BOLU, İZZET BAYSAL VE DEVAM EDEN HİKÂYE

(5 Mart’a Doğru)

Üniversitemizin, İzzet Baysal Vakfı’nın ve 150 eserin kurucusu,
İsmi Bolu’yla özdeşleşmiş büyük hayırsever Mustafa İzzet Baysal’ın aramızdan ayrılışının (05 Mart 2000) 26’ncı yıl dönümü yaklaşıyor.
Ramazanı şerif ayınında 15’ine denk gelen 5 Mart 2026 Perşembe günü gerçekleştirilecek anma programının hazırlıkları, Üniversitemizde dün (24 Şubat 2026) düzenlenen geniş katılımlı bir toplantıyla görüşüldü.

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaya Yıldız başkanlığındaki toplantıda devletimizin Bolu’daki tüm kurumları bu büyük vefa günü için tek yürek oldu.

Anma günümüz, bugünden hayırlı olsun.

Bolu’da bazı isimler vardır; sadece bir insanı değil, bir duyguyu anlatır. Sokaktan geçen birine sorun, bir okulun önünde durun, bir hastanenin kapısında bekleyin… Bir noktada mutlaka aynı isim dile gelir: İzzet Baysal.
Bu isim, Bolulular için sadece bir hayırseverin adı değil; minnetle harmanlanmış bir evlat sadakatinin, bitmek bilmeyen bir gönül borcunun simgesidir.

Bir şehrin kaderine dokunmak kolay değildir. Para kazanmak zordur ama daha zoru, kazandığını başkaları için harcamayı seçmektir.
İşte İzzet Baysal’ın hikâyesi tam da burada başlıyor. O, servetini büyütmekten çok insan yetiştirmeyi önemseyen bir anlayışın temsilcisiydi. Çünkü biliyordu ki bir ülke, bir şehir ancak eğitimle ayağa kalkar.

Bugün Bolu’da yürürken aslında yaşayan bir mirasın içindeyiz. Şehre kazandırılan 150 eser, birer beton yığını değil; sevgiyle örülmüş birer gelecek köprüsüdür.
Bir okul kapısında sabah telaşı yaşayan öğrenciler, bir hastanede şifa bulan canlar… Hepsi görünmeyen bir bağla aynı noktaya bağlanıyor: “Ben değil, biz” diyebilme cesaretine.
Bu cesaret, bugün Bolu’nun her sokağında sevgiyle büyüyen dev bir çınar gibidir.

Bolu’da insanlar onu sadece bir hayırsever olarak değil, bir aile büyüğü gibi hatırlıyor. “İzzet Baba” denmesinin sebebi de bu. Çünkü babalar evlatlarının geleceğini düşünür; İzzet Baysal da bu şehrin her bir ferdini kendi evladı bilip geleceğimizi inşa etti.
Bir hadis-i Şerif:
(Bir mümin vefat edince her ameli kesilir. Yalnız üç amelinin sevabı, amel defterine yazılmaya devam eder. Bunlar, sadaka-i cariyelerinin, faydalı kitaplarının ve salih çocuklarının kendisi için ettikleri dua ve istigfarların sevaplarıdır.) [Ebuşşeyh]
[Sadaka-i cariye, okul, hastahane, sağlık ocakları, cami, çeşme yol gibi, insanlara faydası dokunan, faydalı işlerdir.]

Mirası Yaşatan Gönül Erleri

Büyük miraslar kendiliğinden ayakta kalmaz. Onları yaşatan vefalı yürekler olur. Bugün bu sorumluluğu göğüsleyen İzzet Baysal Vakfı ve onun kıymetli başkanı Ahmet Baysal amcamız, ilerleyen yaşına rağmen bu meşaleyi hiç söndürmedi. Mesele yaş değil; mesele bitmeyen bir vefa. Ahmet Baysal amcamızın her adımında, amcasına duyduğu o derin sadakati ve Bolu sevdasını görmek, bizlere insanlığın en güzel halini anlatıyor.

Hizmetlerin sahadaki takipçisi İzzet Baysal Vakıf Başkan Vekili Fatih Yamaner ve ekibiyle birlikte bu ruh diri tutuluyor.
Şehirde yeni bir dönem de başlıyor; Üniversitemize atanan Rektörümüz Prof. Dr. Faruk Yiğit’in vizyonu, Valiliğimizin ve Belediyemizin desteği, halkımızın sarsılmaz sahiplenmesi bu hikâyeyi taçlandırıyor.

Mustafa İzzet Baysal’ın attığı eğitim temeli ile ROKETSAN’ın çelik kanatları birleştiğinde Bolu, sadece doğasıyla değil, yüksek teknoloji üretimiyle de dünyada anılacak.
Bu, Allahüteala’nın Bolu’ya bir ikramıdır. Roketler sadece göğe yükselmez; bazen bir neslin özgüvenini ve bir ülkenin hayalini de yukarı taşır.

5 Mart: Bir Veda Değil, Bir Vefa Günü

5 Mart yaklaşıyor. O gün Bolu, sevgili Baysal’ı anmakla kalmayacak; ona olan sevgisini yeniden tazeleyecek.
O’nu dualarımızla, şiirlerimizle ve en önemlisi O’na layık işler yaparak anacağız.

BAİBÜ’deki anma gününde, Bolu halkı Baysalımızı yalnız bırakmamalı. BAİBÜ ‘li, 32.000 öğrencimiz ve hocalarımız bu buluşmada en ön safta olmalı. Her bir gencimizin varlığı, İzzet Baba’ya “Emanetin emin ellerde” demenin en samimi yoludur.

Bolu’da bugün hissettiğimiz tam olarak bu: Bir hikâye var.
Ve o hikâye bizlerle yazılmaya devam ediyor.
Bu hikâyenin kahramanı;
Rahmetli M. İzzet Baysal’ı çok seviyoruz.