Bolu’nun sokaklarında yürürken sadece binaları değil, aslında koca bir ömrün bereketini görürsünüz.
Başınızı nereye çevirseniz O’nun tebessümü, O’nun merhameti karşılar sizi.

Bu şehirde her çocuk, aslında gizli bir elin şefkatiyle büyür.
O’nun kurduğu yuvada hayata gözlerini açar, o’nun okulunda alfabeyi söker, O’nun lisesinde delikanlı olur ve nihayetinde o’nun adını taşıyan üniversitede hayallerine kanat çırpar.
Dile kolay; tam 150 dev eser… Bu, sadece beton ve taştan ibaret bir yapı stoğu değil; Bolu’nun her bir karış toprağına nakşedilmiş, bir adamın memleketine duyduğu o "karşılıksız sevda" bir aşk hikâyesidir.

Vefa Nöbeti Başlıyor
Bugünlerde Bolu’nun havası bir başka, suyu bir başka akıyor. 9-12 Mayıs 2026 tarihleri arasında 37. kez düzenlenecek olan "İzzet Baysal Şükran Günleri", bizim için sadece bir geçiştiriliverecek etkinliği değildir.
Bu, bir şehrin babasına duyduğu o bitmek bilmeyen özlemin, kopmaz bir bağla bağlandığı vefasının en içten haykırışıdır.
9 Mayıs’ta tabiatın kalbinde başlayacak olan bu vefa nöbeti, 11 Mayıs’taki o büyük yürüyüşle göğe yükselecek ve 12 Mayıs akşamı finalle ruhlarımıza mühürlenecek.

İzzet Baba’nın Bilim Hayali Can Buluyor
İzzet Baba bize sadece binalar bırakmadı; o bize "vakıf" olmanın asaletini, paylaşmanın huzurunu ve memlekete karşılıksız hizmet etmenin kutsallığını miras bıraktı. Bugün Üniversitemizin ROKETSAN hamlesiyle savunma sanayiinde attığı o dev adımlar, aslında İzzet Baba’nın yıllar önce kurduğu "bilimle kalkınan Türkiye" hayalinin meyveleridir.
Onun mirası, bugün Türk mühendislerinin elinde bir teknoloji zaferine dönüşüyor.

Ahmet Baysal: Başımızdaki Yaşayan Çınar
Bu büyük mirası, tıpkı amcası gibi aynı mütevazılık ve bitmek bilmeyen bir aşkla omuzlayan, Bolu’nun yaşayan vicdanı Ahmet Baysal amcamız var...
O’nun o vakur duruşu, O’nun o bitmek bilmeyen çalışma azmi bize her daim İzzet Baysal’ın nefesini hissettiriyor. Rabbim sana sağlık ve afiyet versin; iyi ki varsın Ahmet Amca, iyi ki bizimlesin.

Gerede’den Seben’e, Tek Bir Yürek Olma Vakti
Şimdi sıra bizde… İzzet Baysal sadece merkez mahallelerin değil; Gerede’nin, Seben’in, Mengen’in, Mudurnu’nun, Göynük’ün, Kıbrıscık’ın, Dörtdivan’ın ve Yeniçağa’nın; yani topyekûn Bolu’nun babasıdır.
Şükran Günleri'nde aileler olarak caddeleri doldurmak, o büyük yürüyüşte omuz omuza durmak bizim için bir tercih değil, bir asalet borcudur.
Gencimizle, yaşlımızla, esnafımızla o gün meydanlarda olmalı, o büyük "Baysal Ailesi" fotoğrafında yerimizi almalıyız. Vefa, sadece anmak değil; omuz vermektir.

Yerelden Küresele: Baysal Modeli.
İzzet Baysal anlayışı, artık sadece Bolu’nun sınırları içine hapsedilemeyecek kadar büyüktür. Bir insanın tüm kazancını bir şehre vakfederek o şehrin kaderini değiştirmesinin dünyada başka bir örneği yoktur.
Bu yönüyle Şükran Günleri, artık uluslararası bir anma ve iyilik festivaline dönüşmelidir. UNESCO gibi platformlarda tescillenmeyi hak eden bu "Baysal Modeli", tüm dünyaya bir kalkınma dersi olarak sunulmalıdır.
Bolu, "hayırseverliğin dünya başkenti" olarak tescillenmelidir.

Ruhun Şad Olsun İzzet Baba...
İmam-ı Rabbani Hazretleri buyuruyor ki:
Dua, kazayı, belayı defeder. Hadis-i şerifte (Kaza, ancak ve yalnız dua ile durdurulur) buyuruldu. (Tirmizi)
Bizler de bugün senin için, sevdiklerin için, halkımız için, Bolu için el açıyor, dua ediyoruz.
"İşini iyi yapmaya vakit ayır, iyi iş kişiyi saygın yapar" öğüdünü kulağımıza küpe yaptık.
Senin adınla yükselen her bir gençte, senin kurduğun her bir yuvada bir duamız var.

Sen Bolu’yu, Bolu da seni asla bırakmayacak. Allahüteala’nın sevgili kulu olduğuna inandığımız "Büyük Hayırseverimiz", dualarımız seninle.
Mekânın cennet, ruhun şad olsun.

Sonsuz şükran ve bitmeyen bir özlemle...



Fuat Bayramoğlu
06 Mayıs 2026