O misafirdir durmaz…
Hayatında ikinci yaz orucunu tutan Devrekli ağabey anlattı, ilkyaz orucunu tuttuğu Devrek de gündüzleri alenen yenilir içilirmiş (bundan 33 sene önce) lokantalar açık olurmuş, büyüklerinden ‘Bolu, Düzce, Adapazarı ramazan ayına daha saygılı, oralarda lokantalar kapalı insanlar dışarıda yemez' denildiğini duyarmış. 33 sene sonra memur olarak Bolu'da görev yaparken durumun hiç de anlatıldığı gibi olmadığını söyledi.
RAHMETLİ DEDEM, ‘O MİSAFİRDİR DURMAZ GİDER' DERDİ.
Her sene 15 gün kadar erkene geldiğinden, buluğ çağından 33 yıl ömür süren kişi ramazan ayını, yılın her mevsiminde, her ayında, her gününde yaşar. Tasavvuf ehli ise böylece Ramazan'ın yılın her vaktini şereflendirdiğini söylerler. Bu şuna benzer, Cumhurbaşkanımız 81 ili 7 yıllık görev sürecinde gezdi, Bolu'muza da geldi, tokalaşmak da nasip oldu, geldiğinde sonbahardı. Oysa 4 mevsim ayrı güzel olan memleketimizin, yazın Abant'ını Gölcüğü'nü, kışın Kartalkaya'sını, sonbaharda Yedigöller'in rengârenk manzarasını görmesini arzu etmek gibi.
Bahar ve kış aylarında iyiydi, şimdi 4 buçukta ikindi okunmazken biz iftar yapıyorduk. Sonra saatler ileri alındı gün döndü, mevsim döndü ve 17 saat süren yaz orucundayız.
Mübarek ayı en üst seviyede yaşıyoruz, esnafımızdan içerisi görünmesin diye perde indirenler de var, caddeye masa sandalye atanlarda.
17 saat açlık derken, sıcak derken, maneviyatını hissedemeyenlerin alenen yemesi içmesi derken, son birkaç senedir oruç tuttuğumuzu iliklerimize kadar hisseder olduk. Benim çözemediğim ise, iftarda içtiğimiz su ise, normal zamanlarda içtiğimiz neydi?