Spot altının ons fiyatı yüzde 0,1 gerileyerek 4.281,98 dolara indi. ABD’de işlem gören altın vadeli kontratlarında ise önemli bir değişiklik yaşanmadı. Aralık teslimli altın vadeli kontratları 4.317,50 dolar seviyesinde işlem gördü.
Piyasalarda altının son dönemdeki güçlü seyrinin ardından yatırımcıların daha temkinli hareket ettiği görülürken, Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentiler fiyatlamaların ana gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor.
FAİZ BEKLENTİLERİ ALTININ ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURUYOR
Altın, yatırımcılar tarafından uzun süredir enflasyona ve ekonomik belirsizliklere karşı korunma araçlarından biri olarak değerlendiriliyor. Ancak faiz oranlarının yükseldiği dönemlerde değerli metal üzerindeki baskı da artabiliyor.
Bunun temel nedenlerinden biri, faiz getirisi sağlamayan altının, tahvil ve benzeri faiz getirili varlıklarla kıyaslandığında görece cazibesinin azalması. Bu nedenle Fed’in faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutabileceğine ilişkin beklentiler, altın fiyatlarında yukarı yönlü hareketleri sınırlayabiliyor.
VT Markets Baş Strateji Sorumlusu Ross Maxwell, yatırımcıların özellikle geçen haftaki faiz artırımının ardından Fed’in faizleri yüksek seviyelerde tutma yaklaşımına odaklandığını belirtti.
Maxwell’e göre ABD dolarındaki hareketler ve Hazine tahvili getirileri de altın fiyatlarının seyri açısından yakından izleniyor. Bunun yanında Orta Doğu’daki gelişmelerin petrol ve enerji arzı üzerindeki olası etkileri de piyasalardaki risk algısını şekillendiriyor.
YENİ FAİZ ARTIŞI İHTİMALİ YAKINDAN İZLENİYOR
ABD Merkez Bankası, geçtiğimiz hafta politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltti. Bu kararın ardından piyasaların dikkati, Fed’in bundan sonraki adımlarına çevrildi.
Enflasyon baskılarının devam etmesi ve ABD ekonomisinin dirençli görünümünü koruması, para politikasının daha sıkı tutulabileceği beklentilerini destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Piyasalarda özellikle ekim ayının sonlarına doğru yapılacak toplantıda yeni bir faiz artışı ihtimali daha fazla fiyatlanmaya başladı. Fed’den gelecek yeni açıklamalar, faiz beklentilerinin yanı sıra doların ve ABD tahvil getirilerinin yönü açısından da önem taşıyor.
Faiz artışına yönelik beklentilerin güçlenmesi halinde altının üzerinde ek bir baskı oluşabileceği değerlendiriliyor. Buna karşılık Fed’in daha temkinli bir politika sinyali vermesi, değerli metalin yeniden destek bulmasına zemin hazırlayabilecek unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ ALTINA DESTEK VERDİ
Altın piyasasında Fed kaynaklı baskı hissedilirken, petrol fiyatlarındaki gerileme değerli metale sınırlı da olsa destek sağladı. İran’ın ABD ile savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomasiye açık olduğunu açıklaması sonrasında petrol fiyatlarında aşağı yönlü hareket görüldü. Ancak taraflar arasında savaşın hangi koşullarda ve nasıl sona erdirileceğine ilişkin önemli görüş ayrılıklarının devam ettiği belirtiliyor.
Orta Doğu’daki gelişmeler, yalnızca petrol piyasası açısından değil, küresel yatırımcıların risk algısı açısından da önem taşıyor. Enerji arzına yönelik endişelerin azalması petrol fiyatlarını aşağı çekebilirken, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesi enerji piyasalarında oynaklığı artırabilecek bir gelişme olarak izleniyor. Bu tablo, altın fiyatlarının önümüzdeki dönemde yalnızca para politikası beklentilerinden değil, jeopolitik gelişmelerden de etkilenebileceğine işaret ediyor.
ABD EKONOMİSİNDEN GÜÇLÜ SİNYAL GELDİ
Altın fiyatlarının seyrinde Fed’in kararları kadar ABD ekonomisinden gelen veriler de önem taşıyor. Çarşamba günü açıklanan veriler, ülkedeki ticari faaliyetlerin eylül ayında beş yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine çıktığını ortaya koydu.
Ekonomik aktivitedeki güçlü görünüm, ABD ekonomisinin yüksek faiz oranlarına rağmen dirençli kalmaya devam ettiğine yönelik değerlendirmeleri destekledi.
Ancak güçlü talebin beraberinde bazı sorunları da getirdiği görüldü. Talepteki artışın tedarik zincirleri üzerinde baskı oluşturması, fiyatların yükselmesine katkıda bulundu.
Bu gelişme, Fed açısından enflasyonla mücadeleyi daha karmaşık hale getiriyor. Ekonomik büyümenin güçlü kalması ve fiyat baskılarının devam etmesi, merkez bankasının faiz indirimleri konusunda daha ihtiyatlı davranmasına neden olabilecek unsurlar arasında değerlendiriliyor.
“BELİRGİN BİR YÖN OLUŞMAYABİLİR”
Intesa Sanpaolo ekonomisti Daniela Corsini, değerli metallerin önümüzdeki dönemde belirgin bir yön oluşturmakta zorlanabileceği görüşünü paylaştı.
Corsini, temel senaryolarında değerli metal piyasalarında net bir yön yerine yüksek oynaklığın öne çıkmasını beklediklerini ifade etti. Altının birkaç çeyrek boyunca ons başına ortalama 4.200 dolar civarında işlem görmeye devam edebileceği değerlendirmesinde bulundu.
Bu beklenti, piyasalarda altın açısından hem destekleyici hem de baskı oluşturan unsurların aynı anda bulunduğuna işaret ediyor. Bir tarafta ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler güvenli liman talebini desteklerken, diğer tarafta yüksek faiz ve güçlü dolar görünümü değerli metalin yükseliş potansiyelini sınırlayabiliyor.
DOLAR VE TAHVİL GETİRİLERİ KRİTİK ÖNEMDE
Altının bundan sonraki seyrinde ABD doları ve Hazine tahvil getirilerindeki hareketler yakından takip edilecek. Fed’in faizleri daha uzun süre yüksek tutacağı beklentisinin güçlenmesi, dolar ve tahvil getirileri üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Böyle bir ortamda altının yatırımcılar açısından alternatif maliyeti yükselirken, değerli metalin fiyatında baskı görülebilir.
Buna karşılık faiz beklentilerinin gevşemesi, doların zayıflaması veya tahvil getirilerinin gerilemesi altın açısından daha destekleyici bir tablo ortaya çıkarabilir.
Dolayısıyla yatırımcıların önümüzdeki dönemde yalnızca Fed’in faiz kararına değil, merkez bankası yetkililerinin vereceği mesajlara ve ekonomik verilerin nasıl şekillendiğine de odaklanması bekleniyor.
Diğer değerli metallerde karışık seyirAltındaki sınırlı gerilemeye karşılık diğer değerli metallerde de farklı yönlerde hareketler görüldü. Spot gümüş yüzde 0,6 değer kaybederek ons başına 64,07 dolara geriledi. Platin ise yüzde 0,2 yükselerek 1.754,05 dolara çıktı.
Paladyumun ons fiyatı da yüzde 0,1 düşüşle 1.260,70 dolar seviyesine indi.
Değerli metallerdeki bu farklılaşma, piyasanın tek bir faktör tarafından yönlendirilmediğini ortaya koyuyor. Para politikası beklentileri, doların seyri, ekonomik aktivite, enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin tamamı fiyatlamalarda etkili olmaya devam ediyor.
PİYASALARIN GÖZÜ FED’DEN GELECEK YENİ SİNYALLERDE
Altın piyasasında kısa vadeli görünümün şekillenmesinde Fed’in bundan sonraki faiz politikası belirleyici olmaya devam edecek. Özellikle yeni bir faiz artışına ilişkin beklentilerin güçlenmesi halinde değerli metal üzerinde aşağı yönlü baskının artabileceği değerlendiriliyor.
Bununla birlikte Orta Doğu’daki gelişmeler, petrol fiyatları ve küresel risk iştahı da altının yönünü değiştirebilecek başlıklar arasında yer alıyor.
Şimdilik piyasalarda birbirini dengeleyen çok sayıda unsur bulunuyor. Fed’in sıkı para politikası altını baskılarken, jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizlikler değerli metale olan talebi destekleyebiliyor. Bu nedenle altın fiyatlarında önümüzdeki dönemde yüksek oynaklık ve dalgalı bir seyir gündemde kalabilir.
Yatırımcıların bundan sonraki süreçte Fed’in faiz kararlarının yanı sıra ABD enflasyon ve istihdam verilerini, dolar endeksini, tahvil getirilerini ve Orta Doğu’daki gelişmeleri birlikte değerlendirmesi bekleniyor.




