.
Tam tersine; Selçuklu'nun vakarıyla, Osmanlı'nın mirasıyla ve Cumhuriyet'in özgüveniyle aynı devlet çatısı altında dünyaya "Biz buyuz." dedi.
İşte gerçek özgüven budur.
Cumhuriyet, köksüz bir başlangıç değildir.
Osmanlı ise bugünün önünde bir engel değildir.
Bir millet, tarihinin hiçbir dönemini birbirine düşman ederek büyüyemez.
Kökü olmayan ağacın gölgesi olmaz.
Geçmişini reddeden toplumların geleceği de başkalarının kaleminden yazılır.
Bugün Türkiye, NATO'nun saygın üyelerinden biri olarak masadaki yerini alırken aynı zamanda kendi tarihini de yanında taşıyor.
Çünkü güçlü devletler sadece ordularıyla değil, hafızalarıyla da ayakta dururlar.
Mehter'in sesi işte bunun sembolüdür.
O ses, savaş çağrısından çok daha fazlasıdır.
Bir milletin "Ben buradayım." deme biçimidir.
Bugün dünyanın farklı ülkelerinden insanlar bu törenleri hayranlıkla izliyorsa bunun sebebi geçmişe özlem değildir.
Sebebi, tarihini utanmadan ama abartmadan taşıyabilen bir devlet duruşudur.
Bizi bir arada tutacak olan da budur.
Cumhuriyet'e sahip çıkarken Osmanlı'yı inkâr etmeyeceğiz.
Osmanlı'yı severken Cumhuriyet'i küçümsemeyeceğiz.
Çünkü bu toprakların hikâyesi, birbirini reddeden değil; birbirini tamamlayan yüzyılların hikâyesidir.
Bazen uzun nutuklar insanların zihninde iz bırakmaz.
Ama bir davulun tok sesi...
Bir zurnanın ezgisi...
Minarelerden yükselen ezanların sesi..
Bir bayrağın gölgesi...
Bir milletin hafızasını yeniden uyandırmaya yeter.
Ve belki de en büyük güç, işte tam da budur.
Genel
Asayiş
Spor
Genel
DAVULUN SESİ NATO NOTA ROTA
Mustafa Nuri Gürsoy
Yorumlar