Haber:Faruk ÇİDEM
"Hazır beton firmasıyla görüştük"
Hazır beton ile ilgili firma ile görüştük. Sonra ben hastalandım. Telefonumu falan almışlar. Ben Ankara'da hastanede yatarken iki defa aradım. Dedi ki işte başkanım görüşmemiz lazım, Belediye şirketi ile anlaşamadık. Hastaneden oğlumun evine evci olarak çıktım ve kafede bu adamla bir araya geldik.
"Bolu Bel A.Ş.'nin bu firmaya beton satmasını istedim"
Daha önce bize bir rakam verdiler şimdi de bu rakamı kabul etmiyorlar. Şirket yetkilileriyle görüşünde arada buluşalım dediler. Elazığ'da deprem konutları da yapan bir firma. Benim sözleşme gereği beton santrali kurma hakkım var. Ben de biliyorum dedim. Konuştuk bunları ama dedi Adıyaman'dan veya Elazığ'dan benim bu santrali kurmam mantıklı gelmiyor. Ben de buradan almak istiyorum.
Ben de Bolu Bel A.Ş.'nin bu firmaya beton satmasını istiyorum. Çünkü çok ciddi yatırımlar yapıldı Bolu Bel A.Ş.'ye. Beton satışı yapmak istiyoruz ama bir yandan da diğer beton firmalarını da düşündüğümüz için Bolu piyasasına çok girmiyoruz. Biz de bu yüzden kendimize hedef olarak TOKİ müteahhitleri, kamu işleri alan müteahhitlerle çalışmaya karar verdik.
"3400 TL fiyat çıkarmışlar, ben 3100 TL olsun dedim"
Ali Bey'i aradım çünkü Ergün Bey şirket yönetiminden ayrılmıştı. Ben de o yüzden Ali Bey'i aradım. Çünkü 5 yıl Bolu Bel A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanlığını yaptı. "Bir çalış bana fiyat çıkarıver" dedim.
Bolu'daki beton firmaları bu firmaya mal satmak istemiyor çünkü C50 şeklinde beton dökümü çok zor. Ben de firma yetkilisine dedim ki arkadaşlar çalışmış 3400 TL fiyat çıkarmışlar. Hadi ben biraz indirim yapayım 3100 TL olsun dedim. Ama bunun altına inemem çünkü belediye şirketine zarar veremem dedim.
3400 TL fiyat verildiğinde 20 milyon kâr elde edilecek, onların verdiği fiyatta ise şirket 100 milyon TL zarar edecek. Bu fiyatın altında şirket yöneticileri kabul edemez çünkü şirket zarara uğrar. Ben de daha sonra gidin diğer firmalardan alın dedim.
"Piyasaya satış yapamazsın dedim"
Sonrasında bana çok çirkin bir laf söyledi. Ben dedi beton santralini kurarım ama ben o santralin taşıma maliyetleri var. Ben santrali kurarsam piyasaya da satış yaparım dedi.
Ben de bunun üzerine piyasaya satış yapamazsın dedim. Burada 4-5 firma var onları mağdur edemezsin dedim. Aslında konu bu. Ben size beton santrali kurdurmam demedim, piyasaya satış yapamazsın dedim.
"Bize sürekli şikayet geliyordu"
Asıl onların baskısına maruz kalan biziz. Ben Bolu'nun hakkını koruduğum için mi suçluyum.
Sonrasında ben bunlarla bir kez daha konuştum. Bize sürekli şikayet geliyordu. Çıkardıkları malzemeyi sattıklarına dair bize şikayetler geldi. Maden kanunu var, bunu satmayın çok ağır cezaları var. Hatta bu çıkardıklarınızı belediyenin yeşil alanına dökmüşsünüz, burada depoluyormuşsunuz dedim.
Sonrasında konu benim için kapandı. Ben şantiyeye gitmedim bile. Ama zabıtamız rutin denetimler yapıyor.
"Belediyenin suyunu çaldıklarını ortaya çıkardık"
Biz asfalt atıyoruz, milyonlarca lira tutuyor bu asfaltlar. 20 ton yük taşıyabiliyor bu asfaltlar. Ama müteahhitler ne yapıyor? 40 ton araçla asfalttan geçiyor, yolları mahvediyor. Biz de bunları denetliyoruz.
Belediyenin suyunu çaldıklarını ortaya çıkardık ve bu yüzden suyu kestik. Bunlar bizi şikayet etmişler bu olaydan önce. "Suyumuzu kestiler" şeklinde.
Bir gün vali yardımcımız geldi. Vali yardımcımız dedi ki, "Tanju Bey bu konuyu kapatalım." Benim bunlarla uğraşmak gibi bir derdim yok. Kimseye de talimat da vermedim dedim. Projede geç kalmışlar, üstlerinden suçu atmak için bizi şikayet etmişler dedim.
"Şirket babamın mı? Yüzde yüzü belediyenin"
Burada zorlama yok. Zorla bir şey satma yok. Değerlendirmemi yaptım. Burada suç falan da yok.
Savcı keşke haklı olsa da ben de toplumdan alkış beklesem. Kendi cebine menfaat sağladı diyen yok. Ne yapmaya çalışmışız? Beton satmaya çalışmışız. Şirket babamın mı? Değil. Yüzde yüzü belediyenin bu şirketin.




