( Bolu Valiliğine, naçizane Arzuhalim )
Allahü teâlâ (Her şeyi senin için yarattım, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurdu. Tevrat’ta, İncil ve Zebur’da O’nu övüp, müjdelendi. Canlılar içinde ilk olarak Muhammed aleyhi selamın ruhu yaratıldı. 
O yaratılışıyla zaten kıymetli ve en sevgili. Miraçta da olmuş ve olacak her şeyi zaten gördü, gösterildi.
***
Şanlı peygamberimizin söylediği bir hadisi hemen yazalım: 
“İstanbul elbette feth olunacaktır; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir!”  (Ahmed; Hâkim)
***
Hicretten 52 yıl sonra, İstanbul üzerine, İslam âleminin her yerinden; ordular geldi. Çünkü Resul-i Ekrem efendimiz bir hedefi de İstanbul’du. Roma İmparatorluğuydu.

ÜSTELİK YAŞLI VE HASTASIN! 
İşte bu methedilen, övülen askerler arasına katılmak arzusuyla, Müslümanlar, akın akın İstanbul’un fethine koştular.
O sırada, Muhammet aleyhi selamı evinde 6 ay misafir eden, Hazret-i Ebu Eyyûb rahatsızdı. Fakat cihat haberlerini duyduğunda, heyecanla doğruldu. Hele İstanbul gazâsını işitince, gözleri parladı. Hazırlıklara başladı. Yakınları dediler ki: 
- Yâ Ebâ Eyyûb! 70 yaşını geçtin. Üstelik hastasın. Bu sefer ise, uzun ve tehlikelidir. 
Hazret-i Eyyûb’un cevabı tereddütsüz ve kesin oldu: Kan donduran cevap:
- Cihat ve gazâyı terk etmek, daha tehlikelidir. 

Peygamber efendimiz,  Medine’ye gelişlerinden yarım asır sonra,
Eshab-ı Kiram efendilerimiz İstanbul önlerine geldiler. 

Kalın surlar dibinde Ebu Eyyub hazretleri, vefat etmek üzeredir. Güçlükle konuşmaktadır: 
Etrafındaki gazi ve askerler, gizli gizli ağlıyorlardı. Aksakallı gazi, son bir gayretle şunları fısıldadı: 
- Sizlere vasiyetim olsun: 
Öldükten sonra cesedimi, burada bırakmayın! Gazilerin girebildikleri, en uzak yere götürün! Bizans topraklarının, İstanbul’a en yakın noktasına defnedin. Zira Peygamber efendimiz; “Kostantiniyye’de kalenin yanında bir racül-i salih defnolunacaktır” buyurmuştu. 
Büyük Sahâbî, ertesi günü şehadet kelimeleri arasında temiz ruhunu, yüce Allaha teslim etti. ;
Vasiyeti aynen yerine getirildi... 

AKŞEMSEDDÎN KEŞFETTİ 

PAZARKÖY’DE “YÖRESEL GİYİM ve KÜLTÜR ŞENLİĞİ” YAPILDI PAZARKÖY’DE “YÖRESEL GİYİM ve KÜLTÜR ŞENLİĞİ” YAPILDI

Kabr-i şerîfi, 800 yıldan fazla gizli kaldı. Tâ ki İstanbul, Müslüman Türklerce fethedilene kadar. 
Yüce Allah’ın izniyle, o güzel emîr, Fatih Sultan Mehmed Hân ve o güzel askerlerde, Osmanlılar oldu. 29 Mayıs 1453 tarihinde zafer kazanıldı. 
 Kendisini gönülden her zaman arayan Fatih,  hocası Akşemseddîn’e çok sevdiğini arz ederek, Halid bin Zeyd (Eyüp Sultan) efendimizin kabrinin bulunmasını arz etti. Özet olarak, Haliç ucundaki tepede, nur şeklinde Akşemsettin hazretlerine durum tecelli etti. Kabrinin yeri tespit edildi. Kabrinde Eyüp Sultan pırıl pırıl bulundu.
***
İSTANBUL’UN GERÇEK SAHİBİ:
Eyüp (Halid Bin Zeyd) hazretlerinin bildirdiği bir Hadis-i şerifte buyuruldu ki: 
(Kıyamet günü Esbabımdan her biri, kabirlerinden kalkarken, vefat ettiği memleketin bütün müminlerinin önüne düşerek ve onlara nur ve ışık saçarak, onları Arasat meydanına götürür.
İstanbul’un elbet feth edileceğini asırlar öncesinden haber veren şanlı peygamber efendimizin bu sözlerinin ardındaki gerçekleri görebildiğimiz zaman, bizler hakikate daha bilgili olarak yol alırız.
Fatih Sultan Mehmet’in ifadelerinden birini buraya yazalım:
“Bilmez misin ki, elimizde tuttuğumuz din-i İslâm’ın kılıcıdır. Sen zanneyleme ki; çektiğimiz bunca zahmetler, kuru bir toprak parçası içindir.
Bilesin ki;
Bütün gayretlerimiz Allah’ın dinine hizmettir. İnsanları hidayete kavuşturmaktır. Yarın Allah’ın huzuruna vardıkta, yüzümüz kara olmasın diyedir.”
İstanbul’un Fethi, bu yurdun ilelebet bu milletin vatanı olacağının dünyaya ilanıdır.
 Fatih Sultan Mehmed Han, Ayasofya’da kılınan ilk namazla birlikte camiyi vakfetmiş, “Fatih Külliyesi ve Ayasofya-i Kebir Vakfı”nı kurmuş, Ayasofya’nın ilelebet muhafazasını vasiyet etmiş ve cami hüviyetinin devamlılığını şart koşmuştur.

ÇAĞ AÇIP ÇAĞ KAPATMAK
Orta çağın kapanıp yeniçağın başlamasıyla, Dünyada Coğrafi keşifler ( 15-17 Yüzyıl) sömürü ve sömürgecilik yayılırken 1492 yılında, Amerika’nın Keşfi, yeni alış veriş yolları, yeni pazarlar, ticaret merkezlerini zenginleştirdi.
Kelime anlamı olarak ‘’Yeniden Doğuş’’ anlamına gelen Rönesans hareketleri ve gelişmenin merkezine insan alındı.
Reform Hareketleri (16.YY), Matbaanın yayılması, eğitimin yaygınlaşması, uyuşuk olan bütün dünyanın, emperyalist uyanışlarına vesile oldu.  


BOLU VALİLİĞİNE, BELEDİYELERE VE BOLU MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE, ANNE BABALARA ARZUHALİMİZDİR.

Bu sene Akşemseddin Hazretlerini anma tarihi 26 Mayıs 2024 günü Göynük’te başladı. Çiçeği burnunda Göynük Belediye Başkanı Sayın Ali Oral Bey, Göynük Kaymakamı Sayın Talha Battal ile anma gününü görevleri dâhilinde sürdürüyorlar. 

Biz ise her yılın, Mayıs ayında Bolu merkez ve diğer ilçelerindeki okul öğrencilerinin okul gezilerin İYİ BİR PLANLAMA İLE, mutlaka Göynük’e yapılmasını arzu ederiz.
Şimdi çağ açıp çağ kapatan bir dehanın öğretmeni olan Akşemseddin rahmetullahi aleyh efendimiz, Göynük’te ebedi istinatgâhında yatan, hadisi şerifin övgüsüne mazhar olan Akşemseddin Hazretlerini bütün Bolu’nun çocuklarına tanıtmak önce her anne babanın görevidir. 
Sonra, her okulun görevidir. Her okul müdürünün ve okul yönetimlerinin görevidir. Sonra, bütün öğretmenlerin görevidir. En sonunda da her Bolunun çocuğu, oraya gitmeyi asli görevi olduğunu bilmelidir.
Bunun içinde her kesimde önce ilim, sonra ihlas ve sonra da hareket gereklidir. 
Buna aynı zamanda, Bolu’nun yerel eğitim seferberliği de diyebiliriz. Bu seferberlik, çevre illerden de, ilgi görecektir.

Japonya’da, her Japon çocuğu okula başlarken ve ya başladığında, atom bombası atılan Hiroşima ve Nagazaki’yi ziyaret ederek, orada dokusu bozulmamış ortamlar ziyaret ettirilerek, Japon ’ya için neden yaşaması gerektiğini bizzat yaşayarak öğrenir.

Bolu Merkez ve ilçelerdeki öğrencileri mutlaka planlı olarak Göynük’e taşıyarak,  ziyaret etmelerini belediyeler veya diğer imkânlarla iyi bir planlama yapılarak, ziyaretleri sağlanabilir.
Bolu Merkezde, Mengen’de, Yeniçağa da ve Gerede deki aşçılık okullarının kalifiyeli öğrenci grupları da,   iyi bir organizasyonla her yıl Mayıs ayında orada görevlendirilerek, Allah için görev yapmalarını sağlayarak,  diğer ilçelerden veya illerden taşınan öğrencilerin beslenme sorunlarını sağlıklı ve güvenli olarak çözülebilir. Orada güzel ve nezih mekânlar ortaya çıkarılabilir.
Bu Sayın Valimizin, Milli Eğitim Müdürlüğü ve ekipleri için, Belediyelerimiz için, Jandarma ve polis için çok çabuk organize olabilecekleri bir durum olduğuna inanıyorum. Bolu için se çok kolay bir uygulamadır. Yeter ki ihlas ve irade net olsun.
Her Bolu’nun çocuğu, Fatih Sultan Mehmet hanın sevgili öğretmenini ve hadisi şerifle övülmüş ordunun bir ferdi olan Akşemsettin Hazretlerini, tanıması, görmesi, bilmesi ve sevmesi hakkıdır. Bu hak hiçbir Bolunun çocuğundan esirgenemez. 
Bu konuda ilgililerce görüşlerimiz sorulursa, rahatlıkla bildiklerimizi ifade ederiz. Çok ta seviniriz.
*** 
Akşemseddin efendimizi Allah için, sevmeliyiz.
1453 yılından beri bu coğrafyada yaşayabilmemizi sağlayanlara her zaman teşekkür etmemiz zaten gerekir. 
Hele bu nimet, yanı başımızda, Göynük’te meftunsa, bu nimete sahip çıkmak gerekir.
***
Arif Nihat Asya’nın Fetih Şiiri ile yazımızı bereketlendirelim.

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!
Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden….
Senin de destanını okuyalım ezberden…
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın…
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!
Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini…
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!
Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!
Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan….
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın…
Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

K I N A M A 

Bugüne kadar 40 bine yakın Filistinli kardeşimizi şehit eden soykırımcı İs(t)railli  ebucehiller, dün de güvenli bölge ilan edilen Refah’ta bulunan bir mülteci kampındaki sivillerin üzerine füze ve bomba yağdırdı. Uluslararası Adalet Divanının saldırıları durdurma çağrısının ardından gerçekleşen bu katliam, terör devleti İsrail’in kanlı ve kalleş yüzünü bir kez daha net şekilde ortaya koydu.  
Zamanımızın Firavun’u Netanyahu ve tetikçi canileri, Filistin halkının kahramanca direnişini kıramadı.  
Rabbimiz; bebek, çocuk, kadın, yaşlı, sivil demeden masumları öldürenleri iki âlemde de perişan eylesin inşallah. Âmin
Onları Allah için lanetleyerek, köşe yazımızı sonlandıralım.
571 yaşında olan Muhteşem Fethiniz mübarek olsun efendim.
 

Editör: Berfin MUTLU