Eğitim evde başlar. Aileye dokunmadan gelecek kurtulamaz. Eğitim sadece okulun dört duvarı arasında verilen bir hizmet değildir. Asıl eğitim, evin içinde başlar; annenin bakışında, babanın sözünde, sofradaki konuşmada, güzel hayaller kurulduğunda çocuk şekillenir. Bugün eğitimde yaşadığımız sorunların önemli bir kısmı, okul ile aile arasındaki kopukluktan kaynaklanmaktadır. Özellikle sorunlu ve ihtiyaç sahibi ailelerde yetişen çocuklar, bu kopukluğun en ağır bedelini ödemektedir. Ülke olarak hepimiz ödüyoruz.

Oysa yapılması gereken bellidir: Eğitimi çocuğun ayağına değil, evin içine taşımak…

Bu noktada hayata geçirilmesi gereken en önemli adımlardan biri, “aile içi eğitim destek projesi”dir. Bu projeyi üniversitelerde eğitim fakülteleri gerçekleştirmelidir. Atanamayan öğretmenler ve eğitim fakültesi öğrencileri, ihtiyaç sahibi ailelerin içine birer eğitim rehberi olarak dahil edilmelidir. Amaç sadece çocuğun ödevine yardım etmek değildir. Asıl amaç; kopmuş olan bağı yeniden kurmak, çocuğu yalnızlıktan kurtarmak ve aileyi eğitimin bir parçası haline getirmektir.

Çünkü yapılan araştırmalar açıkça göstermektedir ki, insan hayatının en kritik dönemi erken çocukluk yıllarıdır. Özellikle 0–7 yaş arası dönem; karakterin, alışkanlıkların ve öğrenme becerilerinin şekillendiği en hassas zaman dilimidir. Bu yaşlarda kazanılan değerler, insanın bütün hayatına yön verir.

Atalarımızın “Ağaç yaşken eğilir” sözü, bugün bilim dünyasının ulaştığı gerçeğin asırlar öncesinden ifadesidir. Yine “İnsan yedisinde neyse yetmişinde odur” sözü, çocuklukta verilen eğitimin kalıcılığını en çarpıcı şekilde anlatır. Demek ki mesele sadece ders öğretmek değil; zamanında dokunabilmektir.

İşte bu proje tam da bu noktada hayati bir rol üstlenmektedir.

Ailenin içine giren eğitim destekçileri:

* Çocuğun derslerine yardımcı olur,
* Ona düzenli çalışma alışkanlığı kazandırır,
* Aileyi bilinçlendirir,
* Anne-baba ile çocuk arasındaki iletişimi güçlendirir.

Böylece eğitim, sadece çocuğun değil, ailenin tamamının sürece katılmasını sağlar.

Projenin bir diğer önemli ayağı ise koordinasyondur. İki haftada bir yapılacak toplantılarla aileler, öğretmenler ve koordinatörler bir araya getirilmelidir. Bu toplantılarda çocuğun akademik gelişimi, ailenin yaşadığı sorunlar ve eğitim sürecindeki aksaklıklar açıkça konuşulmalıdır.

Ayrıca bu sistem, okul ile ev arasındaki görünmez duvarları da yıkacaktır. Eğitim destekçileri; okul rehberlik servisleri ve sınıf öğretmenleriyle sürekli iletişim halinde olarak çocuğun hem okul hem ev hayatını birlikte değerlendirecektir. Böylece sorunlar büyümeden fark edilecek, çözümler gecikmeden uygulanacaktır.

Şimdi meseleye bir de zaman açısından bakalım:
Bir yıl 8760 saattir. Bunun önemli bir bölümü uyku ile geçer. Geriye kalan zamanın yaklaşık 1000 saatini okul doldurur. Ancak asıl dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bir çocuğun hayatındaki yaklaşık 3000 saat doğrudan ailenin sorumluluğundadır.
İşte kaderi belirleyen de tam olarak bu saatlerdir.
Aile, bu 3000 saatte çocuğunu:
* Dinlenmiş,
* Sağlıklı beslenmiş,
* Özgüvenli,
* Değerleri olan bir birey olarak yetiştirmek zorundadır.
Çünkü okul bilgi verir; ama insanı aile yetiştirir.

Elbette eğitimin sadece bilgiyle değil, şartlarla da ilgisi vardır. Yoksulluk içinde yaşayan bir aileden, çocuğuna ideal eğitim ortamı sunmasını beklemek gerçekçi değildir. Bu nedenle proje kapsamında ailelere yapılacak maddi destekler de büyük önem taşımaktadır. Çünkü aç bir zihnin öğrenmesi, kaygı içindeki bir kalbin gelişmesi kolay değildir.

Bu proje hayata geçirildiğinde:

* Atanamayan öğretmenler üretime katılacak,
* Üniversite öğrencileri sahada yetişecek,
* Aileler bilinçlenecek,
* Çocuklar yalnızlıktan kurtulacaktır.

Sonuç olarak; eğitimde fırsat eşitliği sağlamak istiyorsak, önce evin kapısını çalmalıyız. Okulda verilen bilgi, evde karşılık bulmuyorsa eksik kalır. Ama evde başlayan bir eğitim, okulla birleştiğinde bir nesli ayağa kaldırır.

Unutulmamalıdır ki:
Bir çocuğun kaderi, çoğu zaman ailesinin eğitimle kurduğu bağ kadar güçlüdür.
SORUNLAR BİLİMSEL ÇALIŞMALAR DOĞRULTUSUNDA PROJELER YAPARAK DAHA ÇABUK ÇÖZÜLEBİLİR.

Ve unutmamalıdır ki: Çocuklar ölmesin istiyorsak, sadece okulları değil, evleri de eğitmek zorundayız.

TÜRK MİLLETİ: MİLLİ VE ORTAK ÜLKÜLERİNİ GERÇEKLEŞTİREREK, YÜKSEK BİR MİLLİ ÜLKÜ DOĞRULTUSUNDA MADDİ VE MANEVİ BOŞLUKLARI DOLDURARAK, TOPLUMDA ORTAK İDİALİ YÜKSELTİP, GELECEĞE DAİR UMUTLARI TAZELEMELİYİZ.