KONYA ALTI’NDA YASAK, MAKAM ÜSTÜ’NDE SERBEST Mİ?

Antalya'da plajlar dumansız oluyor’muş…

Güzel haber.

Deniz, kum, güneş ve temiz hava...

İnsan, sigara dumanı yerine iyot koklamak elbette ister..

İtirazım yok.

Hatta alkışlıyorum.

O diil de!

Aklımdan, aklıma sıra sıra sorular geçiyor

Kaputaş'ta vatandaşın elindeki sigaraya gösterilen hassasiyet, acaba makam ve toplantı odalarındaki sigaraya da gösteriliyor mu?

Çünkü bu memlekette bazen öyle manzaralar görüyoruz ki...

· Açık havada, rüzgârın dağıttığı duman suçlu ilan edilirken; kapalı bir odada, dört duvar arasında onlarca kişinin soluduğu duman görmezden gelinebiliyor.

Sahilde sigara içen vatandaşın peşine düşen hassasiyet, toplantı masalarının etrafında neden o kararlılıkla oturmuyor?

Müdür memur içiyor...

Başkan üye içiyor...

Misafir içiyor, ev sahibi içiyor.

- İçenler, içenlerden “içebilir miyim” iznini güçlü hiyerarşik bir zarafet,

- İçmeyenler “"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" zikir cümlesini sabrın ve dumanın ilacı olarak görüyorlar.

O meşum dumanı üflemek sanki’m kabiliyet gerektiriyor, adeta keyfiyet içeriyor, bir kalite gerektiriyor hissiyatı; dumandan daha keskin kokuyor gibi.

İçmeyenler ise çoğu zaman nezaketiyle sınanıyor.

Rahatsız oldum dese kabalıkla suçlanacak.

Sessiz kalsa sağlığından olacak.

İşte asıl dumansız alan ihtiyacı belki de burada başlıyor.

Çünkü sigara dumanı makam tanımıyor.

Sigaranın statü gibi bir derdi tasası yok.

Unvan sormuyor, had bilmiyor, hukuk bilmiyor; adap umurunda bile değil…

Konu kanunun umurunda ama; kamuoyunun ise, ne kadar umurunda orası meçhul tabii.

Ve Fakat..

Uygulayıcıların esnekliği, kabahat ortaklıkları, solunan havayı duman altı ederken,

- Onca duman nasıl sümen altı oluyor, duman altı olanları nasıl görmezden geliniyor anlamış değilim.

Konyaaltı'nın kilometrelerce sahilini dumansız yapmaya çalışan irade, keşke toplantı salonlarının kapısını da aynı kararlılıkla tarayabilse...

Çünkü mesele sigara değil.

Mesele, temiz havanın kime ne kadar hak görüldüğü.

Denizin kenarında temiz hava isteyen insanla, makam ve toplantı odalarında temiz hava isteyen insan aynı kişidir.

Birine gösterilen saygı, diğerinden esirgenmemelidir.

Yoksa ortaya şöyle bir tablo çıkar:

- Deniz kenarında sigara yasaktır.

- Ama bazı odalarda, ofislerde nefes almak cesaret ister.

"Kaputaş'ta ve Konyaaltı’nda rüzgâra güvenmeyenler, makam odalarında klimaya neden bu kadar güveniyor?"

Akciğer makamının, içilen sigara dumanı ile kirlenir, hastalanır, tanınmaz hale gelmesi,

İnsan makamların, yaşadığı alanların, bir plaj kadar hükmünün olmaması büyük bir garabet örneği…

Soluğumuz tükenirken, sorularım artıyor..

Meselâ..

- "Sigara içenler, kapalı alanlarda neden dumanlı havayı soluyanlardan izin alırlar.

- "Toplantı gündemi var tamam da! temiz hava gündemimiz neden yok."

- "Odada demokrasi var deniyor; oksijen için henüz sıra gelmemiş olmasını nasıl açıklayacağız.

- "Sahilde dumansız yaşam, makamda dumanlı hayat neden istisna."

- "Bazı yerlerde sigara yasağı var; bazı yerlerde sigara dokunulmazlığı"

- "Duman yükseliyor, hassasiyet alçalıyor."

- "İçmeyenlerin tek suçu, temiz hava istemek mi?"

· "Konyaaltı’nda sigara içen vatandaş çevreyi kirletiyor sayılıyor da, kapalı alanlarda, salonlarda onlarca kişinin soluduğu havayı kirletenlere ne diyeceğiz.

Bunu da bir gün öğrenebilirsek mesele büyük ölçüde çözülecek gibi duruyor.

Artık!

Kapalı yerde sigara içenlerin bu eylemlerini kariyer ve marifet olarak gördüklerine inanmaya başladım.

Freud sigara içiyor muydu? Bilmiyorum.

Bu kapalı yerde sigara içme dürtüsünün yasakla, örgüsünün sağlıkla ilgisi olduğuna inanmamaya başladım.

Tatmin yasası ile ilgili olabilir mi? Ya da böyle bir yasa var mıdır?

Artık bir şeye inanmaya başladım:

Sanki!!!

Bazı insanlar kapalı yerde sigara içmeyi bir alışkanlıktan çok bir ayrıcalık gibi görüyor.

Sigara içmek yetmiyor;

Yasak yerde içmek,

Toplantıda içmek,

Herkesin içinde içmek...

Sanki marifetin bir üst seviyesi gibi algılanıyor.

Bu içme dürtüsünün artık nikotinle açıklanamayacak bir tarafı olduğunu düşünüyorum.

Çünkü mesele sadece sigara olsaydı, insanlar dışarı çıkıp içerdi.

Bazen insanın aklına şu geliyor:

Acaba burada aranan şey nikotin değil de, kuralların üzerinde bir üstünlük hissi mi?

Sigaranın verdiği tatminden çok, "Ben burada da içerim" duygusunun verdiği tatmin mi?

Bilemiyorum…

Bazen benim de içesim geliyor…

Kapalı bir yerde ve/veya samanlıkta…

Sigaranın ucu gibi yanayım, sapla saman arasında diye düşünüyorum.

Sonra diyorum!!!

Çivi çiviyi söker! …Çöz beni arapsaçı