Amerikalı Daniel Farrar için üzülüyordum.
Artık acımaya da başladım.
Takım haftalardır mağlubiyetten başka bir sonuç alamıyor.
Halâ mavi boncuk.
Halâ özgüven, halâ mazeret, halâ zaman, ama beklenti tavan.
Şimdi de!
- “Siz bizi bir de milli aradan sonra görün” demez mi?
- Yemin ediyorum şaka gibi..
Yok kardeşim olmuyor işte..
Bir gram iyi olma halin, olacak’MIŞ gibi bir işaretin maalesef yok.
- Sekiz haftada bir puanın, kaybedilmiş 23 puanın var.
Eksi 17 averajla lig rekorunuzu daha kimse kıramadı.
Olmuyor!
Olmayacak gibi.
Bu saatten sonra milli ara kimseye zaman kazandırmaz.
- Artık yeni bir şeyler söylemek lazım” şarkısını hatırlamamız lazım.
Mevzular hikaye olmaktan çıkmış, gece yatısından önce çocuklara okunan masallara dönmüştür.
Kimse kimseyi kandırmasın bu takım kımıldamıyor, kımıldayamıyor.
Takımın kaptanı Abdulsamet Kırım’ın; yedek kulübesine girerken ki tavrı bize her şeyi anlatıyor.
- Kulübe kaçıyor mu? kardeşim..
Takım arkadaşlarına bi moral ol, vücut dilinle onları teşvik et, sonra kulübeye otur.
Daniel Farrar’ın her defasında iyi olacağız iddia ve söyleminin TFF 1.Ligini hiç tanımadığına yoruyor,
Daniel Farrar’ın psikolijisini;
- "El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır" deyimine bağlıyorum…
Gerçi;
Sekiz haftadır dayak yiyor; bana mısın dediği yok.
Boluspor’un haftalardır dayağı yemekten pestili çıktı.
- Daniel Farrar kerdeşimiz beyaz havluyu ringe atmaktan halâ imtina ediyor.
At kardeşim o beyaz havluyu..
Benden bu kadar de çekil.
- Neden hala mecazen söylüyorum “kuyruğun dik”
Bilmediğimiz ne var.
Anlaşman nasıl.
Ne saklıyor, ne umuyor, aklınla neyi güdüyor, neyi ispat etmeye çalışıyorsun.
Gitmeyi zul, kovulmayı iple mi çekiyorsun.
Nedir!
Bizim aklımızın ermediği, bilmediği ne var.
Bu direncin arkasında kim var.!
- Bir teknik adam bu kadar mağlubiyetin arkasında duramaz.
- Bu kadar mağlubiyeti sırtlayamaz.
- Bu kadar ezilmeyi, eleştiriyi, yükü kaldıramaz.
- Boluspor’u ve Bolu Şehrini yok sayamaz, her hafta sonu basın açıklamalarında pempe tablolar çizemez.
Gerçekleri açıklamak zorundasın Daniel Farrar.
Kapalı devre kalmakla, kaçamak cümleler kurmakla, hayal satmakla bu işler olmuyor.
- Sabrın da; bir damarı, nabzı, tansiyonu, şekeri var.
Bolu şehrinin sayenizde üresi yükseliyor, tansiyonu artıyor…
- Basın açıklamalarınız, dikensiz gül bahçelerini hatırlatıyor, konuşmalarınız huzur aşısı gibi…
O diil de!
Sizi takdir etmiyor da değilim.
Bir gün olsun;
· Ne takım oyuncularını çöp yaptın, ne yem yaptın, ne de haklarında imalı lâf ettin.
· Ne yönetim hakkında imalı lâ ettin, ne de transferler hakkında konuştun.
Hep işine baktın hep iyi olacak, hep oyuncularıma güveniyorum dedin.
Hala bu fikrinden zerre ödün vermiş değilsin.
Eyvallah.
Ama kazın ayağı öyle değil.
- Ve ben dahil ve şehir kaz değiliz.
- Güdülecek, güdülenecek kişiler hiç değiliz.
Ya istifa et.
Ya da açıkla neden istifa kurumunu çalıştırmıyor, inat ediyorsun.
Sen önce bir istifa et!
Önce o samimiyeti bir görelim…
Konuşmayan yönetimin tarzını bilelim, fikrini sezelim, size olan duruşlarını görelim.
Haftalar sonra takıma monte edilen Bartu Göçmen takımın en kalbi, en düzgün oyuncusu..
Bartu Göçmen,
Takımı defansta ayakta tutuyor, her topa uzanıyor, her kademeye giriyor.
- Mental olarak takımın en güçlü oyuncusu Bartu.
Böylesi mental olarak takımın bir ikinci oyuncusu yok.
Furkan Emin Kaçmaz’ın geçen hafta oyununu beğenmiş, bu hafta umut var olmuştum.
Büyük hayal kırıklığı yaşadım Furkan’da..
Bu hafta hiçbir varlık gösteremedi.
Rivas Gonzales iyi niyetli ama yetmiyor işte…
Boluspor takımındaki oyuncuların alt yapıları, lisansları, ayakkabıları, formaları, transferleri var ve eksik değil.
Orası tas tamam sorun yok.
Eksik olan başka Şey’ler var.
Şimdi diyeceksiniz ki!
Hocam!
- “ŞEY’in adı, ŞEKER’in tadı olur.”
Evet olur…
- Ama biz yazımızı yine tadında bırakalım.