Aslında her şey 1999 yılında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açtığı davayla, Anayasa mahkemesinin 22 Haziran 2001 günü Fazilet Partisini kapatmasıyla başladı…

Fazilet Partisi kapatıldıktan sonra partinin ‘yenilikçi' grubunda yer alan ve başlarını, şimdi ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Cumhurbaşkanlarımızdan Abdullah Gül ve eski Başbakan yardımcılarından Bülent Arınç'ın çektiği grup 14 Ağustos 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi'ni kurdular…

Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduktan sonra, partinin yetkili ağızları ‘Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını' ve ‘Merkez sağ partisi' olduklarını defalarca kamuoyuna deklare ettiler…

Milli görüşün lideri merhum Erbakan hocamızın bütün gayret ve uyarılarına rağmen, milli görüş çizgisinden koptular ve bir daha da geri dönmediler…

Dolayısıyla, siyasi yürüyüşlerinde kendilerine başka yol arkadaşları tercih ettiler ve beraber hareket ettiler…

Bu yol arkadaşlığı zamanla büyük bir aşka dönüşmeye başladı… Karşılıklı methiyeler düzülmeye başlandı… Devletin kritik organları, bu yol arkadaşlarına devredilmeye başlandı ve Adalet ve Kalkınma iktidarıyla birlikte, yeni yol arkadaşlarının yükselişi tavan yapmaya başladı…

“NE İSTEDİLERde.!!! VERİLMEDİ” DENMEYE başlandı…

“BİTSİN ARTIK BU HASRET.!!!” Türküleri söylenmeye başlandı…

Derken,17-25 Aralık kumpası ve yolda bulunan yol arkadaşlarının ihaneti…

Ve ardından,15 Temmuz hain darbe girişimi…

Akabinde Sayın Cumhurbaşkanı'nın Bu mücadelede, yalnızım… yalnız bırakıldım…”sözleri… bu sözlerle aslında, içine düştüğü amansız, derin yalnızlığını haykırıyordu…

“Halkım beni affetsin…haklarını helal etsin…KANDIRILDIK…”diyordu…

Çünkü sözünü dinleyebileceği bir hocası ve eski yol arkadaşları yoktu yanında…

Belki iktidardı ama… muktedir değildi…

Burada bir parantezde Suriye meselesine açalım…

ERBAKAN hocamın yıllar önce söylediği” Bir gün mesele Suriye olursa, bilin ki hedef TÜRKİYE' dir. ”gerçeğini haykırmasına rağmen, uygulamaya konulan yanlış Suriye politikaları..

“Esad en fazla üç ay dayanabilir ”düşüncesi ile, Siyonizmin bölgede uygulamaya soktuğu kaos ortamının iyi okunamaması ,oradaki insanların sınırımıza yığılması ve bölgenin boşaltılarak, Büyük İTRAİL'in kurulması planlarının hızlanmasına vesile olunması..

Ve ülkemize yapılan kontrolsüz bir göç ile, Suriye deki kaos ortamının ülkemize taşınmasına vesile olunması…

Yine ERBAKAN hocamın, ”Avrupa birliği bir haçlı kulübüdür… Hristiyan ittifakıdır… bu Hristiyan ülkeler topluluğunda, TÜRKİYE'nin yeri olamaz.” demesine rağmen…

Her fırsatta ülke birlik ve beraberliğimizi, toprak bütünlüğümüzü hedef alan Avrupa birliği uğruna, Avrupa birliği bakanlığı kurulması…ve bu konuda ısrarcı olunması…ve sonunda hep hüsran barındırması…

Yine ERBAKAN hocamın” Siyonizm bir gün Barzani ve Talabani yi bu ülkenin başına bela edecek” sözüne rağmen…

Kuzey Irakta ki peşmerge güçlerine verilen asgari ve ekonomik destek…

Peşmerge'nin Siyonist ABD ve itrail tarafından ağır silahlarla cephaneliğe çevrilmesi…

ülkemiz toprak bütünlüğünün tehlikeye atılması…

ve peşmergeye verilen ağır silahların PKK'nın eline geçmesi…

Karşı olunmasına rağmen…Kuzey Irak'ta ki bağımsızlık referandumuna engel olunamayınca…

Biz Barzani'den bağımsızlık referandumu için geri adım atmasını bekliyorduk ama YANILDIK…açıklamaları…

Şimdi Kuzey Irak'ta itrail bayraklarıyla referandum kutlamalarına şahit olmamız…

Yani neresinden bakılırsa bakılsın elde kalan bir dış politika…

Yazıma yine Cennet mekan Erbakan hocamın bir sözüyle son vermek istiyorum…

Kırk senedir ben sizi anlayacaksınız diye bekliyorum…birde bakıyorum ki başınızı yarmışsınız…gözünüzü yarmışsınız…ağlayarak geliyorsunuz…ben size ne diyorum yahu!!!...

Bu kapıya gelmekten başka çareniz yok…çareniz yok”

Milli Görüş bu ülkenin tabii çözümüdür…tabii iktidarıdır…kendisidir…aslıdır…

Bunların dışında hiçbir şey tutturamaz…boşuna uğraşıyorsunuz…boşuna…boşuna…”

O yüzdendir ki…biran önce Milli Görüş ideolojisine…çizgisine…

Eski yol arkadaşlarınıza…

Daha fazla kafanızı gözünüzü yarmadan…geri dönmelisiniz…

Yoksa daha çok,” KANDIRILACAksınız…”YANILACAKSINIZ”

Selam ve dua ile…