BİR MARŞIN SAHNE ARKASI: İBAL’DE DİRİLEN İSTİKLÂL RUHU

Bir milletin ruhu bazen bir sahnede yeniden ayağa kalkar.

Bazı metinler vardır; yalnızca okunmaz, iliklerinize kadar hissedilir.
İstiklâl Marşı işte tam da böyle bir metindir.
“Korkma!” diye haykıran o ilk dize, bir şairin kaleminden dökülmüş olsa da aslında küllerinden doğan bir milletin kalbinden yükselmiştir.

O satır aralarında cephedeki Mehmetçiğin cesareti, kağnısıyla mermi taşıyan anaların duası ve topyekûn bir varoluş mücadelesinin izleri vardır.

12 Mart 2026 Perşembe günü Bolu Bilim ve Sanat Merkezi’nde, Bolu Valimiz ve il protokolün yanı sıra salonu hınca hınç dolduran öğrenciler ve vatandaşlarımızla birlikte nefes kesen bir programa şahitlik ettik.
Etkinliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri, lise öğrencilerinin sahnelediği “Korkma! Gençliğin Ruhu Burada” adlı tiyatro oyunu oldu. Öğrencilerin hazırladığı oratoryo ve sahne canlandırmaları, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini etkileyici bir anlatımla sahneye taşıdı.
Ara vermeden izlerken, Serv mağarasından 1071 yılına, Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Çanakkale’den Milli mücadeleye, Milli Mücadeleden günümüze kronolojik olarak bir seyir yaptık. Zamanlar arasından bu günümüze vardık.

İzzet Baysal Anadolu Lisesi (İBAL) tarafından hazırlanan bu etkinlikte sahne sadece bir dekor değil, adeta bir zaman makinesiydi.

Bu anlamlı organizasyonun arkasında okul müdürü Ramazan Emre, Müdür Başyardımısı Burhan İnce ve müdür yardımcısı Tuğba Serim olmak üzere büyük bir ekip emeği vardı.

Geleceğin Sahipleri Sahnede Devleşti

Bilirsiniz;
Miladi 622 yılında (0 ise, Hicri takvimin başlangıcı) Sevr Mağarası’nda Hz. Ebû Bekir’in endişelenmesi üzerine Peygamber Efendimiz ’in söylediği “Korkma, üzülme! Allah bizimle beraberdir.” (Lâ tahzen) sözü, yüzyıllardır inananlar için bir teselli ve cesaret rehberi olmuştur.

Köklerine bağlı bir mütefekkir olan Mehmet Âkif Ersoy da milletimizin istiklâl destanını yazarken marşımıza bu duygularla “Korkma!” hitabıyla başlamıştır.

İBAL’in düzenlediği etkinliğin en çarpıcı anı ise lise öğrencilerinin sahnelediği “Korkma! Gençliğin Ruhu Burada” adlı tiyatro oyunuydu.

Bu oyunun ortaya çıkmasında büyük emeği olan isimlerin başında müzik öğretmeni Özlem Yavuz, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Günay Aktaş ve psikolojik danışman Mustafa Sert geliyordu. Hazırlanan senaryo ve kurgu bu üç ismin ortak emeğiyle şekillendi.

Gençlerin sahneye hazırlanmasında ve sunum sürecinde ise yine Özlem Yavuz, Günay Aktaş, Mustafa Sert ile birlikte Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenleri Elif Doğan ve Tuğçe Topçu büyük bir titizlikle çalıştığını öğreniyoruz.

Velilerinden izin alamadığım için, isimlerini burada tek tek yazamadığım saygıdeğer öğrencilerin her biri sahnede adeta devleşti.
Oratoryo ve canlandırmalarla Milli Mücadele’nin çelik iradesini öyle bir ruhla taşıdılar ki salondaki heyecan bir an olsun dinmedi. Gözlerimiz ıslak ıslaktı izlerken.

Işıktan Dekora, Emek Verilen Her Ayrıntı

Böylesine kusursuz bir akış; yüzlerce provanın, sahne arkasındaki uykusuz gecelerin ve dökülen binlerce damla alın terinin sonucudur.

Müzik altyapısında müzik öğretmenleri Özlem Yavuz ve Volkan Kurtoğlu büyük emek verdi. Sahnedeki atmosferi güçlendiren müzikler, oyunun duygusunu seyirciye güçlü biçimde taşıdı.

Sahne tasarımı, kostüm ve dekor çalışmalarında Almanca öğretmeni Satı Büyükarslan ile Görsel Sanatlar öğretmeni Şule Berberoğlu adeta dönemin ruhunu sahneye taşıdı.

Teknik tarafta ise Bilişim Teknolojileri öğretmeni Aslı Eşref ses ve teknik düzeni başarıyla yönetirken, ışık düzeninde Matematik öğretmeni Mehmet Reşat Şahin sahnedeki atmosferi tamamlayan önemli bir görev üstlendi.

Böylece eğitimcilerden oluşan bu geniş ekip, kendi branşlarının ötesine geçerek sanatla, kültürle ve tarih bilinciyle bütünleşen örnek bir çalışma ortaya koydu.

Tek Vücut, Tek Bilek: İBAL Ruhu

Bu başarı sadece bir okulun değil; öğretmeniyle, öğrencisiyle ve gönülden destek veren velileriyle tek vücut olmuş İBAL ailesinin başarısıdır.

Bu başarıda okullarına öğretmenlerine inanan velilerin fedakârlıkları alkışlanmalıdır.

Program sonunda ailelerin evlatlarına ve öğretmenlere sunduğu çiçekler, çekilen sevgi ve saygı dolu fotoğraflar bu birlikteliğin en güzel göstergesiydi.

Bu büyük emeği taçlandıran müjde ise Bolu Valisinden geldi. Sahnede devleşen gençlere ve emeği geçen ekibe verilen Çanakkale gezisi sözü, bu anlamlı günün en güzel ödüllerinden biri oldu.

Etkinliğin Düşündürdükleri

İBAL bugün gerçekten muhteşem bir etkinliğe imza attı. Onları gönülden alkışlıyor, teşekkür ve dualarımızı sunuyoruz.

Aslında Bolu’daki anaokullarından, orta dereceli okullar ve liselere kadar eğitim camiamızın büyük bir hassasiyetle çalıştığını görüyoruz.
Bu nedenle Bolu kamuoyu olarak gönlümüz rahat.

Bu eğitim camiasının içinde tam 45 yılım geçti. Meslektaşlarımla her zaman onur duydum.

Allahüteala, sağlık ve ömür verdiği müddetçe ileride de onların emeklerini ve başarılarını aynı coşkuyla karına kaderine duyurmaya çalışacağız inşallah.

Şunu da her zaman hatırlatmak gerekir:
Kamu görevlerinde yapılan her iş aynı zamanda büyük bir sorumluluktur.
Çünkü ihmal edilen her görevde, kamu hakkı (85 Milyon kişinin hakkı) söz konusudur. Kul hakkı vardır. Hak geçtiğinde, tüm Türkiye’deki kişilerle helalleşmek gerekir. Bu da imkânsızdır.
Kul hakkı ise hem dünyada hem ahirette en ağır sorumluluklardan biridir.

Bu nedenle başta bakanlık yöneticileri olmak üzere, ilimizde sayın valimizden il millî eğitim yöneticilerine ve okullarımızdaki idareci ile öğretmenlere kadar herkes bu sorumluluğun bilinciyle hareket etmelidir.

“Türkiye Yüzyılı” vizyonu kapsamında Millî Eğitim Bakanlığı’nın başlattığı çalışmalar da özümüzdeki kıymetli unutulmuş veya unutturulmuş değerleri yeniden keşfetme yönünde önemli bir adımıdır.
Yalan ve yanlış bilgilerden arınarak,
Kendi köklerimize dönerek,
Milli ve manevi değerlerimizi doğru kaynaklardan öğrenerek, matematikte, fende, sanatta ve her alanda dünyanın bir numarası olmak zorundayız.
Batının vahşi, sömürgeci, bencil kültürlerinden acilen kurtulmamız gereklidir.
Yarın ölecekmişiz gibi ahiret için,
hiç ölmeyecekmişiz gibi dünya için gece gündüz çalışmak zorundayız.

Hayırların Efendisi’nden Bugüne Uzanan Meşale

Yazımı vefa duygularıyla bitirmek istiyorum.
Bu muhteşem organizasyonu, Bolu’nun babası olarak anılan “Hayırların Efendisi” Rahmetli İzzet Baysal’ın ilimize kazandırdığı yüzlerce eser arasındaki ilk göz ağrısı olan okul gerçekleştirdi.

Bir insan düşünün…
Bir okul yaptırıyor.
Aradan yıllar geçiyor.
O okulda yetişen gençler bir gün sahneye çıkıp bir milletin ruhunu yeniden ayağa kaldırıyor, o ruhu haykırıyor.

İşte gerçek hayır budur.

Eski bir söz vardır:
“Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan da bir vatanı kurtarır.”

Bazen de bir okul…
Bir öğretmen…
Bir avuç genç…

Bir milletin ruhunu yeniden ayağa kaldırmaya yeter.

O gün sahnede yalnızca bir oyun sergilenmedi.

O gün İstiklâl Marşı yeniden yaşandı.

Ve bir kez daha gördük ki;

Bu milletin çocukları var oldukça, “Korkma!” diye başlayan o destan asla susmayacak.
Ve o gün,
Bir milletin ruhu yeniden ayağa kalktı.
Program biterken salonda herkesin yüreğinde İstiklâl Marşı’nın tamamı okunuyordu.
Ve o sözlerin finalindeki gerçek, bir kez daha zihinlerimizde yankılandı:

“Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!”