Bolu ilçeleri ile birlikte zengin bir tabiata sahip.

Tabiat sahipleri,

Habitat alanlarını sahiplendikçe, kaçan keyfim geri geliyor.

Habitat;

Bir türün yaşamsal faaliyetlerini en iyi şekilde devam ettirebildiği alan olarak tarif ediliyor.

Habitat;

Bir canlının arandığı zaman bulunduğu yer olarak belirtiliyor.

Habitat;

Bir orman olabileceği gibi, çürümüş küçük bir ağaç kütüğü de olabiliyor.

Bitki, bitki örtüsü.

Suları, gölleri, akarsuları, deniz ve okyanusları, habitatın temel faktörleri olarak sıralamak mümkün.

Bugün,

Seben Belediye Başkanı Fatih Kavak'ın açıklamalarını okuyorum.

Diyor ki;

Haziran ayının sonunda temel atma töreni ile inşallah biz ilk kazmayı vuracağız.

Seben'de,

34 bin dekar arazi sulanacak.

Kuru tarımdan, sulu tarıma geçeceğiz.

Tarımsal üretimde ürün çeşitliliğin arttırılmasını sağlayacağız.

Çok özel,

Çok güzel cümleler kuruyor başkan.

Elmanın habitatı Seben, kendini aşmanın yollarını arıyor.

Yeni canlı türlerine ev sahipliği yapacağım diye gururlanıyor.

Bunu tek başına bir ilçe Belediye Başkanı yapabilir mi.?

Başarabilir mi?

Kurduğu cümleler paydaşlarından öksüz kalırsa gerçek olabilir mi?

Hayır!

Ve Fakat!

Projesinin ve organizasyonun lokomotifi,

Aklın fikrin aktarıcısı,

Gücün, kuvvetin taşıyıcısı,

Moral motivasyonunişleyicisi,

Habitat alanlarının bekçisi olabilir.!!

Yerel yönetimler olarak pekala bunu başarabilir.

Seben Belediye Başkanı Fatih Kavak'ın en büyük desteği Bolu Milletvekilleri Arzu Aydın ve Fehmi Küpçü olurken,

Tarım ve Orman Bakan yardımcısı Fatih Metin'in büyük bir şans olduğunu asla unutmaması gerekiyor.

Fatih Kavak,

“Yolla beraber artık vatandaşımız, Bolu'daki insanımız, dışarıda ki insanımız Seben'e yarım saatlik bir mesafede ulaşabilecekler”

En güzel,

En tehlikeli cümle de bu.

Koruma, kollama ve kullanma konusunda becerikli olamaz iseniz;

Seben elmasını koruma.

Taşlıyayla Gölünü kollama.

Kaya evlerini kullanma maksadı hasıl olmaz.

İşte o zaman “yandı gülüm, keten helva”

Sosyal medyada şöyle bir geçerli istatistik bilgi var.

Sosyal medyaya,

En kısa sürede ulaşmak değil.

O mecrada,

En uzun süre kalmaktır asl'olan.

O bakımdan gelenin ne kadar hızla ulaştığı kadar, ne kadar kalacağını da iyi hesap etmek,

Cazibe merkezlerinin sayısını ve kalitesini artırmak gerekiyor.

Seben Belediye Başkanı Fatih Kavak'ın hiçbir cümlesine itiraz etmiyorum.

Destekliyorum.

Başarılı olmasına,

Seben'in ömrüne ömür katmasına kimsenin itirazı olmaz.

Buna rağmen ve her şeye rağmen.

Benim bir itirazım olur!

Başkan Fatih Kavak..

“Seben Gölü (Taşlıyayla) ülke genelinde az bilinen değerlerimizden bir tanesi” diye söylüyor.

Katılmıyorum.

Seben Taşlıyayla Gölü…

Az bilinen değil, çok bilinen bir göl.

Aynı zamanda!!

Hiç değeri bilinmeyen de bir göl.

İçinden kilometrelerce ağ çıkan,

Yasak avlanmaya bu kadar müsait,

Balık habitatının bu kadar har vurulup harman savurulduğu, bu kadar kaderine terk edilmiş, hoyratça avlanılanbir göl daha bilmiyorum.

Haberlerde sıklıkla okuyor, şahit oluyor üzülüyoruz.

Taşlıyayla gölü,

Turizm açısından altın yumurtlayan tavuk olabilir.

Bırakınız ülke!!!

Dünya amatör olta balıkçılığının en mühim merkezi konumuna dahi ulaşabilir.

Bırakın kooperatifi, işini, gücünü.

İçinden çıkacak birkaç kilo balık ile oyalanmayı.

Olta ile balık tutup, sonra göle atan yarışmacı turizm sektörüne kafa yorun.

Tuttuğu balığı ölçsün, fotoğrafını çeksin, paylaşsın.

Hikayesini yazsın, dergilere bassın, senin bedava reklamını yapsın..

Vücudu adrenalin salsın, fazlasını Seben'e, Bolu'ya ekonomik enerji olarak bıraksın.

Ama önce Taşlıyayla Gölünün dibini bir kurtarın.

Balıkların kökünü kurutanlara karşı essahtan bir mücadele başlatın.

Ekip olun.

Belediye, Kaymakam, Polis, Jandarma, Muhtar, hep birlikte aynı fikriyatla hareket etmenin kurallarını koyun.

Yoksa Abant'tan yedi kat büyük diye övündüğünüz Seben Taşlıyayla Gölü..

Gazetelerin 3. Sayfa haberlerine konu olmaktan öteye gitmez…