Tanju Özcan mektubunun giriş bölümünde şu ifadeleri kullandı:
Sevgili başkanım, önce seni şahsında tüm Bolulu hemşehrilerimi saygı ile selamlarım.
21 Mayıs 2026 tarihinde, başarısızlıkları ile 13 kez sandıkta yenilmemizin baş aktörü Kemal Kılıçdaroğlu hukuken izah edilemeyecek bir karar ile partimize kayyum olarak atandı.
Bazıları Kılıçdaroğlu'nun utanacağını ve böyle bir görevi kabul etmeyeceğini iddia etse de, kayyum 'güle oynaya' ipi malum çevrelerin elinde olacak şekilde polis ile partimize çöktü."
"İstifa etmeyi düşündüm"
Özcan, ilk günlerde istifa etmeyi düşündüğünü ancak bekleme kararı aldığını belirterek şöyle devam etti:
"İlk gün bu karara tepki vererek istifa edecektim. Ancak sizlerin ve partili ağabeylerimin telkini ile beklemek zorunda kaldım. Ancak dün bu siyasi cuntanın beni disipline verdiklerini duyup, sosyal medya aracılığı ile istifamı duyurdum."
"Haksızlığa boyun eğen bir yapım olmadı"
Mektubunda kendisine yönelik süreci de değerlendiren Özcan, şu ifadeleri kullandı:
Sen beni iyi tanırsın. Haksızlığa boyun eğen bir yapım hiç olmadı. AKP'ye karşı başarılı olmuş CHP'lileri hiç içine sindiremeyen Kılıçdaroğlu çetesi partiyi bitirmek için görevlendirilmiş. 'Arınma' kavramı ile akıllarınca beni kirletecekler, bunun için de cunta disiplin kuruluna sevk etmişler.
Benim sizler ile birlikte 2023 Temmuz'da Bolu'dan Ankara'ya yaptığım 'değişim' temalı yürüyüşü unutamamışlar. Sokağa çıkmaya yüzü olmayan kiralık siyasetçileri muhatap alacağı değilim."
"Savunmamı dinlemek isteyen duruşmayı izlesin"
Özcan, hakkındaki suçlamalarla ilgili ise şu değerlendirmeyi yaptı:
"O yüzden yandaş basının iğrenç iftiralarını 'emir' kabul edenlere savunma vermem. Benim savunmamı samimi olarak dinlemek isteyen, 6 Temmuz'da başlayacak duruşmamı izlesinler.
Orada benim, ne kendime ne de yakınlarıma 1 kuruş dahi menfaat sağlamadığımı, hatta savcılığın bile 'kendisine menfaat kastı olmadığı', öğrencilere burs bulmak amacıyla çaba gösterdiğim için yargılandığımı söylediğini duyacaklardır.
Bana atılan bel altı iftiraların sebebi de, mahkumiyetim için yargılandığım dosyada yeterli delil olmamasıdır. Suçsuz olduğumu, beni daha uzun süre cezaevinde tutamayacaklarını biliyorlar.
O yüzden de attıkları iftiraların çamur gibi iz bırakmasını umuyorlar. Ama öyle yağma yok. Biz itibarımızı atama ile almadık, birileri de bize itibar bahşetmedi.
Altını çamura bulasan da değeri düşmez."
"Kayyum ve çetesine başımı eğmeyeceğim"
Özcan mektubunun devamında şu ifadeleri kullandı:
"2028 yılındaki butlan kararı sonrasında, milyonların 'hain' diye nitelendirdiği kayyum ve çetesine asla başımı eğmeyeceğim."
"Siyasi cuntayı tanımıyorum"
Parti yönetimine yönelik eleştirilerini sürdüren Özcan, şunları kaydetti:
Bu mektubu sana yazma sebebim açık. Ben partimin başındaki 'siyasi cuntayı' hukuken ve siyaseten tanımıyorum. Sen ise seçilmiş il başkanısın. Ekte sunduğum istifa dilekçemi partiye çöken cunta çetesine ulaştırmanı bekliyorum. Yine bu mektubumu da hücredeki ağabeyinin hatırını gözeterek kamuoyu ile paylaşmanı umuyorum."
"Koşa koşa babaevine dönmek isterim"
Özcan, mektubunu şu sözlerle tamamladı:
"Umudum pek kalmamakla birlikte, eğer cuntayı partiden söküp atabilirseniz, koşa koşa babaevine dönmek isterim. Partiyi cunta işgalinden kurtaramaz ve başka çare kalmadığı düşünülerek yeni bir yol açalım derseniz, senin ve Sayın Genel Başkanımızın hemen arkasında konumlanacağından kuşkunuz olmasın.
Birlikte kazandığımız 6 seçimde (4 kez milletvekilliği, 2 kez de belediye başkanlığı) beni hiç yalnız bırakmayan tüm yol arkadaşlarımı hasretle kucaklıyorum. Ben onların başını öne eğecek, yüzlerini kızartacak bir hata yapmadım. O yüzden herkesten helallik talep ediyor, gözyaşları içinde işgal altındaki babaevinden ayrıldığımı paylaşıyorum.
Allah bizlere yeniden aynı hedefe birlikte yürümeyi nasip etsin!!!
Tanju Özcan"




