<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Haber Başlığı - Bolu Takip Gazetesi</title>
    <link>https://www.bolutakip.com</link>
    <description>Bolu Takip Gazetesi, Bolu’nun son dakika ve güncel haberlerini, tarafsız habercilik anlayışıyla kamuoyuna sunuyor. Bolu’ya dair gelişmeleri kaçırmamak için bizi takip edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bolutakip.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Bolu Takip Gazetesi olarak, haberlerimizin kaynak gösterilmeden yayımlanması yasaktır. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 25 Aug 2026 00:52:01 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: Türkiye sigara tüketiminde bakın dünyada kaçıncı sırada?]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/profesor-acikladi-turkiye-sigara-tuketiminde-bakin-dunyada-kacinci-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/profesor-acikladi-turkiye-sigara-tuketiminde-bakin-dunyada-kacinci-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye'nin kişi başına düşen günlük ortalama sigara tüketiminde 17,1 adetle dünya birincisi olduğunu belirterek, ülkede her iki erkekten birinin ve 18 yaş üstü her dört kadından birinin sigara kullandığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong>"Türkiye sigara tüketiminde zirveyi bırakmıyor"</strong><br />
Sigara kullanımının dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye'deki tüketim oranlarının da endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti. Özkaya, "Dünya Sağlık Örgütü'nün 'dünyanın en hızlı yayılan ve en uzun süren salgını' olarak ifade ettiği sigara, son yıllarda gelişmiş ülkelerde azalmakta iken bizim gibi gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde tüketimi her geçen yıl artış göstermektedir. Toplumsal, ekonomik ve sosyokültürel etmenler nedeniyle nikotin bağımlılığı sık gelişebilmekle birlikte bugün biliyoruz ki Türkiye dünyada sigara tüketiminde zirveyi bırakmıyor. Yapılan araştırmalarda Türkiye'nin kişi başına düşen ortalama günlük sigara tüketim adedi sayısında 17,1 ile dünya birincisi. Bu rakam Yunanistan'da 15,7, İsrail'de 15,5, Japonya ve Avusturya'da ise 15,4 adet" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Türkiye'de 80 milyon kişi 100'er paket sigara içmiş gibi"</strong><br />
Türkiye'deki toplam sigara tüketiminin boyutuna dikkat çeken Özkaya, geçen yıl yaklaşık 8 milyar paket sigara satıldığını belirterek, "Sağlık Bakanımız geçen günlerde sigara ile ilgili bir istatistik verdi. Türkiye dünyada sigara tüketiminde ikinci sırada yer almakla birlikte geçen yıl yaklaşık 8 milyar paket sigara satılmış. Bu şu demek; Türkiye'de 80 milyon insan yaşıyorsa herkes en az 100 paket sigara içmiş demek. Yeni doğan bebekler dahil, son 1 yılda şu an Türkiye'de yaşayan herkes 100 paket sigara içmişe denk geliyor" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"20. yüzyılda yaklaşık 100 milyon erken ölüme yol açtı"</strong><br />
Sigaranın yalnızca bireysel değil, küresel ölçekte de ciddi bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özkaya, sigara kullanımının 20. yüzyıl boyunca yaklaşık 100 milyon kişinin erken ölümüne neden olduğunu belirtti. Özkaya, "Sigara içmek, on yıllardır dünyanın en büyük sağlık sorunlarından biri olmuştur. 20. yüzyıl boyunca, çoğu günümüzün zengin ülkelerinde olmak üzere yaklaşık 100 milyon insanın ölümüne neden olmuştur. Sigara içmenin sağlık üzerindeki yükü artık yüksek gelirli ülkelerden düşük ve orta gelirli ülkelere doğru kaymaktadır. Bazı tahminler, 21. yüzyılda bir milyar insanın tütünden ölebileceğini öne sürmektedir. Türkiye'de ortalama her iki erkekten biri sigara kullanıyor. 18 yaş üstü her dört kadından da biri sigara içiyor. Bunlar oldukça yüksek rakamlar" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/profesor-acikladi-turkiye-sigara-tuketiminde-bakin-dunyada-kacinci-sirada</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/08/profesor-acikladi-turkiye-sigara-tuketiminde-bakin-dunyada-kacinci-sirada.jpg" type="image/jpeg" length="72769"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ölümcül salgın hızla yayılıyor! 'Her 30 dakikada bir ölüm']]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/olumcul-salgin-hizla-yayiliyor-her-30-dakikada-bir-olum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/olumcul-salgin-hizla-yayiliyor-her-30-dakikada-bir-olum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ölümcül salgın ülkede hız kesmeden yayılırken Birleşmiş Milletler'den korkutan uyarı geldi. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<p><a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/afrika" rel="nofollow" target="_blank">Afrika</a>’nın ortasında <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/salgin" rel="nofollow" target="_blank">salgın</a> alarmı giderek büyüyor. <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/kongo" rel="nofollow" target="_blank">Kongo</a> Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) <a href="https://www.milliyet.com.tr/son-dakika-haberleri/" rel="nofollow" target="_blank">son</a> 24 saatte 101 yeni vaka tespit edilirken, toplam kesinleşmiş vaka sayısı 4 bin 945’e yükseldi; Birleşmiş Milletler ise hastalığın ülkede her 30 dakikada bir kişinin ölümüne yol açtığı uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>SALGININ EN HIZLI YAYILDIĞI DÖNEM</strong></p>

<p>The Guardian'ın haberine göre KDC Kamu Sağlığı Enstitüsü, ülkedeki salgına ilişkin son verileri açıkladı. Son 24 saatte kaydedilen 101 yeni vakayla birlikte kesinleşmiş vaka sayısı 4 bin 945’e ulaştı. Ülkede salgının şimdiye kadarki en hızlı yayılım döneminin yaşandığı bildirildi. KDC’nin 26 eyaletinden 6’sında görülen hastalık, özellikle ülkenin kuzeydoğusunda etkisini artırıyor. Salgının ilk kez rapor edildiği Uganda sınırındaki Ituri eyaleti ise vaka sayısında başı çekiyor. Ülkedeki toplam vakaların 3 bin 400’den fazlası yalnızca bu bölgede kaydedildi.</p>

<p><strong>'HER 30 DAKİKADA BİR ÖLÜM'</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler, cuma günü yaptığı açıklamada salgının ulaştığı boyuta dikkat çekerek çarpıcı bir uyarıda bulundu. <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/bm" rel="nofollow" target="_blank">BM</a>, hastalığın ülkede yaklaşık her 30 dakikada bir kişinin ölümüne neden olduğunu bildirdi. Vakalardaki hızlı artış ve ölümler, KDC’de salgının kontrol altına alınmasına ilişkin endişeleri daha da artırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>AŞI DA YOK TEDAVİ DE</strong></p>

<p>Mevcut salgına yol açan nadir görülen “Bundibugyo” varyantına karşı henüz onaylanmış bir aşı veya tedavi yöntemi bulunmuyor. Bu durum, virüsün hızla yayıldığı KDC’de salgınla mücadeleyi daha da kritik hale getiriyor. Virüsün yabani hayvanlardan insanlara geçtiği belirtilirken, insandan insana bulaşma ise kan, vücut sıvıları ve enfekte yüzeylerle temas yoluyla devam ediyor.</p>

<p><strong>BİR ÜLKEDE DAHA GÖRÜLDÜ</strong></p>

<p>Salgın KDC sınırlarını da aşmış durumda. KDC’nin sınır komşusu Uganda, başkent Kampala’da en az 20 vaka tespit edildiğini açıkladı. <a href="https://www.milliyet.com.tr/dunya/" rel="nofollow" target="_blank">Dünya</a> Sağlık Örgütü (DSÖ), KDC ve Uganda’daki salgın nedeniyle mayıs ayında durumu “uluslararası kamu sağlığı acil durumu” ilan etmişti. KDC’de vakaların hızla artmaya devam etmesi, aşının ve onaylanmış bir tedavinin bulunmaması ve salgının komşu Uganda’da da görülmesi, bölgedeki sağlık alarmının boyutunu gözler önüne seriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/olumcul-salgin-hizla-yayiliyor-her-30-dakikada-bir-olum</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/08/e148b4cc-847e-4c4e-a5c6-bb017b5abc9c.png" type="image/jpeg" length="84089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kovid-19’da korkutan tablo: Bir haftada 14 ölüm, 72 ağır vaka]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/kovid-19da-korkutan-tablo-bir-haftada-14-olum-72-agir-vaka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/kovid-19da-korkutan-tablo-bir-haftada-14-olum-72-agir-vaka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tayvan’da Kovid-19 dalgasında bir haftada 14 kişinin öldüğü ve 72 ağır vakanın kayıtlara geçtiği açıklandı. Salgında haftalık ağır vaka ve ölüm sayısı, mevcut dalganın en yüksek seviyesine ulaştı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/kovid-19da-korkutan-tablo-bir-haftada-14-olum-72-agir-vaka</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/08/9077256f-5883-4277-87eb-edfba19a94a4.png" type="image/jpeg" length="97377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan kritik sivrisinek alarmı: Batı Nil virüsü vakaları hızla artıyor!]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/uzmanlardan-kritik-sivrisinek-alarmi-bati-nil-virusu-vakalari-hizla-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/uzmanlardan-kritik-sivrisinek-alarmi-bati-nil-virusu-vakalari-hizla-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakaları hızla artarken, uzmanlar sivrisineklerin çoğalmasına elverişli hava koşulları nedeniyle önümüzdeki haftalarda yeni vakaların görülebileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<p></p>

<p><a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/yunanistan" rel="nofollow" target="_blank">Yunanistan</a>'da 5 Ağustos itibarıyla 61 yerel <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/bati-nil-virusu" rel="nofollow" target="_blank">Batı Nil virüsü</a> vakası kaydedildi. İtalya 139 vakayla ilk sırada yer alırken, İspanya'da 17, Kuzey Makedonya'da 13, Romanya'da 6, Fransa'da 4 ve Almanya'da 1 vaka bildirildi. Yunanistan'da bu yaz Avrupa'da kaydedilen yerel kaynaklı Batı Nil virüsü enfeksiyonlarının yaklaşık dörtte biri görüldü.</p>

<p>Sağlık yetkilileri, ülkede virüsün bulaşma döneminin en yoğun aşamasına girildiğini ve sivrisineklerin çoğalmasına elverişli <a href="https://www.milliyet.com.tr/hava-durumu/" rel="nofollow" target="_blank">hava</a> koşullarının önümüzdeki haftalarda daha fazla vakanın ortaya çıkmasına yol açabileceğini belirtti.Yunanistan'da 2010'dan bu yana neredeyse her yıl Batı Nil virüsü vakaları görülüyor. Bu nedenle virüsün mevsimsel olarak yeniden ortaya çıkması, ülkede tekrarlayan bir <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/halk-sagligi" rel="nofollow" target="_blank">halk sağlığı</a> sorunu olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Avrupa'da en fazla yerel vaka 139 ile İtalya'da kaydedilirken, İspanya'da 17, Kuzey Makedonya'da 13, Romanya'da 6, Fransa'da 4 ve Almanya'da 1 vaka tespit edildi.Bu yıl vakaların merkezinde, <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/atina" rel="nofollow" target="_blank">Atina</a>-Pire yerleşim bölgesini de kapsayan Attika bölgesi bulunuyor. 2026'daki ilk vaka, 60 yaşın üzerinde bir kişide meningoensefalit gelişmesinin ardından temmuz ayının başında Atina'nın kuzeyindeki Agia Paraskevi banliyösünde tespit edildi.<strong>Yunanistan merkezli Tomiva’dan elde edilen bilgilere göre</strong> Atina'nın güneyindeki Glyfada'da görülen bir başka vaka üzerine bölgede önleyici sivrisinek ilaçlaması yapıldı.</p>

<p>Ancak virüsün yayılımı yalnızca Atina çevresiyle sınırlı değil. Geçen yıl ülkenin çok sayıda bölgesinde <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/enfeksiyon" rel="nofollow" target="_blank">enfeksiyon</a> vakaları bildirilirken, Pire'nin batısındaki Perama sanayi bölgesi, bölgede henüz yerel kaynaklı insan vakası görülmeden önce dahi yüksek riskli alan ilan edilmişti.Yunanistan'ın kuzeydoğusundaki Nestos Belediyesi'nde ise durgun sular, sulak alanlar, pirinç tarlaları ve sulama kanalları nedeniyle sivrisinek popülasyonundaki artış endişeye yol açtı.</p>

<p><strong>VAKALARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ BELİRTİ GÖSTERMİYOR</strong></p>

<p>Teşhis edilen vaka sayısının gerçek enfeksiyonların yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğu düşünülüyor.Batı Nil virüsü bulaşan kişilerin yaklaşık <a href="https://uzmanpara.milliyet.com.tr/yuzde-hesaplama/" rel="nofollow" target="_blank">yüzde</a> 80'inde herhangi bir belirti görülmüyor. Yaklaşık yüzde 20'sinde ise hafif seyreden hastalık ortaya çıkıyor. Enfekte kişilerin yüzde 1'inden azında ensefalit veya menenjit gibi ciddi nörolojik hastalıklar gelişiyor.Daha önce yapılan bir epidemiyolojik araştırmaya göre, her bir ağır nörolojik vaka karşılığında yaklaşık 140 kişinin hafif veya belirtisiz enfeksiyon geçirdiği tahmin ediliyor.</p>

<p><strong>SİVRİSİNEK ISIRIKLARINA KARŞI KORUNMA UYARISI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vasilakopoulos, kişisel korunmanın da önemine dikkat çekerek böcek kovucu sprey veya losyonların kullanılmasını önerdi.Evlerde sivrisinek kovucu lambalar, ultrasonik cihazlar ve diğer uzaklaştırıcıların kullanılabileceğini belirten Vasilakopoulos, özellikle akşam saatlerinde dışarıda vakit geçirirken vantilatörlerden yararlanılmasını ve uzun kıyafetler giyilmesini tavsiye etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/uzmanlardan-kritik-sivrisinek-alarmi-bati-nil-virusu-vakalari-hizla-artiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/08/092f5185-c95b-4441-958a-d0e4bc969680.png" type="image/jpeg" length="49139"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sadece kilo verdirmiyor: Alkol ve sigara isteğini de azaltıyor]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/sadece-kilo-verdirmiyor-alkol-ve-sigara-istegini-de-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/sadece-kilo-verdirmiyor-alkol-ve-sigara-istegini-de-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyaca ünlü zayıflama ilaçlarının, beyindeki ödül mekanizmasını etkileyerek alkol ve nikotin isteğini azalttığı ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<p></p>

<p>Zayıflama ilaçlarının alkol tüketimini azaltabileceğine, hatta önleyebileceğine dair bilimsel araştırmalar giderek artıyor. <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/wegovy" rel="nofollow" target="_blank">Wegovy</a>, Mounjaro ve Ozempic gibi markalarla tanınan bu ilaçlar, vücuttaki GLP-1 adı verilen doğal bir hormonu taklit eden semaglutid veya tirzepatid maddelerini içeriyor. Temelde iştahı bastırarak ve tokluk hissi vererek kilo kaybı sağlayan bu ilaçların, beyindeki ödül mekanizmasını da etkilediği düşünülüyor. BBC’ye konuşan Güney Karolina Üniversitesi’nden Dr. Christian Hendershot, yapılan çalışmaların bu ilaçların beyni doğrudan etkileyerek alkol ve nikotine duyulan isteği azaltabileceğini gösterdiğini belirtti.</p>

<p><strong>İsteği azaltıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir araştırmada, tıbbi olarak “alkol kullanım bozukluğu” (alkolizm) teşhisi konmuş katılımcıların, Ozempic kullanırken içkiye duydukları isteğin belirgin şekilde azaldığı gözlemlendi. Colorado Anschutz Üniversitesi tarafından yürütülen bir başka çalışmada ise hap formundaki GLP-1 ilaçlarının, hafif ila orta derecede alkol kullanım bozukluğu olan kişilerde aşırı alkol tüketilen gün sayısını düşürdüğü saptandı. BBC News’e konuşan kullanıcı deneyimleri de bu verileri destekler nitelikte. İlaçları kullanan bazı kişiler alkol isteklerinin tamamen ortadan kalktığını söylerken, bazıları ise alkolün artık kendilerinde mide bulantısına yol açtığını, rahatsız edici bir şişkinlik hissi verdiğini ya da çok daha çabuk sarhoş olmalarına neden olduğunu ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/sadece-kilo-verdirmiyor-alkol-ve-sigara-istegini-de-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/08/240b2d90-c6fc-4197-92b4-d90dd76277d4.png" type="image/jpeg" length="62685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekran bağımlılığına karşı yeni segment telefon önerisi]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/ekran-bagimliligina-karsi-yeni-segment-telefon-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/ekran-bagimliligina-karsi-yeni-segment-telefon-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, ekran bağımlılığına karşı banka, navigasyon ve kamera gibi temel özellikleri koruyan, bağımlılık yapan uygulamaları kısıtlayan yeni nesil telefonların geliştirilmesini önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[

<p>Akıllı telefonların günlük yaşamın neredeyse her alanına girmesiyle birlikte ekran karşısında geçirilen sürenin artması, çocuk ve gençlerde ekran bağımlılığı tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle gelişim çağındaki çocukların uzun süre ekranla vakit geçirmesinin dikkat, uyku düzeni ve psikolojik durum üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerken, çözüm için teknolojiden tamamen uzaklaşmak yerine daha kontrollü cihazların geliştirilmesi öneriliyor.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Haydar Kutlu, Türkiye'de günlük ekran kullanımının ortalama 5 saat seviyesinde olduğunu, gençlerde ise bu sürenin 6-7 saate kadar çıkabildiğini belirtti. Kutlu, özellikle gelişimini henüz tamamlamamış ergen beyninin yoğun ekran maruziyetinden olumsuz etkilenebileceğini ifade ederek, ekran bağımlılığıyla mücadelede hem ailelere hem de teknoloji sektörüne önemli sorumluluklar düştüğünü söyledi.</p>

<h2>“GENÇLERDE EKRAN SÜRESİ 6-7 SAATE KADAR ÇIKIYOR”</h2>

<p>Günlük ekran kullanımının çocuk ve gençlerde yetişkinlere kıyasla daha yüksek seviyelere ulaşabildiğini belirten Kutlu, özellikle ergenlik dönemine dikkat çekti.</p>

<p></p>

<p>Kutlu, yoğun ekran kullanımının gelişimini tamamlamamış ergen beynini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, <i><strong>“Henüz olgunlaşmamış bir ergen beyni çok fazla ekrana baktığında beynin bazı kısımlarında tahribat oluşuyor” </strong></i>dedi.</p>

<p>Ekran karşısında geçirilen sürenin yalnızca fiziksel bir alışkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Kutlu, uzun süreli kullanımın çocukların günlük yaşamındaki birçok alanı etkileyebildiğini kaydetti.</p>

<h2>“ODAKLANMA SÜRESİNİ KISALTIYOR, UYKU PROBLEMLERİNİ ARTIRIYOR”</h2>

<p>Özellikle küçük yaşlarda yoğun ekran kullanımının dikkat ve odaklanma üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini dile getiren Kutlu, ergenlik döneminde ise uyku ve duygusal problemlerin daha belirgin hale gelebildiğini söyledi.</p>

<p>Kutlu, <i><strong>“Küçük yaşlarda yoğun ekran kullanımı odaklanma süresini kısaltıyor, ergenlerde ise uyku problemlerini, duygusal problemleri artırıyor. Depresyona yatkınlık oluşturabiliyor. Ekran bağımlılığı çocukların genel ve akademik hayatlarına doğrudan zarar veriyor” </strong></i>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ekran bağımlılığının çocukların ders başarısından sosyal ilişkilerine kadar günlük yaşamın farklı alanlarında sorunlara neden olabileceğine işaret eden Kutlu, ailelerin çocukların ekran kullanımını yalnızca süre açısından değil, içerik ve kullanım amacı açısından da takip etmesi gerektiğini belirtti.</p>

<h2>OYUN VE SOSYAL MEDYA KULLANIMINA DİKKAT</h2>

<p>Ekran bağımlılığının tek bir alanda ortaya çıkmadığını vurgulayan Kutlu, özellikle oyun ve sosyal medya kullanımındaki artışın dikkat çekici olduğunu söyledi.</p>

<p>Kutlu, bağımlılık eğilimlerinin çocukların cinsiyetine ve kullanım alışkanlıklarına göre farklılaşabildiğini belirterek, <strong><i>“Erkeklerde oyun bağımlılığı artarken kız çocuklarında da sosyal medya uygulamalarına bağımlılıkta artış var”</i></strong> diye konuştu.</p>

<p>Bu nedenle çocukların yalnızca ekran karşısında geçirdiği sürenin değil, telefon ve tabletlerde hangi uygulamaları kullandığının da önem taşıdığına dikkati çekti.</p>

<h2>“0-6 YAŞ ARASINDA ÇOCUKLARIMIZI EKRANDAN UZAK TUTMALIYIZ”</h2>

<p>Çocukların ekrandan uzaklaştırılabilmesi için ailelerin yalnızca yasaklayıcı bir yaklaşım yerine alternatif etkinlikler oluşturması gerektiğini ifade eden Kutlu, özellikle erken çocukluk döneminde daha hassas davranılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kutlu, <i><strong>“Çocuklarımızı ekrandan uzak tutmamız gerekiyor, çocuklara ekran yerine alternatifler sunmak gerekiyor. Özellikle 0-6 yaş arasında çocuklarımızı ekrandan uzak tutmalıyız” </strong></i>uyarısında bulundu.</p>

<p>Çocukların ekran dışında oyun, spor, sosyal etkinlikler ve yüz yüze iletişim gibi faaliyetlere yönlendirilmesinin önemine dikkat çeken Kutlu, ailelerin de bu süreçte çocuklara rol model olması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>“AKILLI TELEFON İLE TUŞLU TELEFON ARASINDA YENİ BİR SEGMENT OLUŞTURULABİLİR”</h2>

<p>Ekran bağımlılığıyla mücadele için akıllı telefonların tamamen hayatın dışına çıkarılmasının gerçekçi bir çözüm olmayabileceğini belirten Kutlu, bunun yerine ihtiyaçları karşılayan ancak bağımlılık oluşturan uygulamaları sınırlandıran yeni bir cihaz kategorisinin geliştirilmesini önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kutlu, akıllı telefon ile klasik tuşlu telefon arasında yeni bir ürün segmenti oluşturulabileceğini ifade ederek,<strong><i> “Akıllı telefonlar ile tuşlu telefonların arasında yeni bir segmentte telefon üretilirse ekran bağımlılığı sıkıntıları çözülebilir”</i></strong> dedi.</p>

<p>Önerinin temelinde, teknolojinin günlük yaşamda sağladığı kolaylıklardan vazgeçmeden bağımlılık riskini azaltmak olduğunu belirten Kutlu, kullanıcıların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir telefon tasarımının mümkün olduğunu kaydetti.</p>

<h2>“BANKA, NAVİGASYON VE KAMERA GİBİ UYGULAMALAR BULUNMALI”</h2>

<p>Yeni nesil telefonun tamamen işlevsiz bir cihaz olmaması gerektiğini belirten Kutlu, kullanıcıların günlük hayatında ihtiyaç duyduğu temel uygulamaların cihazda bulunabileceğini söyledi.</p>

<p>Kutlu, <strong><i>“Banka uygulaması, navigasyon, kamera gibi uygulamaların olduğu, bağımlılık oluşturmayan telefonlar üretilmeli” </i></strong>çağrısında bulundu.</p>

<p>Buna karşılık sosyal medya ve aşırı kullanım teşvik eden uygulamaların sınırlandırılabileceğini ifade eden Kutlu, böylece özellikle çocuk ve gençlerin akıllı telefonların sunduğu temel imkanlardan yararlanırken bağımlılık riskinin azaltılabileceğini belirtti.</p>

<h2>“GÜNLER İÇİNDE BİNLERCE İNSAN BU FİKRİ DESTEKLEDİ”</h2>

<p>Önerisini sosyal medya üzerinden de paylaşan Kutlu, fikrin kısa süre içerisinde geniş bir kesimden destek gördüğünü söyledi.</p>

<p>Kutlu, “Günler içinde binlerce insan bu fikri destekledi” diyerek, toplumda özellikle ebeveynlerin çocukların ekran kullanımını azaltmaya yönelik alternatiflere ihtiyaç duyduğunu ifade etti.</p>

<p>Bu ilginin, teknoloji sektörünün de ekran bağımlılığı sorununa yalnızca kullanıcı alışkanlıkları üzerinden değil, ürün tasarımı açısından da yaklaşması gerektiğini ortaya koyduğunu belirten Kutlu, farklı kullanım senaryolarına uygun cihazların geliştirilebileceğini kaydetti.</p>

<h2>“YERLİ VE MİLLİ BİR TELEFON GELİŞTİRİLEBİLİR”</h2>

<p>Türkiye'nin bu alanda kendi teknolojisini geliştirebilecek potansiyele sahip olduğunu dile getiren Kutlu, ekran bağımlılığını azaltmayı hedefleyen yerli bir telefonun önemli bir alternatif oluşturabileceğini söyledi.</p>

<p>Özellikle çocuklarının telefon kullanımını kontrol etmek isteyen ebeveynler açısından böyle bir ürünün karşılık bulabileceğini belirten Kutlu, teknoloji kullanımını tamamen reddetmek yerine daha sağlıklı bir kullanım modeli oluşturulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Kutlu,<strong><i> “Bağımlılık yapmayan, zararlı uygulamaların kısıtlandığı bir segmentte telefon üretilirse bunun bir karşılığı olacaktır”</i></strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Önerilen modelin hayata geçirilmesiyle kullanıcıların banka işlemleri, navigasyon, fotoğraf çekimi ve iletişim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamaya devam ederken, sosyal medya ve oyun gibi yoğun kullanım alanlarının sınırlandırılabileceği bir telefon deneyiminin mümkün olabileceği değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/ekran-bagimliligina-karsi-yeni-segment-telefon-onerisi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/08/6a76d0c5edd67597-w864xh486.webp" type="image/jpeg" length="94637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağzınızdaki metal tadı bakın neyin habercisi...]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/agzinizdaki-metal-tadi-bakin-neyin-habercisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/agzinizdaki-metal-tadi-bakin-neyin-habercisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyet yapanların bir süre sonra dikkatini çeken "ağızdaki pas/metal tadı, aslında endişe verici bir durum değil; aksine vücudunuzun yağ yakmaya başlamış olabileceğinin sinyalleridir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[

<p>Uzun süre aç kaldığınızda ya da karbonhidrat tüketimini azalttığınızda ağzınızda metalik, pas ya da aseton benzeri bir tat hissedebilirsiniz.</p>

<p>İlk anda endişe verici gibi görünse de, korkmanıza gerek olmayabilir.</p>

<p>Bu durum, çoğu zaman vücudun yağ yakımına geçtiğinin işareti sayılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beslenme uzmanları, özellikle düşük karbonhidratlı diyet yapanlarda görülen bu değişimin ketozis adı verilen doğal bir metabolik süreç olduğunu belirtiyor.</p>

<h2>KETOZİS NEDİR</h2>

<p>Vücudun temel enerji kaynağı normalde karbonhidratlardan elde edilen glikozdur. Ancak karbonhidrat alımı belirgin şekilde azaldığında veya uzun süre aç kalındığında, glikoz depoları tükenmeye başlar.</p>

<p>Bu noktada karaciğer devreye girerek yağları parçalar ve keton cisimleri üretir. Böylece vücut, enerji ihtiyacını yağlardan karşılamaya başlar. Bu metabolik duruma ketozis adı verilir.</p>

<p>Ketozis sırasında oluşan keton cisimlerinden biri asetondur. Asetonun bir kısmı nefes yoluyla vücuttan atılır.</p>

<p>Bu nedenle bazı kişilerde; Ağızda metalik veya pas benzeri tat, asetonu andıran nefes kokusu, ve ağız kuruluğu görülebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/agzinizdaki-metal-tadi-bakin-neyin-habercisi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/08/6a7457a2a7e3c754-w1200xh675.webp" type="image/jpeg" length="97625"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebola’da tehlike büyüyor! Mutasyon endişesi başladı Vaka sayısı 4 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/ebolada-tehlike-buyuyor-mutasyon-endisesi-basladi-vaka-sayisi-4-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/ebolada-tehlike-buyuyor-mutasyon-endisesi-basladi-vaka-sayisi-4-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[The Guardian'ın haberine göre Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki büyük Ebola salgınında doğrulanmış vaka sayısı 4 bini aştı. Yetkililer virüsün mutasyona uğramasından endişe ederken, Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi de tehlikeye karşı müdahale planını en üst seviyeye çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[

<p>Ebola virüsünün Bundibugyo suşundan kaynaklanan salgın ilk olarak 15 Mayıs'ta rapor edilmiş olsa da hastalığın ocak ayından bu yana yayılıyor olabileceğinden şüpheleniliyor.</p>

<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsünün verilerine göre, 4 Ağustos itibarıyla 3 bin 973 vaka ve 1801 ölüm kaydedildi.</p>

<p>Afrika CDC Genel Direktörü Dr. Jean Kaseya, düzenlediği basın toplantısında vakaların 4 bini aştığını doğruladı. Söz konusu salgın, tarihe geçen en büyük ikinci Ebola salgını konumunda bulunuyor.</p>

<p>Mevcut veriler, 2014-2016 yıllarında Batı Afrika'da meydana gelen ve 28 binden fazla kişiye bulaşarak 11 binden fazla kişinin ölümüne yol açan salgının 11. haftasındaki vaka sayısından sekiz kat, ölüm sayısından ise altı kat daha yüksek bir tablo ortaya koyuyor.</p>

<h2><strong>MUTASYON ŞÜPHESİ</strong></h2>

<p>Kaseya, Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus ile görüştüğünü ve virüsün mutasyona uğrayıp uğramadığını incelemek amacıyla araştırmalar planladıklarını belirtti. Kaseya,<i><strong> "Bu Bundibugyo salgınının şiddet düzeyi eşi benzeri görülmemiş bir boyuttadır."</strong></i> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2></h2>

<p>Ebola kaynaklı ölümlerin üçte ikisinden fazlası, tedavi merkezleri yerine toplum içinde gerçekleşiyor.</p>

<p>İturi eyaletinin başkenti Bunia'da Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tarafından işletilen bir tedavi merkezinde, yatış verilen hastaların yüzde 90'ının yetkililerin temaslı listelerinde yer almadığı tespit edildi.</p>

<p><strong>BULAŞMA ORANI YÜKSEK</strong></p>

<p>Her iki durum da takip edilemeyen bulaşma oranının yüksek olduğuna işaret ediyor.</p>

<p>Kaseya, KDC'deki temas takibinin yetersiz kaldığını, her Ebola hastası için beklenen 40 temaslı yerine yalnızca 10 temaslının tespit edilebildiğini belirtti.</p>

<p>Kusma, ishal, organ hasarı ve iç kanamaya yol açabilen viral bir kanamalı ateş hastalığı olan Ebola, çatışmaların yaşandığı maden eyaleti İturi merkezli olarak yayılıyor.</p>

<h2><strong>BÖLGEYE HIZLI BİR ŞEKİLDE YAYILIYOR</strong></h2>

<p>Salgın; Kuzey Kivu, Güney Kivu, Haut-Uele ve Tshopo eyaletlerine de sıçradı. Komşu ülke Uganda'da ise salgın kontrol altına alınmadan önce 20 vaka kayıtlara geçti.</p>

<p>Afrika CDC Acil Durumlara Hazırlık ve Müdahale Vekili Dr. Wessam Mankoula, müdahale ekiplerinin temas takibinden aktif vaka arama aşamasına geçeceğini duyurdu.</p>

<p>Bu kapsamda toplum sağlığı çalışanları, Ebola belirtileri gösteren kişileri tespit etmek amacıyla haneleri kapı kapı ziyaret edecek.</p>

<p>Mankoula, kademeli adımların yetersiz kaldığı bir döneme girildiğini ve sürecin ölçeğini büyütmeye başladıklarını ifade etti.</p>

<p>Kaseya, yerel toplulukları, dijital araçları ve yerinden edilmiş kişilerin kaldığı kamplardaki önlemleri kapsayan köyler merkezli bir müdahale planı vaadinde bulundu.</p>

<p>Yetkililer ayrıca hastaların tedavisinde insani kullanım gerekçesiyle remdesivir adlı antiviral ilacı kullanmaya başlayacaklarını açıkladı.</p>

<p>KLASİK TEDBİRLER YETERSİZ</p>

<p>Farklı bir Ebola suşuna karşı ruhsatlandırılan Ervebo aşısının da Bundibugyo suşu kaynaklı hastalığı hafiflettiği ve aşılanan kişilerde ölüm vakasına yol açmadığına dair verilerin ardından bölgede uygulanabilirliği test edilecek.</p>

<p>Afrika CDC Araştırma, Klinik Araştırmalar ve İnovasyon Direktörü Dr. Placide Mbala Kingebeni, salgının ulaştığı boyut göz önüne alındığında yalnızca klasik halk sağlığı tedbirlerinin salgını kontrol altına almaya yetmeyeceğini vurguladı.</p>

<h2></h2>

<p>KDC makamları, ülkenin kuzeydoğusundan başkent Kinşasa'ya gitmekte olan bir teknede meydana gelen şüpheli bir Ebola ölümünü soruşturduklarını, teknedeki diğer yolcuların karantinaya alınarak test edileceğini duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>UNICEF ise bulaşma korkusu ve hizmet aksamaları nedeniyle ailelerin kliniklerden uzak durması sonucu temel sağlık hizmetlerinin sekteye uğradığı uyarısında bulundu.</p>

<p>Salgının merkezi konumundaki maden kasabası Mongbwalu'da, ilk doz kızamık aşısını yaptıran çocukların oranının yüzde 69 düştüğü kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/ebolada-tehlike-buyuyor-mutasyon-endisesi-basladi-vaka-sayisi-4-bini-asti</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/08/652cad65-82db-44c8-8c02-4c7b85d220ed.png" type="image/jpeg" length="71748"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Anne sütü, bebeğin sağlıklı gelişimi için en ideal besindir"]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/anne-sutu-bebegin-saglikli-gelisimi-icin-en-ideal-besindir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/anne-sutu-bebegin-saglikli-gelisimi-icin-en-ideal-besindir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu’da Uzman Dr. Gülşah Şenay Karagöz, Emzirme Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Anne sütü, bebeğin sağlıklı gelişimi için en ideal besindir" diyerek ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslenmenin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzman Dr. Gülşah Şenay Karagöz, anne sütünün bebeğin ilk 6 ay boyunca ihtiyaç duyduğu bütün besin öğelerini uygun miktarda içerdiğini söyledi. Anne sütünün bağışıklık sistemini güçlendirdiğini belirten Karagöz, "Anne sütü, bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişmesi için en ideal besindir. İçeriğinde bebeğin ilk 6 ay boyunca ihtiyaç duyduğu tüm besin öğelerini uygun miktarda bulundurur. Aynı zamanda enfeksiyonlara karşı koruyucu özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir, ishal ve solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere birçok hastalığın görülme riskini azaltır. Anne sütüyle beslenen bebeklerde sağlıklı büyüme ve gelişme desteklenirken, uzun vadede obezite, diyabet ve bazı kronik hastalıkların görülme riski de azalabilmektedir" dedi.<br />
<br />
<strong>"Emzirme 2 yaş ve ötesine kadar sürdürülmeli"</strong><br />
Dünya Sağlık Örgütü ile Sağlık Bakanlığının emzirme konusundaki önerilerini paylaşan Karagöz, "Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı, bebeklerin doğumu takip eden ilk saat içinde emzirilmeye başlanmasını, ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesini ve uygun tamamlayıcı besinlerle birlikte emzirmenin 2 yaş ve ötesine kadar sürdürülmesini önermektedir. Emzirme yalnızca bebek için değil, anne sağlığı açısından da önemli faydalar sağlar. Doğum sonrası rahmin toparlanmasına katkıda bulunur, doğum sonrası kanama riskini azaltır ve uzun dönemde meme ile over kanseri riskinin azalmasına yardımcı olur. Ayrıca anne ile bebek arasındaki duygusal bağın güçlenmesine önemli katkı sunar" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Her annenin emzirme süreci farklıdır"</strong><br />
Annelerin emzirme sürecinde çeşitli sorunlarla karşılaşabileceğine dikkati çeken Karagöz, "Her annenin emzirme süreci farklıdır. Bazı anneler emzirmenin ilk günlerinde bebeğin memeyi tutması, süt miktarı, meme ucu ağrısı veya süt kanallarında tıkanıklık gibi çeşitli güçlüklerle karşılaşabilir. Bu tür durumlar çoğu zaman doğru bilgi, uygun teknik ve profesyonel destek ile çözülebilmektedir. Bu nedenle annelerimizin yaşadıkları sorunlar karşısında yalnız olmadıklarını bilmeleri büyük önem taşımaktadır. İlimizdeki hastanelerimizde hizmet veren laktasyon, yani emzirme poliklinikleri, emzirme sürecinde yaşanan sorunların değerlendirilmesi ve çözüme kavuşturulması amacıyla annelerimize danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Ayrıca Aile Sağlığı Merkezlerimizde görev yapan aile hekimleri, ebeler ve hemşireler, gebelik döneminden başlayarak doğum sonrasına kadar emzirme konusunda rehberlik etmekte, annelerimize ihtiyaç duydukları her aşamada destek sağlamaktadır" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>Anne adaylarına ‘Gebe Okulu’ çağrısı</strong><br />
Emzirmenin başarısında gebelik döneminde verilen eğitimlerin önemli olduğunu ifade eden Karagöz, "Emzirmenin başarısı, gebelik döneminde alınan doğru eğitimlerle de güçlenmektedir. Bu kapsamda hastanelerimizde ve Toplum Sağlığı Merkezlerimiz bünyesinde faaliyet gösteren Gebe Okulları, anne adaylarına gebelik, doğuma hazırlık, doğum süreci, lohusalık ve emzirme konularında kapsamlı eğitimler vermektedir. Anne adaylarımızı Gebe Okullarımıza katılmaya davet ediyor, böylece hem doğuma hem de emzirme sürecine daha bilinçli ve güvenli şekilde hazırlanmalarını öneriyoruz. Emzirme, bebeğe verilen ilk ve en değerli hediyedir. Emzirme Haftası vesilesiyle tüm anne adaylarını ve annelerimizi anne sütünün eşsiz faydaları konusunda bilinçlenmeye, ihtiyaç duyduklarında sağlık kuruluşlarımızdaki emzirme danışmanlığı hizmetlerinden yararlanmaya davet ediyor; anne sütüyle büyüyen sağlıklı nesiller için tüm sağlık çalışanlarımızın özveriyle görev yaptığını bir kez daha vurguluyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/anne-sutu-bebegin-saglikli-gelisimi-icin-en-ideal-besindir</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/08/f0143290-b3db-4d02-acce-7d8710c880e4-1.png" type="image/jpeg" length="83470"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Marul salgını can alıyor! Hastaneler alarma geçti, vaka sayısı 20 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/marul-salgini-can-aliyor-hastaneler-alarma-gecti-vaka-sayisi-20-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/marul-salgini-can-aliyor-hastaneler-alarma-gecti-vaka-sayisi-20-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Masum görünen bir gıda ürünü binlerce kişiyi etkileyen salgının odağına yerleşti. Marullarla ilişkilendirilen salgınında ilk ölümler yaşanırken, vaka sayısı 20 bini aştı. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p></p>

<h2></h2>

<p></p>

<p>Ülkede haftalardır büyüyen siklospora salgınında ilk ölümler kayıtlara geçti. <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/abd" rel="nofollow" target="_blank">ABD</a> Sağlık ve İnsani Hizmetler Departmanı, eyalette <strong>iki kişinin siklospora enfeksiyonuyla bağlantılı olarak yaşamını yitirdiğini</strong> açıkladı. Yetkililer, hayatını kaybeden kişilerin bağırsak rahatsızlıkları ve sıvı kaybını ağırlaştırabilecek kronik sağlık sorunları bulunduğunu belirtirken, salgının yayılmaya devam ettiğine dikkat çekti.</p>

<p></p>

<p><strong>ŞÜPHELERİN ODAĞINDA MARULLAR VAR</strong></p>

<p>BBC'nin haberine göre salgının merkezinde ise Meksika'dan ithal edilen marullar bulunuyor. Yetkililere göre özellikle dışarıda tüketilen salatalarda kullanılan doğranmış marullar ve bazı market ürünleriyle bağlantılı bulaşma tespit edildi. Hastalık; <strong>şiddetli ishal, kusma, mide krampları, ateş ve sıvı kaybına</strong> yol açabiliyor.</p>

<p><strong>RESTORANLAR VE MARKETLER DİDİK DİDİK ARANIYOR</strong></p>

<p>Artan <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/vaka" rel="nofollow" target="_blank">vaka</a> sayıları nedeniyle sağlık ekipleri alarma geçti. Yetkililer, kontamine ürünleri tespit edebilmek için restoranlar, marketler ve gıda depolarında kapsamlı inceleme yürütüyor. Şüpheli marulların raflardan kaldırıldığı ve ürünlerin toplatıldığı bildirildi.</p>

<p>Illinois Sağlık Departmanı, eyalette henüz can kaybı yaşanmadığını açıklasa da vaka sayılarındaki artış dikkat çekiyor.</p>

<p>Chicago Sağlık Departmanı verilerine göre kentte <strong>209 kesinleşmiş veya olası vaka</strong> tespit edildi. Bunlardan en az 15'inin çok eyaletli <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/marul" rel="nofollow" target="_blank">marul</a> salgınıyla bağlantılı olduğu belirlenirken, <strong>103 vakanın ise yerel kaynaklı</strong> olduğu ifade edildi. Yetkililer, yerel vakaların kaynağının ise henüz belirlenemediğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İZLER MEKSİKA'YA UZANDI</strong></p>

<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), salgının Meksika'nın orta kesimlerinden temin edilen ve geri çağrılan göbek marullarla bağlantılı olduğunu duyurdu.</p>

<p>Salgının Illinois'in yanı sıra <strong>Indiana, Kansas, Kentucky, Michigan, Ohio, Oklahoma, Pennsylvania ve West Virginia</strong> eyaletlerine de yayıldığı açıklandı. Illinois genelinde vaka sayısı <strong>707'ye</strong>, hastaneye kaldırılan kişi sayısı ise <strong>47'ye</strong> ulaştı.</p>

<p><strong>VAKA SAYISI ARTIYOR</strong></p>

<p>Federal sağlık yetkilileri, <strong>dokuz eyalette restoranlarda servis edilen Meksika menşeli marulların salgının başlıca kaynakları arasında yer aldığını</strong> açıkladı.</p>

<p>Temmuz sonu itibarıyla CDC, bu marullarla bağlantılı <strong>1.947 vaka</strong> tespit edildiğini ve <strong>en az 98 kişinin hastaneye kaldırıldığını</strong> duyurdu.</p>

<p>CDC verilerine göre ülke genelinde doğrulanmış veya şüpheli vaka sayısı <strong>18 bini aşarken</strong>, eyalet sağlık raporları toplam sayının <strong>20 binin üzerine çıktığını</strong> ortaya koydu.</p>

<p><strong>Haberin Devamı</strong></p>

<p><strong>SİKLOSPORASİS NEDİR?</strong></p>

<p><a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/siklosporasis" rel="nofollow" target="_blank">Siklosporasis</a>, <strong>Cyclospora</strong> parazitiyle kirlenmiş gıda veya suyun tüketilmesi sonucu ortaya çıkan bağırsak enfeksiyonu olarak biliniyor.</p>

<p>İlkbahar sonu ve yaz aylarında daha sık görülen hastalıkta, 2019 yılında yaklaşık <strong>4 bin 700 vakayla</strong> en yüksek seviyelerden biri kaydedilmişti.</p>

<p>Chicago Sağlık Departmanı Medikal Direktörü <strong>Dr. Janna Kerins</strong>, hastalığın antibiyotiklerle tedavi edilebildiğini ve sağlıklı bireylerde kendiliğinden iyileşebildiğini belirtti. Kerins, <strong>küçük çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin</strong> ise ağır seyreden enfeksiyon açısından yüksek risk altında olduğuna dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/marul-salgini-can-aliyor-hastaneler-alarma-gecti-vaka-sayisi-20-bini-asti</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/08/1aa0d78a-fdbd-4c75-b848-909f266bbd1f.png" type="image/jpeg" length="84436"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Firmalar tek tek ifşa edildi! 9 üründe at ve eşek eti çıktı]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/firmalar-tek-tek-ifsa-edildi-9-urunde-at-ve-esek-eti-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/firmalar-tek-tek-ifsa-edildi-9-urunde-at-ve-esek-eti-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, gıdada taklit ve tağşiş yapan işletmelere ilişkin listesini bir kez daha güncelledi. Son denetimlerde 34 yeni ürün listeye eklenirken, Adana ve Mersin’de satışa sunulan 9 üründe at, eşek ve katır gibi tek tırnaklı hayvanlara ait et tespit edildi. Yoğurtta jelatin, dana sucuk ve piliç köftede ise mevzuata aykırı mekanik ayrılmış kanatlı eti kullanıldığı belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p></p>

<h2></h2>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığının vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla yürüttüğü denetimlerde yeni usulsüzlükler ortaya çıktı. Türkiye’nin farklı noktalarında faaliyet gösteren işletmelerden alınan ürün numuneleri laboratuvarlarda incelendi.</p>

<p>Yapılan analizler sonucunda, ürünlerin etiketlerinde belirtilmeyen maddelerin kullanıldığı, bazı <a href="https://www.milliyet.com.tr/yemek/tarifler/et-yemekleri-tarifleri/" rel="nofollow" target="_blank">et</a> ürünlerinde farklı hayvanlara ait etlere rastlandığı ve tüketicinin yanıltıldığı belirlendi.</p>

<p>Bakanlık, denetimler sonucunda uygunsuzluk tespit edilen firma ve ürünleri “Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar” ile “Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar” başlıkları altında kamuoyuna açıkladı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Firmalar tek tek ifşa edildi 9 üründe at ve eşek eti çıktı" height="100%" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a6c5d35456143271c598d3d.jpg" width="770" /></p>

<p></p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığının güvenilir gıda sistemi üzerinden yayımlanan <a href="https://www.milliyet.com.tr/son-dakika-haberleri/" rel="nofollow" target="_blank">son</a> güncellemeyle birlikte 34 yeni ürün listeye eklendi. Bu ürünlerin 12’sinin doğrudan insan sağlığını tehlikeye düşürebilecek nitelikte olduğu bildirildi. Denetimlerde en dikkat çekici sonuç ise et ve et ürünlerinde ortaya çıktı.</p>

<p>Laboratuvar incelemelerinde 9 farklı üründe tek tırnaklı hayvan eti bulunduğu açıklandı. Tek tırnaklı hayvanlar arasında at, eşek ve katır gibi hayvanlar yer alıyor.</p>

<p>Ürünlerin hangi hayvanın eti olduğu belirtilmeden ya da dana eti gibi gösterilerek satışa sunulması, tüketicinin hem sağlık hem de ekonomik açıdan mağdur edilmesine neden oluyor.</p>

<p><strong>SKANDALIN MERKEZİ ADANA VE MERSİN OLDU</strong></p>

<p>Tek tırnaklı hayvan eti tespit edilen işletmelerin tamamının Adana ve Mersin’de faaliyet gösterdiği belirlendi.</p>

<p>Bakanlığın açıkladığı verilere göre, söz konusu işletmelerin 5’i Mersin’de, 4’ü ise Adana’da bulunuyor. Böylece iki kentte toplam 9 üründe tek tırnaklı hayvan eti kullanıldığı ortaya çıktı.</p>

<p>Bakanlık, uygunsuzluk tespit edilen ürünlerin marka, firma, parti ve işletme bilgilerini resmi internet sitesinde vatandaşların erişimine açtı.</p>

<p>Tüketicilerin özellikle açıkta satılan, üreticisi belli olmayan veya piyasa değerinin çok altında fiyatla satışa sunulan et ürünlerine karşı dikkatli olması gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>YOĞURT DİYE SATILAN ÜRÜNDE JELATİN BULUNDU</strong></p>

<p>Denetimlerde ortaya çıkan usulsüzlükler yalnızca et ürünleriyle sınırlı kalmadı.</p>

<p>Bir firma tarafından “yoğurt” etiketiyle piyasaya sürülen üründe jelatin tespit edildi. Ürünün kıvamını artırmak amacıyla kullanıldığı değerlendirilen jelatinin ürün etiketinde yer almadığı belirlendi.</p>

<p>Yoğurdun doğal yapısında bulunmayan bu maddenin tüketiciye bildirilmeden kullanılması, taklit ve tağşiş kapsamında değerlendirildi.</p>

<p>Bakanlık, gıda ürünlerinin içerisinde kullanılan tüm bileşenlerin mevzuata uygun biçimde ürün etiketinde belirtilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>DANA SUCUKTA KANATLI ETİ TESPİT EDİLDİ</strong></p>

<p>Adana’nın Yüreğir ilçesinde faaliyet gösteren bir işletmenin ürettiği “ısıl işlem görmüş dana sucuk” da denetimlere takıldı.</p>

<p>Laboratuvar analizlerinde dana sucuk olarak satışa sunulan üründe <a href="https://www.milliyet.com.tr/haberleri/mekanik-ayrilmis-kanatli-eti" rel="nofollow" target="_blank">mekanik ayrılmış kanatlı eti</a> bulundu. Böylece tüketiciye dana eti kullanıldığı izlenimi verilmesine rağmen üründe farklı bir et çeşidinin bulunduğu ortaya çıktı.</p>

<p>Mekanik ayrılmış et; kemik üzerinde kalan et parçalarının basınçlı makineler yardımıyla ayrılması sonucunda elde ediliyor. Bu ürünün kullanılabileceği gıda grupları ve kullanım şartları mevzuatla belirleniyor.</p>

<p>Dana sucukta mekanik ayrılmış kanatlı eti kullanılması ise hem ürün içeriğinin değiştirilmesi hem de tüketicinin yanıltılması anlamına geliyor.</p>

<p><strong>PİLİÇ KÖFTEDE DE AYNI HİLE</strong></p>

<p>Benzer bir usulsüzlük Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde üretilen piliç köftede de tespit edildi.</p>

<p>Bakanlığın yayımladığı listede, söz konusu üründe mevzuata aykırı şekilde mekanik ayrılmış kanatlı eti kullanıldığı bilgisine yer verildi.</p>

<p>Ürünün içeriğinde kullanılan bu maddenin tüketiciye doğru şekilde bildirilmediği ve piliç <a href="https://www.milliyet.com.tr/yemek/tarifler/kofte-tarifleri/" rel="nofollow" target="_blank">köfte</a> adı altında piyasaya sürüldüğü belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son denetimler, et ve süt ürünlerinde tüketiciyi yanıltmaya yönelik yöntemlerin farklı ürün gruplarında devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p><strong>FİRMALAR VE ÜRÜNLER KAMUOYUNA AÇIKLANDI</strong></p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, taklit ve tağşiş yaptığı belirlenen işletmelerin isimlerini, ürün bilgilerini ve tespit edilen uygunsuzlukları resmi internet sitesi üzerinden yayımlıyor.</p>

<p>Vatandaşlar satın aldıkları ürünlerin listede bulunup bulunmadığını, Bakanlığın güvenilir gıda platformu üzerinden kontrol edebiliyor.</p>

<p><strong>Haberin Devamı</strong></p>

<p>Yetkililer, tüketicilerin ürün satın alırken ambalaj, son kullanma tarihi, üretici bilgisi, işletme kayıt numarası ve içerik bölümünü dikkatle incelemesini öneriyor.</p>

<p>Şüpheli ürünlerle karşılaşılması durumunda ise Alo 174 Gıda Hattı üzerinden ihbarda bulunulabileceği hatırlatılıyor.</p>

<p><strong>DENETİMLER DEVAM EDECEK</strong></p>

<p>Bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda, vatandaşların sağlığını korumaya yönelik denetimlerin ülke genelinde kesintisiz sürdürüleceği vurgulandı.</p>

<p>Gıda mevzuatına aykırı üretim yapan, ürün içeriğini değiştiren veya tüketiciyi yanıltıcı bilgiler kullanan işletmelere yönelik idari işlemlerin uygulanacağı belirtildi.</p>

<p>Taklit ve tağşiş yapan işletmelerin kamuoyuna açıklanmaya devam edeceği, gıda güvenliğini tehlikeye atan ürünlere karşı gerekli yaptırımların uygulanacağı ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/firmalar-tek-tek-ifsa-edildi-9-urunde-at-ve-esek-eti-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/07/382d276c-4e2e-4b55-a735-a5bc0ca212b3.png" type="image/jpeg" length="36595"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bolu'da kanser hastalarının hastane çilesi bitmiyor]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/boluda-kanser-hastalarinin-hastane-cilesi-bitmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/boluda-kanser-hastalarinin-hastane-cilesi-bitmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisi'nde tedavi gören kanser hastaları, bekleme alanının yetersiz olduğunu belirterek yetkililerden çözüm talep etti. Hastalar, dar ve havasız ortam nedeniyle uzun süre beklemek zorunda kaldıklarını ifade ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisi'nde tedavi gören kanser hastaları ile yakınları, bekleme alanının yetersizliği nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İddiaya göre, onkoloji servisinde tedavi sırasını bekleyen çok sayıda hasta, küçük ve havasız bekleme alanında uzun süre kalmak zorunda kalıyor. Bağışıklık sistemi zayıf olan kanser hastalarının aynı ortamda çok sayıda kişiyle temas etmek zorunda bırakıldığını belirten vatandaşlar, mevcut şartların sağlık açısından risk oluşturduğunu savundu.</p>

<p><strong>"Saatlerce havasız ortamda bekliyoruz"</strong></p>

<p>Hastalar ve hasta yakınları, özellikle yoğun günlerde bekleme alanında oturacak yer bulmakta zorlandıklarını ifade ederek, ortamın hem fiziki açıdan yetersiz hem de havalandırma bakımından uygun olmadığını öne sürdü.</p>

<p><strong>"Kanser hastalarının daha sağlıklı koşullarda beklemesi gerekiyor"</strong></p>

<p>Kanser tedavisi gören kişilerin enfeksiyonlara karşı daha hassas olduğuna dikkat çeken hasta yakınları, bekleme alanının genişletilmesini, daha iyi havalandırılmasını ve hasta yoğunluğunu azaltacak düzenlemelerin yapılmasını istedi.</p>

<p>Vatandaşlar, onkoloji servisinde yaşanan yoğunluğun giderilmesi ve hastaların daha sağlıklı koşullarda hizmet alabilmesi için yetkililerin gerekli adımları atmasını beklediklerini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Faruk Çidem</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/boluda-kanser-hastalarinin-hastane-cilesi-bitmiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/07/bolu-kanser-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="54978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserle mücadelede yeni dönem mi başlıyor? Testlerden umut veren sonuç]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/kanserle-mucadelede-yeni-donem-mi-basliyor-testlerden-umut-veren-sonuc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/kanserle-mucadelede-yeni-donem-mi-basliyor-testlerden-umut-veren-sonuc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Big News Network'ün haberine göre Rusya'da kişiselleştirilmiş melanom aşısı uygulanan ilk hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve hastalığa karşı gerekli bağışıklık yanıtının geliştiği bildirildi. Melanom aşısının önümüzdeki süreçte 10 hasta için daha hazırlanacağını ve üretimin bir ila üç ay içinde tamamlanacağını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[

<p>Kanserle mücadele eden milyonlarca insan için tarihi bir gelişme yaşandı. Rusya'da kişiselleştirilmiş melanom aşısı uygulanan hastalar üzerinde olumlu sonuçlar elde edilmesi, kanser hastalarına umut oldu.</p>

<p>Aşının geliştirilmesinde rol oynayan Gamaleya Araştırma Enstitüsü Bilimsel Direktörü Aleksandr Ginzburg, nisan ayında ilk dozu alan 60 yaşındaki evre üç melanom hastasının tedavisinin sürdüğünü belirtti.</p>

<h2></h2>

<p>Ginzburg, yapılan testlerde vücudun tümör ve metastazlarla mücadele etmek için gerekli olan aktif bileşikleri ürettiğini ve immünolojik yanıtın son derece olumlu gerçekleştiğini kaydetti.</p>

<p>Rusya Sağlık Bakanlığı geçtiğimiz yıl, ileri evre melanom için geliştiren "Neooncovac" adlı mRNA tabanlı aşı ile kolorektal kanseri hedefleyen "Oncopept" adındaki peptid ilacının kullanımına onay vermişti.</p>

<p><strong>ÜRETİM 1 İLA 3 AY İÇERİSİNDE TAMAMLANACAK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gamaleya Enstitüsü yetkilileri, kişiselleştirilmiş melanom aşısının önümüzdeki süreçte 10 hasta için daha hazırlanacağını ve üretimin bir ila üç ay içinde tamamlanacağını duyurdu.</p>

<p>Hastalığı doğrudan tedavi etmek yerine bağışıklık sistemine kanserli hücreleri tanımayı ve yok etmeyi öğretmeyi hedefleyen yöntemde, hastanın tümöründen ve sağlıklı dokusundan alınan örneklerin genetik yapısı analiz ediliyor.</p>

<p>Elde edilen veriler doğrultusunda sadece ilgili kişiye özel aşı üretimi gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Rusya Ulusal Tıbbi Radyoloji Araştırma Merkezi Başkanı Andrey Kaprin, bu teknolojinin kanser tedavisinde temelden farklı bir yaklaşım sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Öte yandan Oncopept tedavisini alan hastalarda da gerekli bağışıklık yanıtının geliştiği aktarılırken, Gamaleya Enstitüsünün pankreas, böbrek ve küçük hücreli dışı akciğer kanserlerine yönelik tedavi çalışmalarını da sürdürdüğü bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/kanserle-mucadelede-yeni-donem-mi-basliyor-testlerden-umut-veren-sonuc</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/07/ea7ff0a4-a952-4e0d-9790-1be46e6e6af6.png" type="image/jpeg" length="43756"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı Açıkladı, Sıcak Havalarda Yapılan Beslenme Hataları Bakın Nelere Sebep Oluyor]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/uzmani-acikladi-sicak-havalarda-yapilan-beslenme-hatalari-bakin-nelere-sebep-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/uzmani-acikladi-sicak-havalarda-yapilan-beslenme-hatalari-bakin-nelere-sebep-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Damla Kilerci, sıcak havalarda artan terlemeyle birlikte vücutta mineral kaybı yaşanabileceğini belirterek, yanlış beslenmenin baş dönmesi, göz kararması ve halsizliğe yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülke genelinde etkili olan yüksek hava sıcaklıkları, günlük yaşamı olumsuz etkilemeye başladı. Sıcaklardan bunalan vatandaşlar, öğünlerinde daha hafif ve serinletici yiyeceklere yöneldi. <strong>Bolu</strong>'da görev yapan diyetisyen Damla Kilerci de özellikle yaşlılar, çocuklar ve açık havada çalışanlar başta olmak üzere vatandaşlara beslenme tavsiyelerinde bulundu.<br />
<br />
<strong>"Mineral kaybı baş dönmesine yol açabiliyor"</strong><br />
Sıcak havalarda damarların genişlediğini ve terlemeyle birlikte mineral kaybının arttığını belirten Kilerci, "Sıcak havalarda çok kez gözlemlediğimiz, özellikle yaşlı bireylerle, çocuklarda sıcakların artmasıyla birlikte damar genişlemesi ve terleme oluyor. Damar genişlemesi ile birlikte minerallerimiz düşüyor, kan beyne yetersiz ulaşıyor. Bununla birlikte de baş dönmesi ve göz kararmaları ortaya çıkabiliyor. Bunun için de tabii ki suyun mineralli olması çok kıymetli, bu mineral kaybını engellemek için. Özellikle içtiğimiz suyun içerisine sade maden suyu ekleyip içmenizi tavsiye ediyorum" dedi.<br />
<br />
<strong>"Ağır beslenme halsizliğe neden oluyor"</strong><br />
Sıcak havalarda yapılan beslenme hatalarına dikkati çeken Kilerci, "Özellikle dört beslenme hatası burada gözünüze çarpıyor. İlki, duru su içmek. Dışarıda çalışan bireyseniz, çiftçi olarak çalışıyorsanız, beden gücünüzle özellikle çalışıyorsanız terlemeniz de çok fazla olacaktır. Özellikle de çok terleyen bir kişiyseniz de, düz duru suyu litrelerce içmek yine vücudunuzdaki mineral kaybını tetikleyecektir. Kahve ve çayı aslında ne kadar çok tüketirseniz, yine serinliyorum zannedersiniz ama idrarla birlikte yine vitamin ve mineral kaybına yol açabilir. Kahve ve çayın yanında su bulundurmak da gayet mantıklı olacaktır. Özellikle bu sıcaklarda çok ağır beslenirseniz, genelde kan şekerinin ani yükselmesine ve ani düşüşlerine sebebiyet verebilirsiniz. Dolayısıyla biraz daha lifli ve hafif beslenmek, daha çok yoğurtlu ve soğuk besinlerle günümüzü geçirmeye çalışmanız kıymetli oluyor. Eğer çok ağır beslenmeye devam ederseniz, vücut kanı midede topluyor ve beyin de burada biraz kansız kalmış oluyor. Dolayısıyla da yine baş dönmeleri ve halsizlikler de devam ediyor" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"Soğuk cacık ve tuzlu ayran tansiyonu dengeleyebilir"</strong><br />
Yaz aylarında su oranı yüksek sebzelerin ve yoğurtlu yiyeceklerin tüketilmesini öneren Kilerci, "Sıcak havanın doğal serumu olan, özellikle de soğuk bir cacık ve biraz da tuzlu ayran size çok iyi gelecektir. Hem tansiyonunuzu dengeleyecek, yoğurttan gelen proteinle birlikte de sizi serinletecek. Yüksek su oranına sahip sebzeler de özellikle mevsiminde çok kıymetli. Semizotu, salatalık, kabak, domates ve salatalık gibi bu besinleri de mutlaka beslenmeye dahil etmeyi unutmayın. Yazın sizi aslında ilaçlarınız değil, doğru beslenme ve bolca su tüketimi de ayakta tutacaktır" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/uzmani-acikladi-sicak-havalarda-yapilan-beslenme-hatalari-bakin-nelere-sebep-oluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/07/uzmani-acikladi-sicak-havalarda-yapilan-beslenme-hatalari-bakin-nelere-sebep-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="16177"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan Kritik Uyarı! Sünnet Öncesi Bu Muayene Yapılmazsa Büyük Sorun Yaşanabilir]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/uzmandan-kritik-uyari-sunnet-oncesi-bu-muayene-yapilmazsa-buyuk-sorun-yasanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/uzmandan-kritik-uyari-sunnet-oncesi-bu-muayene-yapilmazsa-buyuk-sorun-yasanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sünnet işlemi öncesinde mutlaka çocuk cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirme yapılması gerektiğini belirten Op. Dr. Fatma Duran, doğru zamanda ve uygun cerrahi şartlarda gerçekleştirilen sünnetin hem güvenli bir iyileşme sürecine katkı sağladığını hem de bazı doğumsal anomalilerin erken dönemde tespit edilmesine imkan tanıyabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Okulların kapanmasıyla birlikte yaz döneminde sünnet başvurularının arttığını belirten Medicana Kadıköy Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Fatma Duran, aileleri kararlarını yalnızca tatil dönemine göre vermemeleri konusunda uyardı. Toplumda basit bir uygulama olarak görülmesine rağmen sünnetin cerrahi bir işlem olduğunu vurgulayan Op. Dr. Fatma Duran, doğru zamanda ve uygun şartlarda gerçekleştirilen sünnetin çocuk sağlığı açısından önemli olduğunu ifade etti.<br />
<br />
<strong>Sünnetin zamanı çocuğa göre belirlenmeli</strong><br />
Sünnet için tüm çocuklar adına geçerli tek bir yaş aralığından söz edilemeyeceğini belirten Op. Dr. Fatma Duran, her çocuğun fiziksel gelişimi, psikolojik durumu ve sağlık şartlarının farklı olduğunu kaydederek "Sağlık açısından herhangi bir engeli bulunmayan bebeklerde yenidoğan döneminde sünnet uygulanabilir. Daha büyük çocuklarda ise yalnızca fiziksel gelişim değil, psikolojik hazırlık da göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle sünnet zamanı her çocuk için bireysel olarak planlanmalı ve karar mutlaka hekim değerlendirmesi sonrasında verilmelidir. Yaz tatili, sünnet için tek başına bir kriter değildir. Önceliğimiz her zaman çocuğun sağlığı ve doğru zamanlamadır" dedi.<br />
<br />
<strong>Sünnet öncesi muayene ihmal edilmemeli</strong><br />
Sünnet öncesinde yapılacak değerlendirmenin yalnızca işlemin planlanması açısından değil, bazı doğumsal anomalilerin erken dönemde tespit edilmesi açısından da önemli olduğunu belirten Op. Dr. Fatma Duran, her çocuğun işlem öncesinde çocuk cerrahisi uzmanı tarafından muayene edilmesi gerektiğini söyleyerek şu açıklamalarda bulundu:<br />
"Hipospadias, halk arasında 'peygamber sünneti' olarak bilinen durum, gömük penis ve bazı doğumsal penis anomalilerinde sünnet derisi sonraki cerrahi tedavilerde kullanılabiliyor. Bu nedenle bu çocuklarda erken yapılan sünnet tedavi planını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca bazı çocuklarda tıbbi değerlendirme sonucunda sünnetin ertelenmesi gerekebilir. En doğru karar, ayrıntılı muayene sonrasında verilir."<br />
<strong>Sünnet cerrahi bir işlemdir</strong><br />
Sünnetin yalnızca geleneksel bir uygulama olarak görülmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Fatma Duran, işlemin sağlık kuruluşlarında ve uygun cerrahi şartlarda yapılmasının önem taşıdığını ifade etti. Her cerrahi işlemde olduğu gibi sünnette de kanama, enfeksiyon veya yara iyileşmesiyle ilgili istenmeyen durumlar görülebileceğini belirten Op. Dr. Fatma Duran, "Bu risklerin azaltılabilmesi için işlemin steril şartlarda, uygun ağrı kontrolü sağlanarak ve çocuk cerrahisi konusunda deneyimli hekimler tarafından gerçekleştirilmesi gerekir" dedi.<br />
Op. Dr. Fatma Duran, bilimsel çalışmaların uygun hastalarda sünnetin bazı idrar yolu enfeksiyonlarının görülme riskini azaltabildiğini gösterdiğini ancak bu bilginin her çocuk için aynı yaklaşımın uygulanacağı anlamına gelmediğini de sözlerine ekledi.<br />
<br />
<strong>Yaz aylarında sünnet yaptırılabilir</strong><br />
Yaz aylarında sünnet yaptırmanın sakıncalı olduğuna ilişkin yaygın inanışın bilimsel bir dayanağı bulunmadığını belirten Op. Dr. Fatma Duran, iyileşme sürecini belirleyen en önemli unsurun mevsim değil doğru bakım olduğuna vurgu yaparak sözlerine şöyle devam etti: "Hangi mevsimde yapılırsa yapılsın hijyen kurallarına uyulması, doktorun önerdiği bakımın aksatılmaması ve kontrol muayenelerinin düzenli yapılması iyileşme sürecini olumlu etkiler. İyileşme tamamlanmadan havuz ve denize girilmemesi de enfeksiyon riskinin azaltılması açısından önemlidir."<br />
<br />
<strong>İyileşme sürecinde uyarı işaretlerine dikkat edilmeli</strong><br />
Sünnet sonrasında hafif kızarıklık, ödem ve ilk günlerde görülebilen hafif ağrının normal kabul edilebileceğini belirten Op. Dr. Fatma Duran, ailelerin beklenmeyen belirtileri göz ardı etmemesi gerektiğini söyleyerek "Kontrol altına alınamayan kanama, yüksek ateş, kötü kokulu akıntı, belirgin şişlik veya çocuğun idrar yapmakta zorlanması gibi durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bunun yanında önerilen pansumanın düzenli yapılması ve kontrol muayenelerinin aksatılmaması sağlıklı iyileşme açısından büyük önem taşır" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>Kulaktan dolma bilgiler yerine uzman görüşü alınmalı</strong><br />
Sünnet kararının çevreden duyulan bilgilerle değil, tıbbi değerlendirme doğrultusunda verilmesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Fatma Duran, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
"Çocukların fiziksel gelişimi, sağlık durumu ve varsa doğumsal farklılıkları birbirinden farklıdır. Bu nedenle sünnet kararı kişiye özel planlanmalıdır. Sünnet bir gelenek olabilir ancak uygulanışı mutlaka tıbbi kurallar çerçevesinde planlanmalıdır. Ailelerin karar vermeden önce çocuk cerrahisi uzmanına danışması hem çocuğun güvenliği hem de olası sağlık sorunlarının erken fark edilmesi açısından büyük önem taşır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/uzmandan-kritik-uyari-sunnet-oncesi-bu-muayene-yapilmazsa-buyuk-sorun-yasanabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/07/uzmandan-kritik-uyari-sunnet-oncesi-bu-muayene-yapilmazsa-buyuk-sorun-yasanabilir.jpg" type="image/jpeg" length="74022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["'Kilo veriyorum ama bacaklarım incelmiyor'" diyorsanız nedeni bu olabilir]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/kilo-veriyorum-ama-bacaklarim-incelmiyor-diyorsaniz-nedeni-bu-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/kilo-veriyorum-ama-bacaklarim-incelmiyor-diyorsaniz-nedeni-bu-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Ali Baran Budak özellikle kadınlarda sık görülen ancak çoğu zaman obeziteyle karıştırılan lipödem hastalığına dikkat çekti. Lipödem tedavisinin hastalığın evresi, klinik bulguları ve hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre planlandığını vurgulayan Prof. Dr. Budak, tedavi öncesinde yapılan ayrıntılı doku değerlendirmesinin tedavi başarısında önemli rol oynadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br />
Liv Hospital Ulus Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Baran Budak, özellikle kadınlarda sık görülen ancak çoğu zaman obeziteyle karıştırılan lipödem hastalığına dikkat çekti. Diyet ve egzersize rağmen bacaklardaki kalınlaşmanın devam etmesinin lipödemin en önemli belirtilerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Budak, erken tanı ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini söyledi.<br />
Prof. Dr. Ali Baran Budak, "Son yıllarda farkındalığı giderek artan lipödem, yalnızca estetik bir görünüm sorunu değil; ağrıya, hareket kısıtlılığına ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşe neden olabilen kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak öne çıkıyor. Özellikle kadınlarda görülen bu hastalık, çoğu zaman kilo problemi veya obezite ile karıştırıldığı için tanıda gecikmelere yol açabiliyor" dedi.<br />
<strong>"Hormonal değişimler hastalığı tetikleyebiliyor"</strong><br />
Lipödemin çoğunlukla kadınlarda görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Ali Baran Budak, "Lipödem; bacaklarda, kalçalarda ve bazı hastalarda kollarda simetrik yağ dokusu artışıyla karakterize kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Hastalık genellikle ergenlik, gebelik veya menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde ortaya çıkar ya da belirgin hale gelir. Aile öyküsünün sık görülmesi ise genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını düşündürmektedir" dedi.<br />
<strong>"Lipödem obezite değildir"</strong><br />
Prof. Dr. Budak, "Obezitede yağ dokusu tüm vücutta artarken lipödemde yağlanma belirli bölgelerde yoğunlaşır. Hastalar diyet ve düzenli egzersizle kilo vermelerine rağmen özellikle bacaklarında incelme sağlayamaz. 'Kilo veriyorum ama bacaklarım incelmiyor' şikâyeti, lipödem açısından önemli bir uyarıcı olabilir" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>"Ağrı ve kolay morarma önemli belirtiler arasında"</strong><br />
Lipödem hastalarında simetrik bacak kalınlaşması, dokunmakla ağrı, kolay morarma, gün sonunda artan ağırlık hissi, hareket sırasında rahatsızlık ve diyet ile egzersize rağmen düzelmeyen bölgesel yağlanmanın en sık görülen belirtiler arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Budak, bu yakınmaların zamanla ilerleyerek günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebileceğini söyledi.<br />
<strong>"Lipödem ile lenfödem karıştırılmamalı"</strong><br />
Prof. Dr. Budak, lipödem ile lenfödemin farklı hastalıklar olduğunun altını çizerek, "Lipödem bir yağ dokusu hastalığıdır. Lenfödem ise lenf sıvısının dokularda birikmesi sonucu gelişir. Lipödemde ayaklar genellikle etkilenmezken, lenfödemde ayak ve ayak parmaklarında da şişlik görülür. İleri evrelerde iki hastalık birlikte bulunabilir" dedi.<br />
<strong>"Tanıda ayrıntılı değerlendirme gerekiyor"</strong><br />
Lipödem tanısının ayrıntılı hasta öyküsü ve fizik muayene ile konulduğunu belirten Prof. Dr. Budak, gerekli görülen hastalarda Doppler ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılarak toplardamar hastalıkları ve diğer dolaşım bozukluklarının dışlanabildiğini ifade etti.<br />
<strong>"Tedavi kişiye özel planlanıyor"</strong><br />
Lipödem tedavisinin hastalığın evresi, klinik bulguları ve hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre planlandığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Baran Budak, tedavi öncesinde yapılan ayrıntılı doku değerlendirmesinin tedavi başarısında önemli rol oynadığını söyledi.<br />
Prof. Dr. Ali Baran Budak, şöyle devam etti: "Her hastada yağ dokusunun dağılımı, yoğunluğu ve etkilenen bölgeler farklılık gösterir. Bu nedenle tedavi öncesinde oluşturulan cilt altı doku haritalaması ve lipödem odaklarının ayrıntılı şekilde belirlenmesi, uygulanacak tedavinin doğru planlanmasını sağlar. Böylece tedavi hastanın anatomik yapısına ve hastalığın yaygınlığına göre şekillendirilir."<br />
Prof. Dr. Budak, tedavide sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli egzersiz, kompresyon tedavileri, manuel lenf drenajı, fizyoterapi uygulamaları ve ağrı yönetiminin temel yaklaşımlar olduğunu; uygun hastalarda lazer lipoliz uygulamalarının da kişiye özel planlama doğrultusunda değerlendirilebildiğini belirtti.<br />
<strong>"Tedaviyi tek bir cihaza indirgemek doğru değil"</strong><br />
Lipödem tedavisinde son yıllarda çok sayıda yeni cihaz ve yöntemin geliştirildiğini ifade eden Prof. Dr. Ali Baran Budak, tedavi seçiminde popüler uygulamalardan çok bilimsel kanıtların esas alınması gerektiğine dikkat çekti.<br />
Prof. Dr. Ali Baran Budak, "Bu alanda sürekli yeni cihazlar ve tedavi yöntemleri geliştiriliyor. Hastalar kimi zaman farklı cihazlarla çok sayıda seans uygulama görüyor ancak memnuniyet oranları kişiden kişiye değişebiliyor. Bu nedenle tedaviyi tek bir cihaz ya da tek bir yönteme indirgemek doğru bir yaklaşım değildir. Benim önceliğim, kanıta dayalı tıp çerçevesinde etkinliği bilimsel çalışmalarla desteklenmiş ve uluslararası kabul görmüş güncel tedavi yaklaşımlarını yakından takip etmektir. Gerek kullanılan teknolojiler, gerek destekleyici tedaviler, gerekse manuel uygulamalar sürekli gelişiyor. Bu değişimi yakından izleyerek her hastanın klinik bulgularına, doku yapısına ve ihtiyaçlarına uygun, kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturuyoruz" ifadelerini kullandı.<br />
Prof. Dr. Budak, lipödemde erken tanının büyük önem taşıdığını belirterek, "Özellikle diyet ve egzersize rağmen bacaklarında incelme olmayan, kolay moraran, ağrı hisseden ve gün sonunda bacaklarında belirgin ağırlık yaşayan kadınların vakit kaybetmeden değerlendirilmesi gerekir. Erken dönemde başlayan doğru tedavi, hastalığın ilerlemesini yavaşlatırken yaşam kalitesinin korunmasına da önemli katkı sağlar" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/kilo-veriyorum-ama-bacaklarim-incelmiyor-diyorsaniz-nedeni-bu-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/07/boluda-kablo-hirsizi-yakalandiss.jpg" type="image/jpeg" length="10344"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vücut geliştirmede 'steroid' uyarısı: "Kaslar Ferrari, tendonlar bisiklet freni gibi oluyor"]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/vucut-gelistirmede-steroid-uyarisi-kaslar-ferrari-tendonlar-bisiklet-freni-gibi-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/vucut-gelistirmede-steroid-uyarisi-kaslar-ferrari-tendonlar-bisiklet-freni-gibi-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu'da kuvvet ve kondisyon antrenörü Yusuf Cebeci, vücut geliştirmede kısa sürede kas yapmak için bilinçsizce kullanılan steroidlerin kalp krizinden ölüme kadar birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığı uyarısında bulundu. Cebeci, "İnsan vücudundaki kasları bir Ferrari olarak düşünürsek steroid de bu aracın yakıtı gibi oluyor. Araç çok hızlı gidiyor ancak tendonlar aynı gelişimi gösteremediği için bisiklet freni gibi yetersiz kalıyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong>Bolu</strong>'da kuvvet ve kondisyon antrenörü Yusuf Cebeci, vücut geliştirme sporunda kısa sürede kas kütlesini ve fiziksel gücü artırmak amacıyla bilinçsizce kullanılan anabolik-androjenik steroidlerin tendon yırtılmalarından hormonal bozukluklara, kalp rahatsızlıklarından ölüme kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Cebeci, özellikle spor salonlarında uzman kontrolü dışında kullanılan steroidlerin gençlerin hayatını tehdit ettiğini söyledi.<br />
<br />
<strong>"Kaslar güçlenirken, tendon yapısı zayıf kalıyor"</strong><br />
Steroid kullanımının mutlaka uzman hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Cebeci, "Uzman bir doktor, basit bir hastalık için bile ilaç yazarken kişiyi tanıyor ve gerekli tetkiklerin sonuçlarına göre hareket ediyor. Ancak spor salonlarında bazı bilinçsiz antrenörler, insanları kısa sürede geliştirerek hızlı bir kuvvet adaptasyonuyla iyi bir fiziğe ulaştırmayı amaçlıyor. Burada herhangi bir uzmanlık söz konusu olmadığı için ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. İnsan vücudundaki kasları bir Ferrari olarak düşünürsek steroid de bu aracın yakıtı gibi oluyor. Araç çok hızlı gidiyor ancak tendonlar aynı gelişimi gösteremediği için bisiklet freni gibi yetersiz kalıyor. Dışarıdan bakıldığında kaslı, hacimli ve çok güçlü görünen kişilerde tendon yapısının zayıf kalması nedeniyle ani sakatlıklar meydana gelebiliyor. Özellikle biseps yırtılmalarını çok sık görebiliyoruz" dedi.<br />
<br />
<strong>"Bilinçsiz doz kullanımı kalp krizine neden olabilir"</strong><br />
Steroidlerin bazı hastalıkların tedavisinde doktor kontrolünde kullanılabildiğini ancak sağlıklı bireylerde kontrolsüz kullanımın hayati risk oluşturduğunu dile getiren Cebeci, "Baş ağrısı için kullanılan bir ağrı kesicinin bile miligramı önemliyken bazı antrenörler, kişiyi kısa sürede çok kaslı hâle getirmek amacıyla steroid dozlarını bilinçsizce belirliyor. Steroidler, normal şartlarda bazı hastalıkların tedavisinde kullanılabiliyor. Ancak sağlıklı bir bireye steroid verildiğinde ve dozaj doğru şekilde ayarlanmadığında bu kullanım ölümle sonuçlanabiliyor. İlk belirtiler arasında kalp çarpıntısı yer alıyor. Son dönemlerde spor salonlarında insanların bir anda yere yığıldığını ve ardından kalp krizi geçirdiğinin öğrenildiğini görüyoruz. Steroid maddeleri kalp kasını çok fazla yoruyor, kalpte tahribata neden oluyor ve ölüm riskini artırıyor. Vücuda gereğinden fazla alınan her maddenin dozu ölümcül sonuçlara yol açabilir" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Sosyal medyadaki görüntüler gençleri steroid kullanımına yönlendiriyor"</strong><br />
Sosyal medyada paylaşılan kaslı vücut görüntülerinin özellikle gençlerde hızlı fiziksel gelişim isteğine neden olduğunu belirten Cebeci, "Spor salonlarının soyunma odalarında bilinçsiz steroid kullanımıyla karşılaşılabiliyor. Özellikle gençler, sosyal medya platformlarında beğendikleri fiziklere sahip kişilere bunu nasıl başardıklarını soruyor. Bazı kişiler de kullandıkları steroid maddelerini söylüyor. Bunun ardından yasaklı maddelerin el altından temin edilmesi ve kontrolsüz şekilde kullanılması ölümle sonuçlanabiliyor. İnsanların gittikleri spor salonundaki antrenörün yalnızca kollarına veya vücuduna bakmaması gerekiyor. Antrenörün hangi eğitimleri aldığı ve mesleki yeterliliğinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı. Bir sonuç ne kadar hızlı ve kolay elde ediliyorsa bunun sağlık üzerindeki olumsuz etkileri de o kadar fazla olabilir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Steroidler hormon dengesini bozuyor"</strong><br />
Steroid kullanımının kadın ve erkeklerde hormonal değişikliklere yol açabileceğini ifade eden Cebeci, "Steroidler hormonal dengeyi bozuyor. Erkeklerde östrojen hormonunun artmasına bağlı olarak kadınsal özellikler, kadınlarda ise testosteron etkisiyle erkeksel özellikler ortaya çıkabiliyor. Burada östrojen ve testosteron hormonları arasındaki dengesizlikten söz edebiliriz. Steroid maddeleri, vücuttaki hormon dengesini bozarak kısa sürede önemli bir fiziksel gelişim sağlıyor. Ancak bu gelişimin fizyolojik etkilerine bakıldığında vücudun çok kısa zamanda tahribata uğradığı görülüyor. Bilinçsiz doz kullanımı nedeniyle vücut daha erken yaşta yoruluyor, daha hızlı yaşlanıyor ve özellikle kalp ciddi şekilde etkileniyor. Steroidlerin bilinçsiz kullanımına bağlı ölümlerde en sık karşılaşılan nedenlerden biri kalp krizidir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="1980" src="https://bolutakipcom.teimg.com/bolutakip-com/uploads/2026/07/a-w748158-04.jpg" width="3520" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/vucut-gelistirmede-steroid-uyarisi-kaslar-ferrari-tendonlar-bisiklet-freni-gibi-oluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/07/vucut-gelistirmede-steroid-uyarisi-kaslar-ferrari-tendonlar-bisiklet-freni-gibi-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="84147"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bırakıp kurtulmak isteyenlere devletten ücretsiz ilaç]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/birakip-kurtulmak-isteyenlere-devletten-ucretsiz-ilac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/birakip-kurtulmak-isteyenlere-devletten-ucretsiz-ilac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigarayı bırakma tedavisi alan hastalara yönelik ilaç desteğine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre sigara bırakma tedavisi gören 1 milyon kişiye sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ilaç desteği sağlanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[

<p>Tütün bağımlılığı ile mücadele hız kesmeden devam ediyor. Sigaraya olan karşıtlığı ile bilinen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan bu kapsamda yeni bir kararname geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SİGARAYI BIRAKMAK İSTEYEN 1 MİLYON KİŞİYE İLAÇ DESTEĞİ</h2>

<p>Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara yönelik ilaç desteğini içeren Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Karara göre, sigarayı bırakma tedavisi gören en fazla 1 milyon hasta, Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilen ilaçlardan faydalanabilecek.</p>

<h2>SOSYAL GÜVENCE ŞARTI ARANMIYOR</h2>

<p>Söz konusu 1 milyon kişinin sosyal güvencesi bulunup bulunmadığına bakılmayacak.</p>

<p>Hastalar, söz konusu ilaçlardan tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri aracılığıyla faydalanacak.</p>

<p>Karar hükümlerini Sağlık Bakanı yürütecek.</p>

<h2>ÜCRETSİZ OLACAK İLAÇLAR</h2>

<p>Düzenleme ile birlikte hastalar, Nikotin Replasman Preparatları ile Bupropion HCl, Vareniklin ve Sitizin içerikli ilaçlardan, tütün bağımlılığı tedavi ve eğitim birimleri aracılığıyla yararlanırken 4736 sayılı Kanun'un ilgili hükmünden muaf tutulacak.</p>

<h2>YAKLAŞIK 20 MİLYON KİŞİ SİGARA KULLANIYOR</h2>

<p>Türkiye'de güncel verilere göre yaklaşık 15 ila 19 milyon kişi sigara kullanmakta.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı'nın 2026 yılı açıklamalarına göre ülkede her 3 kişiden biri sigara tüketiyor.</p>

<p>Ayrıca Türkiye, yıllık tütün tüketimi ve kişi başına düşen günlük sigara adedi verilerinde dünya genelinde en ön sıralarda yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/birakip-kurtulmak-isteyenlere-devletten-ucretsiz-ilac</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/07/asdas-45.jpg" type="image/jpeg" length="94286"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bolu'da muayene ücretlerine zam]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/boluda-muayene-ucretlerine-zam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/boluda-muayene-ucretlerine-zam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), milyonlarca vatandaşı ilgilendiren Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) önemli değişikliklere gitti. Resmî Gazete'de yayımlanan düzenlemeyle kamu ve özel sağlık kuruluşlarında uygulanan muayene katılım payları ciddi oranda artırıldı. Yeni ücretler Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>En dikkat çeken artış kamu hastanelerinde yaşandı. Daha önce devlet hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastanelerinde 26 TL olarak uygulanan muayene katılım payı, yeni düzenlemeyle 90 TL'ye yükseltildi. Bu artış yaklaşık %246 oranında zam anlamına geliyor. Özel hastaneler ile vakıf üniversitesi hastanelerinde uygulanan muayene katılım payı ise 60 TL'den 100 TL'ye çıkarıldı. Böylece özel hastanelerde vatandaşın ödeyeceği katılım payı yaklaşık %67 oranında arttı.</p>

<p>Eski ve yeni ücretler karşılaştırması</p>

<p>Sağlık Kuruluşu                                                      Eski Ücret               Yeni Ücret</p>

<p>İkinci basamak resmi sağlık kuruluşları            26 TL                        50 TL</p>

<p>Eğitim ve Araştırma Hastaneleri                        26 TL                       90 TL</p>

<p>Üçüncü basamak devlet hastaneleri                26 TL                       90 TL</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Devlet üniversitesi hastaneleri                         26 TL                          90 TL</p>

<p>Vakıf üniversitesi hastaneleri                           60 TL                          100 TL</p>

<p>Özel hastaneler                                                     60 TL                          100 TL</p>

<p>Aile Sağlığı Merkezleri                                        Ücretsiz                        Ücretsiz</p>

<p>Aile hekimlerinde ücret alınmayacak</p>

<p>Yeni düzenlemeyle aile sağlığı merkezleri ve benzeri birinci basamak sağlık kuruluşlarında hekim ve diş hekimi muayenelerinden katılım payı alınmaması uygulaması devam edecek. Ayrıca aile hekiminin sevkiyle üst basamak sağlık kuruluşlarına başvuran vatandaşlar, belirlenen katılım payını yüzde 50 indirimli ödeyecek.</p>

<p>Tebliğde yer alan bir diğer değişiklik ise süre uygulamasında yapıldı. Daha önce 5 gün olarak uygulanan değerlendirme süresi 30 güne çıkarıldı. Ancak bu değişiklik, aynı uzmanlık dalında 10 gün içinde sevksiz olarak farklı bir sağlık kuruluşuna yapılan başvurularda uygulanan ilave katılım payı kuralını değiştirmiyor. Düzenlemenin teknik ayrıntılarının SGK tarafından açıklanması bekleniyor.</p>

<p>SGK'nın yaptığı düzenleme, devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri ve özel hastanelerde muayene olan milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyecek. Özellikle kamu hastanelerindeki katılım payının 26 TL'den 90 TL'ye yükseltilmesi, yeni düzenlemenin en dikkat çeken değişikliklerinden biri olarak öne çıktı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berfin MUTLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/boluda-muayene-ucretlerine-zam</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/07/xzcz-7.jpg" type="image/jpeg" length="23278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz gıda takviyesine dikkat: "4 yaşındaki hastam ciddi bir yoğum bakım süreci yaşadı"]]></title>
      <link>https://www.bolutakip.com/bilincsiz-gida-takviyesine-dikkat-4-yasindaki-hastam-ciddi-bir-yogum-bakim-sureci-yasadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bolutakip.com/bilincsiz-gida-takviyesine-dikkat-4-yasindaki-hastam-ciddi-bir-yogum-bakim-sureci-yasadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda bilinçsiz takviye kullanımına yönelik konuşan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysu Özge Yönetci Pekuz, "Omega-3, D vitamini, Afrika sardunyası, ekinezya ya da kara mürver gibi ekstrelerin kullanımı çok yaygın. Nöbeti tetikleyebilir, bazen karaciğer, böbrek yetmezliğine, nakile kadar gidebilir. Bazı preparatlar erken ergenliği tetikliyor, birkaç kız hastamda çok küçük yaşta meme oluşumu olmuştu. 4 yaşındaki bir hastam, kara mürver ekstresini biraz da toksik dozda kullanmıştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uzmanlar, özellikle Covid-19 pandemisinden sonra vitamin ve gıda takviyelerine yönelik ilginin arttığını, ailelerin çocuklarda ise "Hasta olmasın, daha sağlıklı olsun" düşüncesiyle ürünleri kullanabildiğini ifade ediyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzman Dr. Aysu Özge Yönetci Pekuz da bağışıklığı güçlendirmek, büyümeyi desteklemek gibi amaçlarla alınan ürünlerin hekim tavsiyesi dışında kullanılmaması gerektiğini belirtti. Yönetci Pekuz, kontrolsüz kullanımlarda yaşanabilecek olumsuzlara ilişkin konuşurken bir hastasının yaşadığı zorlu süreci anlattı.<br />
<br />
<strong>"Doktor önerisi olmadan kullanmanın yarardan çok zararı var"</strong><br />
Çeşitli ürünlerin takviye olarak kullanılması hakkında konuşan Uzman Dr. Yönetci Pekuz, "Özellikle Covid-19 pandemisinden sonra sağlık kaygısının artması nedeniyle 2020-2025 yılları arasında dünyadaki verilere göre gıda takviyesi kullanımı çocuk yaş grubunda yüzde 46 artmış. Kesinlikle doktor önerisi olmadan, bilinçsiz bir şekilde gıda takviyesi kullanmanın yarardan çok zararı var. Özellikle 0-2 yaş grubunda bazı gıda takviyeleri rutin olarak profilaksi (hastalıkları önlemek amacıyla alınan tedbirlerin bütünü) de kullanılıyor. Özellikle 0-1 yaş arasında belli dozlarda D vitamini kullanıyoruz. 4'ncü aydan sonra ise profilaksi dozunda demir kullanıyoruz. Omega-3, D vitaminin bilinçsiz, farklı kullanımı, çeşitli Afrika sardunyası, ekinezya ya da farklı preparatlar içeren kara mürver ekstresi gibi ekstrelerin kullanımı çok yaygın" dedi.<br />
<br />
<strong>"Bitkisel demek asla zarar vermez demek değil"</strong><br />
‘Buradaki inanış; bitkiselse zararsızdır' diyerek sözlerine devam eden Yönetci Pekuz, "İlaçların birçoğu da bitkilerden elde edilir. Bitkisel, doğal içerik demek asla zarar vermez demek değildir. Buna mutlaka dikkat etmek gerekiyor. Bunlar bazı çocuklarda nöbeti tetikleyebilir, karaciğer enzimlerini yükseltebilir ve hatta bazen karaciğer, böbrek yetmezliğine, nakile kadar gidebilir. Mutlaka hekim önerisiyle, gerekliyse, eksiklik varsa kullanmak gerekiyor. Kreş başlama dönemlerinde de ‘Çocuğumun bağışıklığı güçlü olsun' diye takviye kullanımı çok yaygın. Bununla ilgili çok geniş bir çalışma yapılmış; herhangi bir bağışıklık güçlendirici ya da vitamin takviyesi kullanımının sık hastalanma üzerine herhangi bir etkisi yok. Eğer eksiklik varsa mutlaka yerine konmalı. Eksiklik yoksa gereksiz kullanımı hem karaciğer, böbrek hem de vücudumuzun diğer sistemleri üzerine ciddi anlamda toksik etkiler oluşturabilir" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"4 yaşında bir çocuğu yoğun bakımda takip ettik"</strong><br />
Kişilerin çevresinden duyduğu kullanımları çocuklarında uygulamadan önce hekim görüşü alması gerektiğini aktaran Yönetci Pekuz, sözlerine şöyle devam etti:<br />
"Arkadaşımın çocuğuna iyi gelmişti, alayım' hikayesi, eskiden beri ülkemizde çok yaygın. Hastalarımda çok karşılaşıyorum. Özellikle bazı preparatlar erken ergenliği tetikliyor. Birkaç kız hastamda çok küçük yaşta meme oluşumu olmuştu. Bir hastam da ciddi bir yoğun bakım süreci yaşamak zorunda kaldı. 4 yaşında bir çocuktu, biraz fazla dozda kullanılmıştı. Yoğun bakım süreciyle takip ettik, karaciğer enzimleri yükselmişti. Kara mürver ekstratı kullanmıştı, biraz da toksik dozda kullanmıştı. Buradaki en büyük handikaplardan biri; bu gıda takviyelerinin çoğunun toksik dozunu ya da güvenli doz aralığını bilmiyoruz. Tezgah üstü ilaçların, vitamin, mineral takviyelerini kullanırken çok dikkatli olmak gerekiyor."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İha</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.bolutakip.com/bilincsiz-gida-takviyesine-dikkat-4-yasindaki-hastam-ciddi-bir-yogum-bakim-sureci-yasadi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bolutakipcom.teimg.com/crop/1280x720/bolutakip-com/uploads/2026/06/bilincsiz-gida-takviyesine-dikkat-4-yasindaki-hastam-ciddi-bir-yogum-bakim-sureci-yasadi.png" type="image/jpeg" length="36973"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
