İlahî Rahmetin Zirve Noktası: Mükemmeliklerle Dolu Aşure Günü
Yarın Aşure Günü
Zaman akıp giderken, bazı günler ve geceler vardır ki ilahî rahmetin, mağfiretin ve bereketin yeryüzüne sağanak sağanak yağdığı istisna anlardır.
İşte Kur’ân-ı kerîmde kıymet verilen dört aydan biri olan Muharrem ayının onuncu gecesi, yani Aşure Günü, bu mübarek zaman dilimlerinin en ihtişamlı, en kıymetli olanıdır. Aşure, sadece bir tatlıdan ya da sıradan bir takvim yaprağından ibaret değildir; o, insanlık tarihinin seyrini değiştiren ilahî tecellilerin, duaların kabul olduğu muazzam bir kurtuluş günüdür.
On birden Fazla Peygamberin Kurtuluş Müjdesi
Aşure Günü’nün azametini anlamak için tarihin derinliklerine, peygamberlerin hayatlarına bakmak kafidir. Allahü teâlâ, duaları kabul etmek ve kullarını dertlerden arındırmak için bu mübarek günü bir vesile kılmıştır. Hazret-i Âdem'in tövbesinin kabul olması, Hazret-i Nuh'un gemisinin o büyük tufandan selamete ermesi, Hazret-i Yunus'un balığın karnından selametle çıkması hep bugündür.
Dahası; Hazret-i İbrahim'in Nemrud’un ateşinde yanmaması, Hazret-i İsmail’in bıçaktan kurtulup yerine koç gelmesi, Hazret-i Yakub'un oğlu Hazret-i Yusuf'a kavuşarak gözlerinin açılması, Hazret-i Eyyüb'ün yıllar süren amansız hastalıktan şifa bulması ve Hazret-i Musa'nın Kızıldeniz'i geçip Firavun’un helak olması da yine bu mübarek günde vuku bulmuştur.
Aşure, baştan aşağı bir mükemmellikler zinciri, bir ümit ve kurtuluş kapısıdır. İnşallah bu günün hürmetine bizler de maddi ve manevi sıkıntılarımızdan sıyrılır, huzura kavuşuruz.
Bitmez Tükenmez Bir Ganimet Gecesi
Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde, “Aşûre günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud Dağı kadar sevaba kavuşur” buyurarak bu günün cömertçe harcanması gereken bir manevi hazine olduğunu bizlere müjdelemektedir. Bu öyle muazzam bir ganimettir ki, dünya malı gibi bölüşüldükçe azalmaz; herkese ne takdir edildiyse, eksilmeden tastamam verilir.
Yine Efendimizin, “Aşûre günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur” tavsiyesine uyarak, bugün çoluk çocuğumuzu sevindirmeli, evlerimize bereket taşımalıyız. Tanıdıklara ziyafet vermek, fakirleri gözetmek ve sadaka dağıtmak bugün yapılabilecek en güzel ibadetlerdendir.
Oruçla Gelen Mağfiret ve İlim Meclisleri
Muharrem ayı, Ramazan’dan sonra oruç tutulacak en faziletli aydır. Hadis-i şerifte, “Aşûre günü oruç tutmak geçmiş bir yılın günahlarının affına sebep olur” buyrulmaktadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken fıkhi nükte, Yahudilere muhalefet etmek adına orucu yalnız onuncu gün değil; Muharrem’in 9. ve 10. günü veya 10. ve 11. günü birlikte tutmaktır. Yalnızca 10. günü tutmak mekruh kabul edilmiştir.
Bu mübarek zaman dilimini taçlandıracak en büyük amel ise ilimdir. “Aşure günü, ilim öğrenilen veya Allahü teâlâyı zikredilen bir yerde, biraz oturan, Cennete girer” müjdesine nail olmak için, bugün başta Ehl-i sünnet âlimlerinin kaynak eserlerini okumalıyız. Unutmamalıyız ki, kurtuluş ancak doğru kaynaklardan sahih din bilgilerini öğrenmekle mümkündür.
Bu asrın en büyük cihadı, fitneye sebep olmamak ve mübarek büyüklerimizin rehberlik ettiği takvim birliğine, cemaat şuuruna sadık kalmaktır. Aşure Günü’nün tüm İslam alemine bereket, mağfiret ve ebedi saadetler getirmesini temenni ederim.
Zamanın Kalbine Vurulan Mühür: Aşure Günü
Zaman, ilahî bir nehir gibi akıp giderken; bazı menziller vardır ki rahmet deryasıyla birleşir. Kulun Rabbine rücu ettiği, dertlerin nihayet bulup dermanın tecelli ettiği mübarek bir mevsimdir Muharrem.
Ve bu mübarek ayın onuncu gecesi, yani Aşure Günü, zamanın kalbine vurulmuş en parlak mühür, müminler için en büyük ganimettir.
Aşure; asırlardır insanlığın ufkunu aydınlatan muazzam bir ihtişamdır.
Mucizelerin Şahidi, Mazlumların İnşirahı
Aşure, her satırı bir mucizeyle ilmek ilmek dokunmuş bir kurtuluş destanıdır.
O gün, semanın kapıları ardına kadar açılmış, dualar arş-ı âlâda kabulle taçlanmıştır.
Hazret-i Âdem’in tövbesi bugün kabul görmüş, insanlık cürmünden arınmıştır.
Hazret-i Nuh’un gemisi dalgaları yarmış, tufan bugün selametle son bulmuştur.
Hazret-i Yunus balığın karnından bugünün hürmetine çıkmış, karanlıklar nura gark olmuştur.
Nemrud’un harlı ateşi Hazret-i İbrahim’i yakmamış, bıçak Hazret-i İsmail’i kesmemiş, Yakub aleyhisselâmın canı, Yusuf’una bugün kavuşmuştur.
Eyyüb’ün yaralarına şifa, Musa’nın asasına derya olan bu mukaddes gün; dertlilerin sığınağı, biçarelerin sönmeyen ümit ışığıdır.
İnşallah bu aziz günün hürmetine bizim de kalbimiz inşirah bulur, hizmetlerimiz kıyamete kadar durmaksızın durulur.
Cömertliğin Meydanı, Bereketin Sultanı
Peygamber efendimiz, “Aşure günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud Dağı kadar sevaba kavuşur” buyurarak bu günün azametini kalplere nakşetmiştir. Bu öyle cömert bir meydandır ki, dünya malı gibi bölüşmekle eksilmez; ihlasla yanaşan herkes bu ummandan nasibini eksiksiz alır.
“Aşure günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur” hadis-i şerifi uyarınca; bugün evlerimize bereket taşımalı, çoluk çocuğumuzu sevindirip yüzleri güldürmeliyiz.
Fakiri gözetmek, dosta ziyafet vermek, kalpleri fethetmek bugünün şanındandır.
İlim ile Diriliş, Takvim ile Birlik
Muharrem, Ramazan’dan sonra oruçla süslenecek en güzel aydır. Hadis-i şeriflerin müjdesiyle, bugün tutulan oruç geçmiş bir yılın günahlarına kefarettir.
Fakat amellerin en güzeli, cehaletin karanlığını ilmin nuruyla delmektir. “Aşure günü, ilim öğrenilen bir yerde biraz oturan, Cennete girer” müjdesine sağır kalmamalı; bugün evlerimizde Ehl-i sünnet âlimlerinin kaynak eserlerini okumalıyız. Unutmamalıyız ki, kurtuluş ancak doğru kaynaklardan sahih din bilgilerini öğrenmekle mümkündür başucu eserlerimizi okuyarak ruhumuzu doyurmalıyız. Din, keşif ve ilhamla değil; toprak altındaki o hakiki mütehassıs âlimlerin sahih kitaplarıyla öğrenilir.
Bu asrın en büyük cihadı, fitne uykudayken onu uyandırmamak, büyüklere tabi olup safları bozmamaktır.
Aşure Günü’nün, kalplerimizi Ehl-i Sünnet itikadıyla diriltmesini, hanelerimize ebedi saadetler getirmesini niyaz ederim.