BELKİ SON RAMAZANIMIZDI… GÜLE GÜLE EY MÜBAREK MİSAFİR
(Güle Güle Ey Şehr-i Ramazan)
Bir ay boyunca gönüllerimize rahmet taşıyan Ramazan artık yolcu. Sahurların hikmeti, iftar sofralarının bereketi ve Kadir Gecesi’nin umut dolu ibadetleri geride kalırken, her kalpte aynı soru yankılanıyor: Bu mübarek ayın sonunda affedilen kullar arasına girebildik mi?
Bir Misafirin Ardından
Bir ay boyunca gönüllerimize misafir olan mübarek günler şimdi usulca vedaya hazırlanıyor. Sahur vakitlerinde uykulu gözlerle kalkılan o sessiz anlar, akşam ezanını beklerken sofraların başında biriken sabır, teravihlerin ardından cami avlularında hissedilen huzur…
Eşe dosta hürmetle uzanan eller, müsaffaha yapılan samimi tebessümler… Hepsi sanki kalbimizin içinde saklanan güzel bir hatıraya dönüşüyor.
Ramazan yine geldi, kalplerimizi dokudu ve şimdi ayrılığın eşiğinde bizi derin bir muhasebeye bırakıyor.
Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
“Ramazan ayı geldiğinde cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.”
Bu müjdeyi her yıl yeniden duyarız. Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı bir zaman dilimi… Dua edenin duasının, tövbe edenin gözyaşının, paylaşanın iyiliğinin karşılıksız kalmadığı bir rahmet mevsimi.
Affedilenlerden Olduk mu?
Bir başka hadisinde Efendimiz şu müjdeyi verir:
“Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”
İnsan bu sözleri duyunca ister istemez kalbine sorar: Acaba biz de affedilenlerden olduk mu?
Gecelerin bir vaktinde yapılan bir dua, gizlice verilen bir sadaka, bir gönlü sevindiren küçük bir iyilik… İnanıyoruz ki, Allahü teâlâ katında büyük bir rahmet kapısını aralamıştır. Çünkü bazen bir damla gözyaşı, yılların hatalarını, günahlarını silebilir.
Ramazan ayı insana sadece aç kalmayı öğretmez.
O, insanın kalbine aynayı tutar. Kırdığımız gönülleri hatırlatır, unuttuğumuz merhameti yeniden uyandırır, dünyanın geçiciliğini fısıldar. Çünkü hayat da Ramazan gibidir…
Gelir, kalbimize bir şeyler öğretir ve sonra sessizce geçip gider.
Bin Aydan Daha Hayırlı Gece
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
“Allahü teâlâ, Kadir Gecesi’ni ümmetime hediye etti, başka ümmete vermedi.” [Deylemî]
Bu mübarek ayın içinde saklı en büyük müjdelerden biri de Kadir Gecesi’dir. Kur’an’da bildirildiği gibi bin aydan daha hayırlı olan o mübarek gece…
Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
“Kim Kadir Gecesi’ni inanarak ve sevabını Allah’tan umarak ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.”
Bir gece… Ama bin aydan daha kıymetli.
İnsan düşünmeden edemiyor: Belki de bir dua, bir tövbe, bir damla gözyaşı, kılınan kaza namazları, sevindirilen yetim ve öksüzlerin bakışları insanın kader defterinde yepyeni bir sayfa açabilir. İşte Kadir Gecesi böyle bir rahmet kapısıdır.
Bir Beyit:
Bin aydan faziletli, ne kadar kadri yüce!
Sayısız günahkâr kul, affa uğrar bu gece.
Bu geceyi ihya etmek isteyen mümin için yapılacaklar da aslında bellidir. İnsan bu mübarek vakti boş geçirmemeli; Kur’an okumalı, dua ve tevbe ile Rabbine yönelmeli, kaza namazları varsa onları eda etmeye gayret etmelidir. Dinini daha iyi öğrenmek için ehli sünnet âlimlerinin yazdığı kitapları ve ilmihal kitaplarını okumak, sadaka vererek bir gönlü sevindirmek, yapılan ibadetlerin sevabını ölü ve diri bütün müminlere hediye etmek de bu gecenin ruhuna yakışan güzel amellerdendir.
Şunu da unutmamak gerekir ki günahların affedilmesi, kulun üzerindeki borçları ortadan kaldırmaz; namaz, oruç ve kul hakları varsa bunları kaza ederek ve ödeyerek borçtan kurtulmak gerekir.
Ama bu gece aynı zamanda derin bir muhasebe gecesidir. İnsan kendine dönüp sorar: Hayatımın neresindeyim? Kalbimde kırdığım gönüller var mı? Yarın sabaha çıkacağımın bir garantisi var mı?
Dün geçti, bugünü düşünüyorum; yarın var mı?
Gençliğine güvenme, ölenler hep ihtiyar mı? (Necip Fazıl Kısakürek)
Çünkü hayatın gerçeği ortadadır. Geçen yıl Ramazan’da bizimle aynı sofraya oturan bazı insanlar bugün aramızda değil. Bir cami safında yan yana durduğumuz bir dost, bu Ramazan’ı görememiş olabilir. Belki de onlar geçen yıl Kadir Gecesi’ni son kez yaşamışlardı.
Ramazan’ın Ardında Kalan
İşte bu düşünce insanın kalbine hem hüzün hem de uyanış verir. Çünkü Ramazan bir ibadet ayıdır.; kalbin yeniden dirildiği bir mevsimdir.
Şimdi o güzel misafir yine yolcu. Minarelerdeki mahyalar sönecek, gecelerin o huzurlu iklimi yavaş yavaş hatıralara karışacak. Ama Ramazan giderken ardında büyük bir emanet bırakıyor: temizlenmiş bir kalp ve affedilmiş olma umudu.
Belki bazıları için bu son Ramazan’dı.
Belki bazıları bir daha bu mübarek ayın hilalini göremeyecek. İşte bu yüzden vedamız hem şükür hem hüzün dolu.
Ve gönlümüzden şu dua yükseliyor:
Ey kalpleri arındıran Allah’ım, bu ayların ve günlerin hürmetine anamızı, babamızı, ailemizi, komşularımızı ve bizleri affeyle.
Milletimizi düşmanlardan koru. Bizlere birlik ve beraberlik nasip eyle.
Son nefeste imanla göçebilmeyi bizlere lütfeyle.
Ey mübarek misafirimiz, Ramazan ayı,
Ey sabrın, merhametin ve paylaşmanın öğretmeni…
Bizleri affedilen kulların arasına yaz.
Güle güle ey Şehr-i Ramazan…
Eğer ömür varsa yine gel.
Ama eğer bu son vedamızsa, Rabbimiz bizi senin bereketinle affedilen kullarından eylesin. Âmin.
Efendim;
Bu vesile ile sizlerin Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nı şimdiden tebrik ederim.
Kaynaklar
İslam Âlimleri Ansiklopedisi
Rehber Ansiklopedisi
Sevgili Peygamberim – Prof. Dr. Ramazan Ayvallı