Bayram Tatili 2… Antalya’nın Batısı

    Hasan PERÇİN

    13 Eylül 2018

     

    Denizin, kumsalın, doğanın eşsiz güzellikte olduğu, tarihi kentlerle dolu Antalya’nın batısındayız.

    Bahsedeceğim yerler yeryüzünde demokrasiyi ilk uygulayan Likya toprakları…

    En büyük şehirleri olan Phaselis, Olympos, Myra (Demre) ve Patara’nın çoğunlukla, diğerlerinin nüfusuna göre daha az temsilciyle katıldığı, kararların oy birliği ile alındığı, her sene liderliğin değiştiği Likya medeniyeti ve bu medeniyetin bıraktıkları…

    Kemer…

    Antalya’dan erken saatlerde ayrılıp 2 gün kalacağımız Akdeniz’in inicisine gidiyoruz.

    Kemer’e küçük Moskova diyorlar, Moskovalı Rusların yoğunlukta olduğu ilçede Arap rüzgârı da kendini hissettirmeye başlamış fakat bir Alanya Antalya kadar değil.

    Kemer, sahili boyunca büyük otellerle dolu, sonunda bulunan Ayışığı koyu ve tesisleri bizim uğrak yerimiz, doğudaki uzun plaj ve açık denizin aksine batıdaki koylarda deniz hem dalgasız hem berrak hem de sıcak. Yüzmek vazgeçilemez eyleminiz oluyor.

    Ayışında kafe ve havuzların olduğu ağaçlık alanın hemen önü plaj. Şezlonglar deriden, şemsiyeler de dondurma markası değil. Lüks ve konfor harika denizi ile birleşince tatilin keyfi başlıyor.

    Geçen sene Ankaralıların çalıştırdığı mekân el değiştirmiş, Azeri yatırımcı devralıp yenilikler yapmış. Azeri personel ilgi alakasını eksik etmiyor. Çevre temiz ve elit turist dolu, gezmeyi sevmesek tek tercih edeceğimiz yer ve deniz burası olurdu.

    Çıralı…

    Olympos dağlarının denizle buluştuğu kasabalardan. Denizi dalgasız ve berrak. Caretta kaplumbağaları yumurtlamak için geldiğinden ünlü plajına şezlong ve şemsiye koymuyorlar, aralıklarla tel kafes içinde Caretta yumurtası uyarısı. Üzerlerinde ne zaman yumurtladığı ve tahmini çıkış günü yazıyor.

    Ziyaretçiler ellerinde telefon yavru Carettaların denize yolculuğunu bekliyor. Küçük çarşısı akşamları çok canlı. Bahçeler portakal, nar ve limon ağaçları ile dolu. Sit alanı olduğundan Çok katlı yapılara izin verilmiyor. Küçük, samimi, sıcak bir Akdeniz kasabası görünümünde, biz de dâhil insanlar burada olmaktan mutlular.

    Olympos…

    Kendine özel mistik havasını gelir gelmez hissediyorsunuz. Bu bölgede şehirler denize dökülen ırmakların etrafında kurulmuş ve hemen hepsi yaz aylarında kuruyor. Konaklama yerleri, dükkânları, kafe restoranları hep ahşap yapı. Uzun çarşısında geceleri yürümek büyük keyif veriyor, kavun içinde sunulan dondurması meşhur.

    Gündüzü kadar gecesi de rağbet gören plajına yaklaşık 1 km yürüyerek ve milli park gişesinden geçerek gidebiliyorsunuz. (veya Çıralı sahilinden de geçilebiliyor)

    O 1 km yürüyüş tamamen tarihte yolculuk. Likya medeniyetinin en şaşalı olduğu dönemlerden kalan yapıları izleyerek/okuyarak plaja yürüyorsunuz. Denizden gelecek tehlikelere karşı Şehri öyle planlamışlar ki denizden gelen biri şehrin girişini göremiyor. Girişi derenin denize döküldüğü dar bir yerden, sonra binlerce kişinin yaşadığı koca bir şehir karşınıza çıkıyor.

    Büyük kayaların koruduğu zamanın en medeni şehrini keşke canlı gözlerle görebilseydik. Biraz hayal gücü sizi o dönemlere getirmeye yetiyor. Ünlü müzik gruplarının konserler verdiği Olympos, 24 saat yaşayan harika bir belde.

    Adrasan…

    İşte bizim favorimiz, ismini ilk duyduğumda garipsemiştim, Kombasan, Roketsan, Aselsan gibi gelmişti.

    Adrasan büyük bir koy, denizi havuz gibi ve diğer yerden en büyük artısı esiyor olması. Öğleye kadar denizden karaya, öğleden soran karadan denize esen rüzgâr sahilinde suyu çarşaf gibi yapıyor. Bölgenin günlük tekne turları buradan kalkıyor. Koyun denize uzanan eteklerinde de küçük koyları var, sessiz ve sakinliği tercih edenler çadırlarını kurup kalıyorlar.

    Sit alanı olduğundan yapılar tek katlı, esnafı yerel halktan. Adrasan köyü sahilin 5 km içerisinde bulunuyor. Geçen sene tanışıp dostluk kurduğumuz aileye Bolu’dan patates getirmiştim, ikramın altında kalmayan Yörük köylüsü dostlarımızda bize el sıkması zeytinyağı, el sıkması nar suyu, ev yapımı keçiboynuzu pekmezi ikram ettiler.

    Akşam yemeğini beraber yedik, bayram dolayısı ile ziyarete gelen Yörük köylüleri ile masamız git gide büyüdü, yemeklerden ziyade ettiğimiz sohbetin tadı hala damağımızda.

    Her gelen geceyi kendilerinde geçirmemizi teklif etti, hatta kimi cazip gelsin diye evlerinde klima olduğunu bile söyledi. Kalbi temiz eli öpülesi Anadolu’nun Yörük halkı.

    Hiç çekinmeyin birinin kapısını çalın, unuttuğumuz misafirperverliği ve sıcakkanlılığı mutlaka göreceksiniz.

    Korsan koyu…

    Adrasan’ın hemen yanı başı Karaöz kasabasında olan koy muhteşem bir yer. Zamanında korsanların saklanmak için kullandığı yermiş. Jack Sparov’un kara incisini koy, denizden donanma geçir görmeleri mümkün değil.

    Kayaların arasında denize açılan havuz diyebilirim. Günübirlikçiler ve ülkenin dört bir yerinden gelenler çadırlarını kurarak bu güzelliğin ve denizinin tadını çıkartıyor. Bizde çadırımızı kurup yerimizi aldık.

    Gündüz boyunca denizin tadını çıkarırken gece kayaların üzerinden mehtaba karşı demlediğimiz çay eşliğinde günlük umursamadığımız olayların mana âlemindeki karşılığını bulmaya çalıştık.

    Gelidonya feneri…

    Gün batımını izlemek için korsan koyundan tarihi antik Likya yolunu takip ederek 2km ilerledik. 2 km sonra aracımızı bırakıp patika yoldan 2 km tırmalanarak fenere vardık.

    2 değil 12 km patika yürümek gerekse bile buna değer, çünkü fenerin manzarası dünyada tescillenmiş en güzel manzaralardan biri. Denizden 230 mt yüksekte, hemen önünde ki üç adanın sağı Ege denizi solu Akdeniz. Eşimle burada 2. Gün batımı izleyişimiz oldu. Gün doğumu ve batımını buradan izlemek tarifsiz. Yolunuz düşerse üşenmeyin çıkın derim.

    Ve tatil bitti, inanın her günü farklı bir yerde olan tatilimiz bize okuduğunuz bu satırlardan daha kısa geldi.

    Seneye Likya topraklarının kalan kısmı (Finike-Demre-Kaş-Kalkan) ziyareti düşünüyoruz. Nasip olursa geldiğimizde yine paylaşırız.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!
    Yorum yazın
    Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız. GİRİŞ YAP
    • İmlası çok bozuk, büyük harfle yazılan,
    • Habere değil yorumculara yönelik,
    • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
    • Çok kısa ve konuyu zenginleştirmeyen yorumlar
    • KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
    • Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.
    Yazarin diğer yazıları
    Bolu'nun Rwitter Günlüğü
    Tüm Twitter Günlüğünü göster

    Sizden Gelenler
    Site içi arama
    Cumhuriyet Caddesi İnci İş Merkezi No:32   Tel: 0 374 217 82 85   Faks: 0 374 217 82 95
    0.50977778434753