BOLU’DA "DİRENEN IŞIK": 18 ÖĞRETMEN, TEK BİR ÇIĞLIK!

Dünya, 21. yüzyılın en ağır, en kanlı ve en utanç verici sınavından geçiyor. Modern dediğimiz medeniyetin gözleri önünde, Gazze’de bir halkın hafızası, çocukların rüyaları ve insanlığın onuru sistematik bir şekilde yok ediliyor. 70 bin evladın toprağa düştüğü, bebeklerin emziğiyle, gençlerin ise yarım kalmış hayalleriyle vurulduğu bir coğrafyada; "insanım" diyen herkesin boğazında koca bir düğüm, kalbinde ise dinmeyen bir sızı var.

Ve belki de en acısı; bu çığlıkların artık bazı kulaklara “alışılmış bir haber” gibi gelmesi… İşte asıl kaybımız tam da burada başlıyor.

Şükürler olsun ki bizler, darda kalana kucak açan, mazlumun ahını kendi sinesiyle duyan asil bir geleneğin mirasçılarıyız. Medine’den, Osmanlı’dan tevarüs eden o "kimsesizlerin kimsesi olma" ruhu, bugün Bolu’da öğretmenlerimizin ellerinde bir meşaleye dönüşüyor.

Çünkü bazı ışıklar vardır; karanlığı sadece aydınlatmaz, aynı zamanda insanın içini de uyandırır. İşte bu ışık, Bolu’da yeniden yanıyor.

Tiyatro, izleyenin kalbine usulca dokunup sonra orada derin bir iz bırakır. Sahnede yaşanan acı, özlem ya da umut; bir anda seyircinin kendi hayatıyla iç içe geçer. İnsan, kendinden bir parça bulduğu anda artık sadece izleyen değil, hisseden olur.

Bazen bir karakterin sessizliği, insanın kendi içindeki suskunlukları hatırlatır. Bazen bir vedâ sahnesi, unutuldu sanılan duyguları yeniden gün yüzüne çıkarır. İşte o an, tiyatro sadece bir sanat olmaktan çıkar; adeta ruhun aynası hâline gelir.

Perde kapandığında gözler sahneden ayrılır ama kalp hâlâ oradadır. Çünkü tiyatro, insana sadece bir hikâye anlatmaz… Kendi hikâyesini yeniden hissettirir.

Müdür Turan’ın Vizyonu ve Güçlü Koordinasyon
İl Milli Eğitim Müdürü Cemal Turan, göreve başladığı ilk günden itibaren eğitimi sadece dört duvar arasına sığdırmayacağını, şehrin kültürel ve vicdani damarlarına dokunacağını hissettirmişti.

Öğretmen Akademisi bünyesinde, "güncel bir dertle dertlenmek" adına bir tiyatro oyunu fikrini ortaya attığında, aslında büyük bir boşluğu doldurmanın da ilk adımını atıyordu. Herkes bu fikrin etrafına kenetlendi.

Bu büyük organizasyonun arkasında ise adeta bir saat gibi işleyen bir koordinasyon ekibi var. Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Fatih Fedaker, Şube Müdürleri Habibe Ceylan Öztürk ve Ahmet Değirmenci'nin koordinesinde yürütülen bu titiz çalışma, projenin her aşamasının ne kadar profesyonelce ve samimiyetle ele alındığını gösteriyor.

Eğitim Akademisi’nin bu değerli isimlerinin rehberliğinde, öğretmenlerimiz adeta bir aile disipliniyle bu büyük eseri vücuda getirdiler.

Ve belki de en kıymetlisi; bu işte kimse görev yapmadı, herkes yüreğini koydu.

18 Farklı Branş, Tek Bir Cümle: "Filistin Ölmesin!"
Bakınız, bu projenin benzeri az bulunur bir özelliği var.

Bu oyunu profesyonel senaristler değil, bu oyunu sahneleyen, bizim bu işte görev alan öğretmenlerimiz yazdı. 18 farklı branştan öğretmen; matematikçisinden tarihçisine, edebiyatçısından yaşlı bakım uzmanına kadar herkes, 1,5 ay boyunca mesai bittikten sonra yorgunluk nedir bilmeden çalıştı.

• Tarih öğretmeni olayların kronolojik acısını senaryoya işledi.
• Sağlık ve Yaşlı Bakım öğretmenleri, sahnede canlandırılan o yaralı bedenlerin, protezsiz çocukların ve derman bekleyen yaşlıların dramını en gerçekçi haliyle kurguladı.
• Görsel Sanatlar ekibi, Bolu Güzel Sanatlar Lisesi’nin imkanlarını zorlayarak adeta enkazın ortasından bir umut ışığı çıkaran dekorları hazırladı.

Her sahne, bir annenin gözyaşı… her replik, bir çocuğun yarım kalmış duası gibi işlendi.

Tabii tüm bu devasa emeği sahnede bir ruhla buluşturan, adeta nakış nakış işleyen bir isim var: Türkçe Öğretmeni Sezgin Koçyiğit.

Bu sarsıcı rahmani metni sahneye koyan, öğretmenlerimizin o samimi performanslarını bir sanat şölenine dönüştüren Sezgin Hocamıza ve kıymetli öğretmen arkadaşlarına Bolu halkı adına özel bir teşekkür borçluyuz.

Bu ekipte görev yapan öğretmenlerin, kelimelere kattığı derinlik, eminim ki izleyicinin ruhuna birer mühür gibi kazınacaktır.

Devletin Zirvesi ve Halkın Vicdanı Aynı Sahnede
Bu büyük çığlığa Bolu’nun en üst makamı da duyarsız kalmadı. İl Milli Eğitim Müdürü Sayın Cemal Turan’ın daveti üzerine, Bolu Valisi Sayın Abdulaziz Aydın’ın da o geceye katılacağını ve bu anlamlı nöbette öğretmenlerimizi yalnız bırakmayacağını öğrendik.
Bu mükemmel bir haber, ihlasla harekettir. Devlet millet sentezi, gönüllere nakş olacaktır.

Devletin ve milletin bu kutsal davada haklının yanında saf tutması, Bolu’nun vicdan bayrağını en yüksekte taşıdığının nişanesidir.

Çünkü bazen bir şehir, sadece coğrafya değildir; aynı acıya aynı anda yanan yüreklerin adıdır.

2 Nisan’da Kimseye Randevu Vermeyin!
Gazze bugün sadece bombalarla değil; susuzlukla, ilaçsızlıkla ve en acısı da dünyanın bu dehşete "alışmışlığıyla" sarsılıyor.

O sahnede oyunda görev alan 11+7 öğretmen oyuncumuz, aslında bizlere unuttuğumuz insanlığımızı hatırlatacak.

Lütfen bu bilgileri ajandanıza not edin:
• Oyunun Adı: Direnen Işık Filistin
• Tarih: 2 Nisan Perşembe | Saat: 20:00
• Yer: BAİBÜ Mavi Salon
• Giriş: Ücretsiz

Okuyucularımıza, halkımıza sesleniyorum: Bu oyunun sahneleyen Bolu İl Müdürlüğüdür.
İl Milli Eğitim Müdürü Cemal Turan, herkesi bu oyunu izlemeye davet ediyor.
Bu davetle, O akşam o salonu sadece doldurmayalım, omuz omuza vererek Filistin’in direnişine Bolu’dan bir nefes olalım.

Protezsiz bedenlerin, susuz dudakların ve yarım kalmış hayatların sessiz çığlığını hep birlikte haykıralım.

Unutmayın; tarih, bu zulme karşı susanları da en az bu vahşeti yapanlar kadar ağır yargılayacaktır.

Tek dişi kalmış canavarlar sussa da, 2 Nisan akşamı o sahne, mazlumlar için, Allah için konuşacak!

Ve belki de o gece, sadece bir oyun izlemeyeceğiz… dünyanın her yanını dolduran milyonlarca suçlu vicdanlarla yüzleşeceğiz.