Renato Arapi’den çarpıcı açıklamalar

    14 Şubat 2018

    Defansın tecrübeli kramponu Renato Arabi den Çarpıcı açıklamalar. Kendi hayatını ve futbola nasıl başladığını anlatan tecrübeli defans oyuncusu Boluspor ile ilgili düşüncelerini kulübün resmi yayın organı Boluspor dergisine açıkladı

    Arnavutluk’un Durres kentinde 28 Eylül 1986’da dünyaya gelmiş. Futbolla aslında 4-5 yaşlarında tanışmış, 2003-2004 yıllarında profesyonelliğe adım atan Arapi, Arnavutluk Milli Takımı’na kadar yükselen başarılı bir futbol hayatı olmuş. Boluspor’da 2 sezondur defansta 3 numaralı forma giyen Renato Arapi’nin hayalleri arasında, kırmızı-beyazlı forma ile Süper Lig’de de mücadele edebilme arzusu bulunmakta.

     

    İtalya’da yaşayan ablası ve Belçika’da yaşayan bir abisi olan Arapi’nin 2 kız çocuğu var, küçük kardeş 2017 Ekim ayından dünyaya geldi.  Spor üzerine üniversitede eğitimine de devam eden Renato, Türkiye’de bulunduğundan, son sınavlara girip de henüz diplomasını alamamış. Ancak Arnavutluk’a döndüğünde üniversite eğitimini tamamlayarak diplomasını alacağını belirtiyor. İleride lisans alarak hocalık yapma durumu olduğunda ise üniversiteyi mutlak bitirmesi gerektiğini söylüyor.

    Türkiye’ye geçen sene geldim, ancak geliş sürecim biraz sıkıntılıydı. Buraya geldim ve burada olmaktan mutluyum, ailem mutlu, hepimiz burada olduğumuz için mutluyuz. Futbola 4-5 yaşlarında ilgi duymaya başlamıştım çünkü abim de futbolcuydu benim. Babamla hep abimin idmanlarını izlemeye giderdik. Abim takımıyla çalışırken ben de kenarda sürekli toplarla oynardım. Abimin hocası da benimle ilgilenmeye başlamıştı. Asıl 7 yaşıma geldiğimde, benden büyük bir arkadaşımın beni de idmanlara götürmeye başlamasıyla futbolla gerçek anlamda tanışmış oldum. Annem o zamanlar çok peşimden koşturmuştur, çünkü genellikle okulu çok asıp futbol oynamak için devamsızlık yapıyordum. Okuldan kaçar, futbol topunun peşinden koşardım.

     

    14-15 YAŞIMDA MİLLİ OLDUM

    15-16 yaşlarımda milli takımlara çağrılmıştım, idmanları Arnavutluk’un başkenti Tiran’da yapardık, Dinamo Tiran’ın tesislerinde. O zamanlar Dinamo Tiran çok iyi bir takımdı, o dönemin popüler takımlarındandı. İlk adımımı oraya atmış oldum, milli takıma davet edilmemle beraber. İlk profesyonelliğim de Dinamo Tiran ile başlamıştı. Ancak çok gençtim ve böyle popüler bir takımda oynamam çok zordu, orada oynayan futbolcular çok yetenekli ve kariyerli oyunculardı. Alt ligden bir takım olan Besa takımına kiralık olarak gittim. Orada oynarken Arnavutluk kupasını da kazanarak takımımız üst lige yükseldi. Ben de o arada U21 milli takımında da oynamaya devam ettim. U21 milli takımında oynarken Danimarka’dan gelen bazı hocalar beni izleyip beğenmişler, devamında da Danimarka’ya bir transferim oldu. Oraya gittiğimde ocak ayıydı, ara transfer döneminde gittiğim takımda tekrar bir üst lige çıktık. Silkeborg takımıydı, Danimarka’nın, 4 yıllık bir kontrat imzalamıştık fakat orada 2 sene kalabildim, onlar beni istemediğinden değil, biraz ailevi nedenler yüzünden, babamın sağlığı ile ilgili sıkıntılar olmuştu, geri dönmem gerekti. Danimarka’da oynadığım süreçte şimdiki eşimle daha evli değildik, yabancı olduğumuzdan oturma izinleri üzerine sıkıntılar da yaşıyorduk zaten, o da bahane oldu dönmeme.

     

    6 SENE İSKENDERBEY’DE 6 ŞAMPİYONLUK

    Tekrar Besa takımına geri döndüm ve takımımız o sene ligi ikinci bitirdi ve kupayı tekrar aldı. Besa’daki kontratımın bitmesiyle beraber İskenderbey (KF Skenderbeu) ve Flamontary takımlarından transfer teklifleri aldım. İskenderbey takımında kariyerim hep yukarı doğru ilerledi, çok güzel ve çok özel bir ekiptik. Başkanından en alt çalışanına kadar süper bir ekiptik, başkan da zaten çok başarılı bir işadamıydı. Arnavutluk’ta önemli bir şahsiyetti. 6 sene İskenderbey’de oynadım ve 6 sene üst üste şampiyonluk yaşadım orada. Her sene de Şampiyonlar Ligi veya Avrupa Şampiyonası’nda oynadık, grupları defalarca oynadık. İskenderbey’deki performansımla da Arnavutluk A Milli Takımı’na kadar yükseldim. İskenderbey takımında oynarken bir ara 3 aylık bir sakatlık dönemim oldu, beni sahalardan uzunca süre uzak tutan bir sakatlıktı, geri dönüşümde bir hamle yapabilir miyim diye düşünmeye başlamıştım, 2 sene daha oynadım sonra da Tiran’a transfer oldum. Dinamo Tiran’a transfer olmamdaki en büyük neden ise hem aileme daha yakın olabilmek hem de okuluma devam edebilmek için yaptığım bir tercihti. Tiran’dayken de Türkiye’den bir teklif geldi ve daha sonrasını biliyorsunuz, Türkiye ve Boluspor maceram başlamış oldu.

     

    BOLUSPOR’UN KADRO YAPISI BU LİG ÜZERİNDE

    Boluspor’da geçen sezon 4. Olarak tamamlayıp play-of’lara kalmamız ve orada elenmemiz bu seneki hedefimizin daha da yükselmesine neden oldu. Transferlere baktığınız zaman da bu oyuncular bunu karşılar mı, evet karşılar kalitede ve zengin bir kadromuz var. Sezona kötü başladık ancak ilerleyen süreçte takımımızın hoca değişikliğiyle birlikte performansı da çok iyi gelişti. Ne oldu ben de bilemiyorum ama sihirli bir değnek değmiş gibi tekrardan takımımız gerçek kimliğine kavuşarak iddialı bir konuma geldi. Eski ritmimize kavuştuk, hatta son 7-8 maçımıza bakarsanız sanki şampiyon olacakmışız gibi bir takım havasını görürsünüz zaten. Aldığımız sonuçlar da bunu yansıtıyor.

    Boluspor’da kurulan kadro bu lig üzerinde kurulan güçlü bir kadro, çok iyi bir takım olduk, bu yapılanmada kulübün ilerleyen süreçteki düşünceleri mutlak oluşmaktadır. Bu kadro yapılırken buraya harcanan para oldukça fazladır, hepimiz bunun farkındayız. Burada mutlaka bir sponsor desteği de geliyordur diye düşünüyorum. Benim niyetim ve isteğim Bolu’da kalmak ama yönetim ne düşünür, nasıl bir yapılanma fikrinderdir, sezon sonu bu argümanlar belirleyici olacaktır. Ben Boluspor’da kalmak isterim ve bu takımla Süper Lig’e çıkmak arzusundayım.

     

    AİLE ORTAMINDA YAŞIYORUZ

    Bolu havasına zıt olarak çok sıcak insanların olduğu, çok güzel bir şehir. Samimi ve sıcak kanlı bir şehir. Burada sadece futbolcu arkadaşlarım değil, futbol dışında da görüştüğüm bir arkadaş çevrem oluştu. Bu da beni evimdeymiş gibi hissettiriyor. Boluspor takım olarak da tam bir aile atmosferinin içinde bulunuyor. Biz başarılıysak zaten bu takımın aile olabildiğinin neticesindedir. Takımımız iyi karakterli, düzgün, iyi niyetli futbolculardan oluşmuş bir takım, hepimiz bu seviyede çalışmalarımızı sürdürüp başarılı olacağımıza inanıyor ve sezon sonunda da bu çalışmaların semeresini alacağımıza inanıyoruz.

    Boluspor çok uzun yıllar başarılı olmuş, ancak çok uzun senelerden beri de Süper Lig’e hasret kalmış. Gittiğim her takımda bir üst lige çıkma başarısını ve şansını yaşadım. Geçen sene bu duyguyu play-of’larda da hissettim ve halen aynı duyguyu yaşıyorum. Ben yine de bu başarıyı yakalayacağımıza inanıyorum.

     

    YERE SAĞLAM BASMALIYIZ

    Taraftarlarımıza her zaman teşekkür ediyorum, kötü günlerimizde de bizlere olan desteklerini asla kesmediler. Bizler başarılı sonuçlar aldıkça bu taraftar sayımızın daha da artacağına inanıyorum ve desteklerini 90 dakika boyunca statta vereceklerini biliyorum. Bizlerin ayaklarımızın yere sağlam basması gerekiyor. Hem futbolcu arkadaşlarıma, kardeşlerime, hem de taraftarlarımıza bunu söylemeliyim. Henüz bir şey kazanmadık, maç maç oynayacağız, azimle ve aynı hırsla, arzuyla ve hep birlikte bunu başaracağız. Hepimizin ayakları yere basar, olgunca davranırsak daha iyi olur diye düşünüyorum. Futbol garip bir oyundur, en tepedeyim diye kendinizi zannettiğiniz anda, kendinizi yerde bulursunuz. O yüzden biz futbolcular, taraftarlar, kulüp hepimiz bu işin ciddiyetini asla elden bırakmadan sonuna dek gitmemiz lazım. Özellikle de bu ligin karakteri açısından böyle olmamız lazım. Asla gevşemeden ve ciddiyeti elden bırakmadan mücadele etmemiz lazım.

     

    MÜSLÜMANIM, ALLAH’A DUA EDERİM

    Ekstra bir inandığım uğurum, inandığım bir rakam filan yok. Ben Müslümanım, sadece de Allah’a inanırım, ihtiyacım olduğunda Allahıma dua ederim, o benim ufkumu açar. Futbolculuk yaşamım bittiği zamanda yine de futbol içinde olacağım. Bu hocalık olmayabilir, ancak ülkemde federasyonda bir görev alma veya bir kulübün yönetiminde bulunma fikirlerim var. Kim bilir belki Türkiye’de de kalabilirim, burası da bizim vatanımız, Müslümanız, biraz daha Türkçe öğrenmem gerekiyor.

     

    GENÇ FUTBOLCU KARDEŞLERİME MESAJLARIM

    Genç kardeşlerime de mesajım şu olacak; futbol saha içi ve saha dışı olarak düşünülmeli. Tutkulu olan genç kardeşlerimiz akıllarını kullanarak bu işi meslekleri olarak görmeliler. Sonuç olarak hiçbir şey yoktan var olmuyor. Çok çalışmak, azmetmek, yılmamak, özellikle genç yaşlarda çok çalışırsanız, ne kadar yetenekli olduğunuzun önemi yok, mutlaka başarırsınız. Sadece antrenörle antrenmanlarda değil, antrenman öncesi ve sonralarında da futbolu hem teorik hem de pratik olarak sürekli çalışmalarını tavsiye ediyorum.

     

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!
    Yorum yazın
    Yorum yazabilmek için üye girişi yapmalısınız. GİRİŞ YAP
    • İmlası çok bozuk, büyük harfle yazılan,
    • Habere değil yorumculara yönelik,
    • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
    • Çok kısa ve konuyu zenginleştirmeyen yorumlar
    • KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
    • Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.
    Bolu'nun Rwitter Günlüğü
    Tüm Twitter Günlüğünü göster

    Sizden Gelenler
    Site içi arama
    Cumhuriyet Caddesi İnci İş Merkezi No:32   Tel: 0 374 217 82 85   Faks: 0 374 217 82 95
    1.6402518749237