2-1 mağlup olduğumuz!

Giresunspor karşılaşmasından sonra kaleme aldığım,

“Yemek içmekten değil, yazmaktan kesildim” yazım her şeyi özetleyecek kadar netti..

Ama netti! Boluspor.

2'de 1 alışkanlık yaptı. O skora demir attı.

Tuzla maçına.. Bakıyorum da?

Boluspor aynı!

Hatta daha dermansız ve iştahsız.

Orta saha ve kanatlar küflenmiş demir gibi.

Oksitlenmiş bir futbol, kekeme paslar, savruk eller kollar ve bacaklar.

Milli maç arası hiçbir işe yaramamış sanki..

Belki de yaramıştır da! Yaramamıştır.

Kim bilir.

Hazır Tuzla'da gelmiş..

Adı üstünde…

“Tuz biber ekelim” türü bir maç oldu.

Bu neticeden sonra; Jurgen Klop dahi olsa dayanamazdı.

Ahmet Taşyürek'te taş kalpli bir adam değildi nitekim.

İstifa etti ve gitti.

Bitti mi?

Bitmez!

Her istifa ile gerçeklerin yutulduğunu sanıyoruz.

Oysa fena halde yanılıyoruz.

Her istifa, asıl meselenin gün yüzüne çıkmasını geciktiriyor o kadar.

XXX

Mengen'de Cumartesi günleri Pazar kurulur.

Ereğli'den taze balık gelir; belediye hoparlörlerinden anons geçilir.

“Ereğli'den taze balık gelmiş olup, balıkçı dükkanın da satılmaktadır” diye.

Tam o sıra…

Boluspor Tuzla maçına tamı tamına 24 saat vardı.

Balıkçı Tunç'a sordum..

“Hamsinin kulağına kar suyu kaçtı mı?”

Daha değil hocam dedi..

“Ama palamut tavsiye ederim” diyerek önüme kılçıksız bir palamut attı.

Bir kilo vardı yoktu ama pırıl pırıldı.

Kim bilir ne zaman denizden çıkarılmış kasaya konmuştu.

Ama bıraksan yüzecek gibi duruyordu.

Belki de bana öyle geldi.

Ama kesin buzhaneden çıkmış değildi.

Bir sıcaklık hissettim; balıkla arama giren bir sıcaklık.

Ne diyordum?

XXX

Boluspor Tuzlaspor karşılaşması buz gibi bir maçtı.!

Buz gibi derken, o buz gibi değil.

Hiç ısınamadım; onu diyorum.

Ne oyunculara, ne karşılaşmaya, ne de oyuna ısınabildim.

Burak Bekaroğlu, Ali Keten, çokça Bekir Yılmaz..

Libero görünümlü Mosquera…

Top buralarda dolaştı.

Bahsettiğim ayaklara bulaştı.

Burak Bekaroğlu'da olmasa kendi bölgesinden bir ileri hatta geçen oyuncu fark etmedim.

Hah şimdi oldu diyebileceğim bir organize atak da göremedim.

İştahsız oyuncular,

Aç bir teknik direktör.

Yeni bir yönetim.

Dev aynasında bir sportif direktör..

Biraz TSYD

Az tuz

Bol karabiber.

Bir tutam nane, bir avuç kekik..

Karıştır, kurut, kokla ve sonra Tuzla..

XXX

Sahada!

Mecazen?

Gökhan Sazdağı kısa dönem askerliğin tadını çıkarıyor.

Melih Okutan cemse ayarında işler yapıyor.

Marlinho willys jeep gibi.

Top hep birinci hatta.

Stoperler siperde.

Kalede Mosquera..

Surlarda Muhammed Bayır ve Kerim Alıcı.

Burak Bekaroğlu ve Ali Keten siperleri kazıyor.

Siber saldırı kanadın birini kırmış.

Surlardaki oyuncular kaleyi terk edemiyor.

Bu takım nasıl savaş kazanacak.

Kazanırsa da, nasıl muhafaza edecek diye kuşkuluyum.

XXX

Ahmet Taşyürek için futbolun dışında iyi şeyler yazdım.

İnsani tarafını kolladım.

Vücut dilini okumaya özen gösterdim.

Futbol ile ilgili bir şey yazmama fırsat olmadı.

Olsa da;

Milli maç arasından sonra ilk maçını bekliyordum.

O da!!!

Tuzla imiş.

Tuzladım ve 2-1'lerin üzerine bastırdım.

XXX

Boluspor her sezon böylesi halleri yaşadıkça yaralar tekrar tekrar açılıyor.

Kapanmayan yaralar için tıp farklı şeyler söyleyebilir, farklı reçeteler sunabilir.

Ama yarası olan acısını hissediyor.

Futbol acımasız ve futbolun hafızası yok.

Futbolun sihirli cümlesi şiir gibidir ve kulağa hoş gelir.

“Önümüzdeki maçlara bakacağız”

En kolay ve aldatıcı cümle de budur.

Ahmet Hoca gideceğini haftalar önce birkaç kez ima etmişti.

Belki de geldiği gün gidecekti..

Kim bilir.!

15 Eylül'de; bundan tam bir ay önce şöyle bir cümlesi var hocanın…

“Bunu ben görürüm görmem”

Bugünleri galiba bizden çok önce görmüş olmalı. Bu hissiyat nasıl tezahür eder. Nasıl fark edilir mesela..

XXX

Boluspor'da çok ilginç gelişmeler yaşandı.

Kongrenin ardından yönetim bir çok farkındalık yaratan işler yaptı.

Şehir bir hareketlendi.

Bir kıpırdanma, hah işte şimdi tamam denilecek kadar oldu..

Saha dışında bu kıpırdanış bu heyecan, saha içine de yansır algısını getirdi.

Play Off düşüncesi hakim oldu.

Birden bire çıta yükseldi.

Ne oldu ise o vakit oldu.

Saha dışında farkındalık yaratan Bolulu yöneticiler…

Saha içinde görevlendirdikleri,

Saha içine transfer ettikleri oyunculardan gerekli performansı alamadılar.

Saha dışındaki kurumsal hareketlenme, saha içine yansıtılamadı.

Son şampiyon Başakşehir'den getirtilen sportif direktör CEO' da para etmedi.

Galipken 2-1

Mağlupken 2-1 oldu.

Ne oldu ise işte o zaman oldu.

Üçüncü 2-1'lik skorla her şey tuzla buz oldu.

XXX

Ahmet Taşyürek iyi bir insan.

Teknik Direktörlüğünü tartışmam bile.

Artık gereksiz de!

Ama sadece şu kadarını söylemek isterim.

Bolusporlu oyuncular oyunda skoru tutmasını bilemedi.

Ne galip olduğumuz anlarda,

Ne de beraberliği yakaladığımız hallerde beceriksiz işler yapıldı.

Hocanın, Tuzla karşılaşmasında Gökhan Sazdağı ile başlamış olmasındaki cesaretini ve insani refleksini tebrik ediyorum. 86. Dakikaya kadar onu sahada tutuyor olmasını anlayabiliyorum.

Ahmet Taşyürek Hoca!

Ümraniyespor'un teknik direktörü iken Trabzonspor'u nasıl bir oyunla ve farklı bir şekilde yendiğini unutmamak için direniyorum.

O yüzden hocanın tek taraflı olarak eleştiriliyor olmasına üzülüyorum.

Ve Fakat..

2-1 yetmedi değil.

2-1 etmeden gitti istifa etti.

Peki tek suçlu Ahmet Hoca mı?

XXX

Sahi girdiği her maçta asist yapan, gol atan,

Her mevkide oynatılan,

Bu yıl mevkiine üç adam birden alınan,

Mutlu Güler nerde sahi!

Neyi eksikti bu çocuğun..

Kilosu mu!!!

Yaşı mı.???